TÜSİAD ne diye bu işlere karışıyor ki?..

xxx98

Büyük iş dünyasının örgütü TÜSİAD’ın yeni Başkanı Ümit Boyner’in geçen günkü ilk açıklamalarını okurken anımsadım.
1990’larin sonuydu.
Türkiye’nin önde gelen işadamlarının, diplomat ve gazetecilerinin bulunduğu bir yemek masasında söz Kıbrıs’tan açılmıştı.
Bir işadamı, Kıbrıs sorununun artık çözülmesi gerektiğini, çünkü birçok bakımdan Türkiye’nin manevra alanını daralttığını, enerjisini tükettiğini, ayrıca Avrupa Birliği yolunu kösteklediğini söyledi.
Yanımda, Mülkiye’den büyüğüm olan, Dışişleri’nin kıdemli büyükelçilerinden biri oturuyordu. Türkiye’nin iç siyasetini pek o kadar yakından izlemeyen ve sıkı bir Denktaşgil olan diplomatımız kulağıma eğilip demişti ki:
“İşadamları ne zamandan beri Kıbrıs’la bu kadar ilgileniyorlar? Kıbrıs onların anlayamayacağı kadar girift bir meseledir.”
Köprülerin altından ne kadar çok sular aktığının farkında değildi bu diplomat arkadaşım...
Oysa ekonomisi dışa açılan, rekabet gücü gelişen, git gide büyüyen ve sivil toplumu hızla güçlenmeye başlayan bir Türkiye’de iş dünyasının Kıbrıs’la yakından ilgilenmesi bir sürpriz değildi.
Kıbrıs olsun, Kürt sorunu olsun bazı temel sorunlar, Türkiye’nin kalkınması açısından sivil-asker bürokrasinin tekeline bırakılamayacak kadar önemli meseleler haline gelmişti çoktan beri.
TÜSİAD, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden itibaren kendi gündemine Türkiye’nin neredeyse bütün temel sorunlarını koymuştur.
Demokratikleşme meseleleri, hukukun üstünlüğü ve yargı, yerel yönetim reformu, Kürt sorunu, Avrupa Birliği üyeliği, işsizlik ve ekonominin yapısal sorunları gibi çözüm rayına oturtulduğu zaman Türkiye’nin önünü açabilecek sorun ve çözüm yolları hakkında ciddi raporlar hazırlatmıştır. Arada bir yalpalamış olsa da, bu konularda siyaset erbabıyla, hükümetlerle sert tartışmalara girmekten de kaçınmamıştır.
Bu açılardan TÜSİAD’ın yeni Başkanı Ümit Boyner’in Pazartesi günkü açıklamaları umut vericidir.
Hükümete, askere yönelik eleştirileri ve yeni anayasa yapılmasına, yüzde 10 seçim barajının düşürülmesine, üniversitelerde türban ve başörtüsü yasağının kaldırılmasına ilişkin çağrıları yerindedir. Meslek liseleri ve imam hatipler konusunda doğru şeyler söylemiştir.
Ergenekon davasıyla ilgili bazı uyarıları da, askerin seçilmiş sivil otoriteye tabi olması gerektiğini belirtmesi de isabetlidir. İşsizlik ve IMF konularına yaklaşımının da altını çizmekte yarar vardır. 
İyi güzel de, TÜSİAD’ın üstüne vazife mi, ne diye karışıyor bütün bu işlere?..
Bu soruyu hâlâ sorabilenler yok değil. Onların bilmedikleri bir nokta var.
Türkiye bugün dünyanın en büyük on yedinci, Avrupa’nın en büyük altıncı ekonomisidir. Daha da büyümeye aday dinamik bir ekonomidir bu.
Böyle bir ekonominin daha çok büyümesi için Türkiye’nin hem kendi içinde hem çevresinde, barış ve istikrar kuşağına ihtiyacı vardır.
Kürt, Kıbrıs, Alevi, Ermeni sorunlarından kurtulmuş, demokrasi ve hukuk devletini yerli yerine oturtmuş, AB yolunda yürüyen bir Türkiye çok daha büyük bir hızla kalkınır, zenginleşir.
İş dünyası da bunu istiyor.
Fena mı yapıyor?..
Türkiye’nin paçalarından ya da eteklerinden çeken bir takım sorunlardan kurtulması şart, ileriye gidebilmesi için...