Tükettikçe Tükeniyoruz

Fatih AYDIN

Üsküdar – Eminönü seferi yapan bir motordayım. 2 sıra önümde 28-30 yaşlarında bir adam. Önündeki masanın üzerinde çantasını açtı ve içinden bir dizüstü bilgisayar çıkardı. Ardından bir tablet bilgisayar, bir kulaklık, cebinden bir akıllı telefon derken masanın üzeri minik bir sergiye dönüştü.

Genç adam bilgisayarı açtı. Ekranda tanınmış bir din alimi belirdi. Kulaklığı taktı ve hocaefendinin anlattıklarını dinlemeye başladı. Dinlerken sağa sola, hatta abartıp arkalara bakmayı da ihmal etmedi.

Dizüstü bilgisayar açıkken arada bir tablet bilgisayarını kontrol ediyor, akıllı telefonunu elinden düşürmüyordu. 20 dakikalık yolculuk içinde en az 8-10 kez tablet bilgisayarına baktı.

İktisat-İşletme eğitimi almış dostlarımızın çok yakından bildiği bir kavram vardır: İkame Mallar!

‘’İhtiyaç halinde birbirlerinin yerine geçebilen aynı tür mallardır. Bunlardan birinin fiyatı düştüğünde diğerine olan talep azalır; birinin fiyatı yükseldiğinde, ötekine olan talep artar.’’ şeklinde teorik bir tanımlama yapılır.

Bu vatandaşımızın internet ihtiyacı düşünüldüğünde dizüstü bilgisayar, tablet bilgisayar, akıllı telefon aynı işi yapan cihazlar. Üstelik her biri fiyat olarak azımsanamayacak kadar yüksek rakamlara alınabiliyor. Bu kardeşimizin ekranında dini sohbet, masasında gösterişe alamet cihazlar vardı.

Bilgisayar varken vapurda tablet bilgisayarı kullanmanın lüzumu nedir? Ya da akıllı telefondan e-posta kontrolü yaparken, tablet bilgisayarı kullanmanın maksadı nedir? Değişken şekilde alternatif sorular çoğaltılabilir.

Şahit olduğumuz bu olay israf değil de nedir? Oysaki Allah israf edenler sevmez! (Ar’af 31)

Bir cep telefonunun yeni modeli için günlerce mağaza kapılarında rezil rüsva olan, bindiği araba, oturduğu ev, yemek yediği restaurant ile insanlığını ölçen insanlarımıza üzülmemek elde değil.

2.000 TL. fiyatla telefon alan asgari ücretli, maaşının üç katı kredi kartı limiti açtırarak ocağını külleyen insanlar, tüketim rüzgârına ve özenti seline kapılan bilinçsiz Anadolu çocukları var bu ülkede.

Öteden beri milli ve manevi değerleri savunan bir iş adamının başka bir olayı anlatırken, konuyla ilgisi olmayan; ‘’Amerika’da ….. mağazasındayım. Arkadaşıma …… alacağım’’  diyerek söze başlamasını hatırladığımda müstehzi bir gülümseme doğar yüzümde. Her seferinde tevazudan bahseden son derece mütevazı olduğunu belirten bu dostumuz -laf arasında- ben zenginim, Amerika’ya gidebiliyorum, üstelik 2 tane de ….. aldım diyerek aslında ‘’tevazunun kanatlarında kibirin doruklarına’’ çıkmış olmuyor mu?

Yeryüzünde aç bî ilaç bekleşen her biri bizim gibi etten kemikten ve duygudan yaratılmış insanların yüzü suyu hürmetine lütfen ve keremen bilinçsizce ve gereksizce tüketmeyelim.

Hepimiz bir şekilde Kapitalizmin değirmenine su taşıyoruz. Hiç olmazsa taşıdığımız suyu azaltalım. 2 milyon dolara ev alırken, barakasının camlarına naylon yapıştırarak soğuktan korunmaya çalışanları unutmayalım.

İnsanlığımızı tüketmeyelim!

Tükettikçe tükenmeyelim!

Tekrar buluşuncaya kadar yüzünüzden tebessüm yüreğinizden sevgi eksik olmasın efendim.

Hoşça bakın zatınıza

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.