Tayyip Erdoğan’a Parti İçi Darbe Teşebbüsleri

Tahsin AKPINAR

Bir önceki yazımızın sonucunu “Uluslararası sistemin, Tayyip Erdoğan belasından(!) kurtulmak için, azgınlaşan terörden ve uzun mücadelelerden bunaldığını varsaydıkları muhafazakar Türkiye kamuoyunu, çomak ve havuçlama konsepti(!) ile pes ettirerek, irade gaspı için şeytanı sağımızdan yanaştırma niyetlerini okuyabilecek çaptayız elhamdulillah.

Bütün bu gürültünün, “Sağlam İradeli Uyanık bir Uzun Adam”ın, bütün uyuyanları uyandırma gayretinden kaynaklandığını, çok iyi biliyoruz.

Esas diyeceklerimiz bir sonraki yazıya kalsın...” diye bağlamıştık. Işte şimdi bu hassas konuya devam ediyoruz. Evvela, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın selefi Abdullah Gül ile görüşmesi ve Abdullah Gül’ünde medyada rahatsızlığını ifade eden isimlerle ayrıca görüşmesini önemsiyorum. Işte bu yüzden, yazının, kurguladığım jargonunu, tekrar bay pas ederek yazıyorum.

Uluslararası sistemin lordları tarafından, Türkiye kamuoyuna, “Herkesle başımızı belaya sokan(!)” Tayyip’ten kurtulmak için uzatılacak olan havuç şudur: Suriye krizi, artan terör ve Pkk’nın kısmen kösteklenmesi karşılığında Uzun Adam’ın feda edilmesidir.

İşte “Göbeği Kaşınan Adam” bunu hiç zorlanmadan okuyabildiği için böyle bir konjektörel metal fırtınanın sabahında, Tayyip Erdoğan’a karşı gerçekleştirilen her hangi bir çıkışı ihanet olarak okumaktadır. Hiç değilse, CHP eski genelbaşkanı Deniz Baykal kadar bir devlet adamlığı refleksi göstermelerini hararetle beklemektedir. Bunu, Ak Parti yanlısı internet medyasının bu konudaki haberlerinin altına yapılan yorumlardan, sosyal medyadan, kahvehanelerden, cami çay ocaklarından çok rahatça görebilirsiniz.

 

Velevki Bülent Arınç Doğru Söylüyor!

 

Şöyle bir zamanda, böyle bir çıkışın mazur görülmesi beklenemez. Sayın Bülent Arınç abimizin yaptığı açıklamalarda, kendini koca çınar olarak lanse etmesi “ki öyledir” yakışıksız olmuştur. Bilmem kaçıncı dönem TBMM başkanı gibi tirtlerede ihtiyacı yoktur zatı alilerinin. Çünkü yıllar yılı onu seven kitleler, bu dava uğruna göstermiş olduğu fedakarlık ve cefakarlığı çok iyi bildiklerinden, işin etiket boyutuyla hiç ilgili olmadan bir “abi” şefkatiyle, etiketsiz olduğu zamanlardan beri severler kendilerini. Ki bende, şahsen, onun için severim.

 

Velevki, bazı şeyler doğru bile olsa “devlet sırrı” diye bir şey vardır ve bunlar öyle kızınca, gücenince, orta harmana saçılmaz, saçılmakla tehditte edilmez! Arabanın şöförünün, yolda giderken, ileri geri yaptığı manevralardan dolayı suçlanması, yalancı pozisyonuna düşürülmeside siyasetin gerçeklikleri ile asla uyuşmaz. Geminin geri manevra yapması, ileri yapacağı manevra için hareket kabiliyeti sağlayacak “alan açmak” olabilir! Kaldıki, “ricat hattı” deyu bir şey vardır abiler!

 

Hey hat... Gelde anlat desek, bu bile hakaret olmaz mı Bülent Arınç abimize? Çünkü o, zaten bunları ülkemizde en iyi bilenlerin başında geliyor. Bülent Arınç’ın “2 saatlik programda bildiğim ve şahit olduğum olayların küçük bir bölümünü anlattım” diyerek “çınarın gölgesi” ile medyadaki bazı hadsizlere had bildirme teşebbüsüne yönelmeside faciayı derinleştirmekten başka bir işe yaramamıştır. Bazı terbiye sınırı tanımayanlara dönük bu çıkışta, temelde Tayyip Bey’e dönük bir tehdit olarak okundu kamuoyunda.

Haşhaşi kalkışmasının devam ettiği ve contası yanık cuntacıların, Tayyip Erdoğana idam sehpasını işaret ettikleri bir dönemde, bu gibi çıkışların, Batı Avrupa siyasetinde algılandığı gibi normal bir düzlemde anlaşılmasını beklemek, hiçte normal bir hareket değildir. Nitekim, haşhaşi taifesi ricalinden Yurt Atayün isimli eski polis şefinin sosyal medya hesabından “Sizin en büyük hatanız, Hocaefendiyi sıradan bir hoca; cemaatini de sıradan cami cemaati sanmanız oldu. Geçmiş olsun!” yazması bile bu cüretkarlığın henüz bastırılamadığını göstermektedir.

 

Işte, bu yüzden, Tayyip Erdoğan’a karşı yapılan bütün çıkışlar velevki  yüzde yüz haklı gerekçelere dayansa bile “ki bu böyle değildir” bu, Ak Parti tabanı tarafından, Tayyip Erdoğan’dan, önce partinin, sonrada ülkenin anahtarlarının teslim alınması çabası olarak okunmaktadır. O zaman herkesin şunu iyi bilmesinde fayda var:

Ak Partiyi isteyenler sadece Tayyip Erdoğan’la vuruşmak zorunda değiller. Aynı zamanda Ak Parti’nin tabanı ilede vuruşmak zorundadırlarki zaten böyle bir teşebbüs hem müteşebbislerini yok eder, hemde bu durumda ortada sahip olunabilecek bir Ak Parti kalmayabilir. Işte bir kısım fitne odakları bu ihtimale oynayıp, haşa huzurdan dışarı “itte ölse kar, kurtta ölse kar” diye böyle bir savaşın geri dönülemez şekilde başlaması için her türlü fitne ve tuzaklamayı yapıyorlar.

Eleştirilerini, bir kısım haklı görünebilecek gerekçeler üzerine bina ederek, meşruiyet açmazına düşmemek için yoğun efor sarfedenler ve Reisin öfkesinden çekindiği için şimdilik zamana oynayanlar, geçmişte Bülent Arınç’ın Abdullatif Şener’e kameralar yoluyla yönelttiği şu soruyu kendilerine sorsalar iyi ederler:

Bizi (Tayyip Beyi) eleştirenler, seni neden alkışlıyor?

“Tuvaletlerin kapısının arkasına bile yazılamayacak ifadelerle bize saldırılmasının akıl tutulmasından başka izahı yoktur. diyen Hüseyin Çelik hiç bir konuda olmasa bile bunda  yerden göğe kadar haklı. Ama, “Sitem eden, kırgın olan veya zarar vermemek adına kenarda duran herkese sanki kunduramdan bir çivi düşmüş” muamelesi yaparsa, gün gelir yalın ayak kalmak mukadder olur. Bizden söylemesi.” diyor ya, işte orda kesinlikle haksız. Tayyip Beyin ne kadar vefalı olduğunu cümle alem biliyor. Bilmeyenler Gürsel Tekin’e sorsunlar, o onlara anlatır!

Tayyip Erdoğan’ı saf dışı etmek isteyenlerin bilmesi gereken bir şey daha var: İnanın, darbeci cuntacılar, o günün sabahına, şayet erişebilirlerse, daha kimlerin kimlerin defterini dürmek için sabırsızlanıyorlar? Cuntacılardan “aferin bekleyenler” Etem Menderes’ten ibret alsalar iyi olur. Rahmetli başvekil olacakmış izlenimi edinmiş miş bir zamanlar!

Hoca Efendilerine adeta tapanlar, Tayyip Erdoğan’ın her dediğini tam demokratik düzleme cetvelleyip bin bir yanlış bulma çabası sergiliyorlar mı? Ak Parti tabanı tüm bu saçmalıkları gülerek izliyor!

Darbeci komitacıların bilmedikleri şu: Bu cami ve caminin cemaati, camilerinin duvarına itlerin işemesine müsade etmez. Eceli gelen buyursun. Evet biz onlar gibi cami cemaati zannedilmiş bir cemaat değiliz. Biz bildiğiniz cami cemaatiyiz.

Mail : akpinartahsin@hotmail.com

Twitter: @akpinartahsin

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.