Türkler De Kürtler De Cennete Giremeyecek!!!

Ahmet BULUT

Dünyaya gelmem de benim bir tercihim yok. Kadın veya erkek olmamda da bir tercih bana sorulmadı. Hangi anne ve babadan doğacağım, hangi topraklarda dünyaya geleceğim de. Bunlar Allah’ın takdiridir. Bu böyle olduğu halde nasıl olurda bir ırk diğerine üstünlük iddia edebilir?

 

Sevgili Peygamberimiz (SAV) veda hutbesinde bizlere en güzel uyarıyı yaptı. Irkçılığı yasakladı, siyahın beyaza, beyazın siyaha üstünlüğü olmadığını ilan etti. Asırlardır süren kavgayı ortadan kaldırdı. Bugün bize ne oluyor ki O’nun (SAV) ayaklar altına aldıklarını başımıza taç yapıyoruz?

 

Bu satırların yazarı, geriye doğru beş nesil baba ismini ancak bilebiliyor. Bildiklerinin hepsi de Türk. Fakat bu benim için üstünlük sebebi değildir. Çünkü bu benim tercihimle, irademle olmuş bir şey değildir. Nesebe bağlı üstünlük ve ayrıcalık olsaydı, Hz Nuh oğlunu, Hz İbrahim babasını, Hz Lut hanımını, Hz Muhammed (SAV) amcasını kurtarırdı. Allah’ın seçtiği kullarına vermediği bu ayrıcalığı bize kim verdi? Peygamber oğlu, eşi, babası, hanımı olmak iman ve takva olmazsa işe yaramıyor. Söyler misiniz bana bizim ırkımız bizi nasıl üstün yapar?

 

Üç yıldır ülkemizi karış karış dolaşıyorum. Doğuda bir iki il haricinde gitmediğim yer kalmadı. Oralara gittiğimde hep Kürt kardeşlerimin evlerinde kaldım, sofralarında yedim, saatlerce sohbet ettim. Benim Çanakkale’de doğup büyümem ve Türk oluşum, onların doğuda doğup büyümeleri ve Kürt olmaları hiç problem olmadı. Bizi bir araya getiren, kucaklaştıran, aynı sofrada yediren, saatlerce sohbet ettiren şey; aynı Allah’a ve Peygambere (SAV)  inanmamız, aynı dinin mensupları olmamız, aynı kıbleye yönelmemiz, aynı kitabı okuyup hayatımıza kılavuz yapmamızdır. Aramıza nifak tohumu ekenler, bizim kucaklaşmamızı çekemeyenler, bizi biz yapan değerlerden mahrum edenler ve etmek isteyenlerdir.

 

Yıllardır İslam’ı öğretmek, yaşamak nasıl problem edildiyse ve hâkim zihniyet kendine düşman olarak hedef aldıysa, aynı şekilde doğuda da Kürt kardeşlerimize benzeri yapıldı. O ırka mensup olmak suçlu olmak için yeterli görüldü. O kardeşlerimizi kucaklamak ve bu vatanın asıl unsuru olarak kabul etmek yerine her türlü baskıya maruz bırakıldı. Başkalarının kucağına itildi. İslam’a gönül verenlerin derdi de ortaktır. Çünkü ırkımız ne olursa olsun değil mi ki Müslümansın ve bir gayen var sen potansiyel olarak suçlusun. Hep böyle görüldü. Yakın tarihte yaşadıklarımıza ve yaşananlara hepimiz şahidiz. İmam Hatip’te okumak, Kur’an Kursu’nda eğitim almak, İslam’ın emrini yerine getirmek için hanım kardeşlerimizin başlarını örtmesi, başörtüsüyle okula gitmeleri, belli mekânlara girmeleri, bu şekilde görev yapmaları hala YASAK değil mi? Bunlar hepimizin ortak problemi değil mi? Bütün bu problemlere topyekûn bir çözüm üretilmeli değil mi? Parça parça yapılan pansuman çözümler kalıcı çözüm sağlamayacaktır.

 

İslamı kendine yaşam olarak tercih eden bütün mümin kardeşler aramızdaki ihtilafları tefrikaya dönüştürmeden birlikte çözüme odaklanmalıyız. Bunun için gerekli altyapı çalışmalarını yapıp gerekli mercilere tercihlerimizi sunmalıyız. Ama önce biz bir araya gelip öncelikli meselelerimizi tespit etmeliyiz. Birlikte çözüme giden yolları bulup üzerinde durmalıyız. Hakkımızı hukuki yollardan aramalıyız. Biz hakkımızı talep etmedikçe kimse bize buyurun bu sizin hakkınız, lütfen kabul buyurun demeyecektir.  Öyleyse biz işe kendimizden başlayalım. Rabbimin tavsiyesini baş tacı edelim:

 

Muhammed Allah’ın Resûlü’dür. Onunla beraber olan (mü’min) ler, kâfirlere karşı çok şiddetli, kendi aralarında ise çok şefkatlidirler.[1] Bu ayetin izahında Feyizli Hoca şöyle bir izahta bulunmuş:

 

Hz. Muhammed ile beraber olmayı kabul edenler, İslâm’a karşı açık veya gizli düşmanlık edenlere karşı sert ve vakarlı olmuşlar, şirk, küfür ve tâğûtla mücadele edip tevhîdi hâkim kılmayı gaye edinmişler, birbirlerine karşı da oldukça merhametli olmuşlardır.[2]

 

Evet, ne Türkler sadece Türk olduğu için ne de Kürtler sadece Kürt olduğu için Cennete giremeyecek. Sadece Allah ve Resulüne iman edip imanlarının gereğini yerine getirenler cennete girecekler. Irkımız cennete girme vesilemiz değildir vesselam. Son olarak Efendimiz’in (SAV)  şu mübarek sözleriyle yazımızı bitirelim:

 

İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız…

 

Ey Allah’ın kulları kardeşler olunuz…

 

www.ahmet-bulut.com

 

 

 



[1] Fetih Suresi, 29

[2] Feyz’ül Furkan Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.