Tarikatı göreve çağırıyorum

xxxx111

Doğu Türkistan'da meydana gelen Uygur Türkü kıyımı hepimizin yüreklerini dağladı, içimizdeki isyan duygularını ayaklandırdı. Dış politikada aculluk iyi bir şey olmadığı için önce yavaş davransa da, hükümet de sonunda sert tepkiler vermeye başladı...

Yine de yeterince ulusal bir tepki verilebildiği söylenemez. Her gün yüzlerce insanın canını alan kıyımın durmaması kabul edilebilir bir şey değil.

Ankara'da kurduğu ilişkiler sebebiyle en etkili ülke hangisidir biliyor musunuz: Dünyanın tek süpergücü Amerika? İkinci bir süpergüçlüğe namzet ülke Rusya? Üyesi olmak için olağanüstü çaba sarf ettiğimiz Avrupa Birliği? Milyonlarca insanımızın yaşadığı Almanya? İngiltere? Fransa?

Bu ülkelerin hepsinin Ankara'da bir etki çarpanı var elbette, ancak -bazılarınıza çok iddialı görünse de- benim bu alanda açık ara lider saydığım ülke başka: Çin... Tespitim biraz ilk elden gözleme, biraz da izlemeye dayanıyor...

Bundan yıllar önce benim de Çin Büyükelçiliği'ne iki kez gitmişliğim, damak tadımıza uygun hazırlanmış yemeklerini tatmışlığım var. Zaman gazetesi grubu olarak ağırlanmıştık her iki davette de; o sıralarda fazla ihtilâf noktamız bulunmadığı için, Çinli evsahiplerimizle havadan sudan konuşmuştuk. En fazla ileri gidenimiz, “Ülkenizdeki Türklerin durumu ne?” gibi çok genel bir soruyla yetinmişti.

Hemen her büyükelçilikte Türkçeyi iyi konuşan diplomatlar vardır da, fark ettiğim, Çin Büyükelçiliği'nde görevli herkesin Türkçeyi mükemmel konuşmasıydı. Bizim Hariciye bilinen dillere fazla önem vermez atamalarında; Rusya'ya Rusça öğrensin diye gönderdiği diplomatın Rusça konuşulan bir ülkede görev yapmadan emekli olma ihtimali bayağı yüksektir. Almanca veya Fransızca eğitim veren liselerden mezun olup meslek hayatında o dillerin konuşulduğu ülkelerde hiç görev yapmamış diplomat çoktur.

Çinliler ise Türkiye'ye gönderdiği diplomatının Türkçe bilmesini sağlar; gelmiş geçmiş bütün büyükelçilerinin Türkçe bilgisi tanışanların beynini kamaştırır...

Ankara'da güçlü bir lobisi de vardır Çin'in... Türk medyasında da temsil edilen 'Baytaşi Tarikatı' üyeleri her yıl Çin'e davet edilir, gezdirilir...

Yukarıdaki cümlede 'Baytaşi Tarikatı' ismini görenlerden şaşıran çıktı mı? Sanmıyorum. Burada fırsat buldukça takıldığım bir gruptur bu ve 'Baytaşi Tarikatı' da kendilerine verdikleri isimdir. Tarikat üyeleri arasında her önemli meslek alanından ünlü kişiler vardır.

Şu kadarını söylesem herhalde yeterli olur: Hükümetin ve Ak Parti'nin '2 numaralı' koltuklarında oturan iki politikacı bu grubun etkinliklerini aksatmaz. Etkinliklerine ara sıra TBMM Başkanı Köksal Toptan da katılır.

Grubun gazeteci üyelerinden biri Tarikat'ı şöyle tanıttı Milliyet okurlarına: “Daha önce de yazmıştım. Başkentin en güçlü tarikatı 'BAYTAŞİLER'dir. / Şeyhi Kemal Baytaş'ın soyadını taşır. / Aralarında başbakanların, bakanların, milletvekillerinin, yüksek yargı mensuplarının, büyük bürokratların, gazetecilerin, hekimlerin, avukatların, işadamlarının bulunduğu bir dostlar çemberidir bu... / Tarikat dediğimize bakmayın. Alkol alanı da vardır, almayanı da... Kimsenin inançları ayrım konusu değildir. / Tam lâik ve Atatürkçü bir dostluk çemberi...”

Bizim Abdülkadir Selvi, grup üyesi yazarın, lidere, '28 Şubat Şeyhi' lâkabını taktığını yazmıştı.

Çin'le bu denli içli-dışlı olan bir grubun şu sıralarda Doğu Türkistan'da meydana gelen göz yaşartıcı gelişmeyle yakından ilgilenmesi gerekmez mi? Çin'e son gidişlerinde kendilerini bir Uygur Türkü ağırlamış, bölgeye gitmelerini de sağlamıştı.

Nereden mi biliyorum? Grubun bir başka gazeteci üyesi yazmıştı da ondan.

Okuyalım: “Kemal Baytaş 'Türk-Çin Dostluk Derneği'nin kurucu başkanı. / Her yıl Çin'e davet ediliyor. / Ve 'heyetine' bilim adamlarını, yüksek yargıçları, üst bürokratları, siyasetçileri, turizmcileri, gazetecileri dahil ediyor. (..)

“Kemal Baytaş'la birlikte 'heyet olarak' Çin'e gittik. / Çin Parlamento Başkan Vekili ve Çin-Türk Dostluk Derneği Başkanı İsmail Ahmet bizleri akşam yemeğinde ağırladı. / Baytaş 'iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerine katkısı nedeniyle' İsmail Ahmet'in yakasına bir 'madalya' taktı. Sonra da 'sizden bir ricam var' dedi: / Arkadaşlarımı Uygur Özerk Bölgesi'ne (Şinciang) götürmek istiyorum. / Çinliler 'Türk heyetlerine bu bölgenin kapısını pek aralamazlar.' / İsmail Ahmet 'Kemal Baytaş Efendimiz' diye söze başladı: / Çin'de istediğiniz her yere girebilirsiniz... Uygur Özerk Bölgesi'ne de gideceksiniz.”

Çinliler'in liderinden “Kemal Baytaş Efendimiz” diye söz ettiği gruptan şu sırada daha aktif olmasını bekliyoruz.

DÜZELTME: Önceki gün çıkan Kulis'te verdiğim 'iki klozet' ve 'mürebbiye' bilgileri Hasan Cemal'den değil Zaman gazetesinde çıkmış bir yazıdan alınmıştı, dikkatimden kaçmış. Düzeltirim. T. K.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.