UMRE HATIRALARI (II)

Ünal SADE

KUTSAL MEKÂNLARA SAYGISIZLIK

 

Yazının başlığına bakıp hemen atalarımızın mübarek topraklardaki izleri olan ve bugün maalesef bilinçli bir şekilde yok edilmiş eserlerden yani: Mekke’deki Mualla, Medine’de ki Baki mezarlıklarındaki Ashab-ı Kiram’a ve Peygamber Efendimiz’in yakınlarına ait mezar ve türbeler, Osmanlı Kışlası, Ecyad kalesi, Kabe çevresinde yer alan dört mezhep mensuplarının makamları…vs. Bahsedeceğimi sanmayın.

 

Bunları pek çoğumuz zaten biliyoruz. Eğer konuşulanlar doğru ise maalesef Kâbe’deki son Osmanlı hatıralarından olan revaklar da Kurban Bayramından sonra yıkılacakmış. Atalarımızın Kâbe’ye saygıdan Kâbe’den alçak tutarak yaptığı 500 küçük kubbeden oluşan “Revak” ları belki de son kez görmüş olanlar arasında yer aldık.

 

 

 

Kâbe’nin sağında ve solunda gördüğünüz küçük kubbeli yapılar “Revak” adını verdiğimiz Mimar Sinan yadigârı kültür mirasımız.

 

 “Ecyad Kalesi” yıkılıp yerine devasa oteller yapılırken sahip çıkamadık şimdi buradan yetkili, yetkisiz tüm insaf sahiplerine seslenmek de istiyorum planlarını Mimar Sinan’ın hazırladığı;  Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle ancak 1590 da Mimar Mehmet Ağa tarafından uygulanan ve bence bizim dışımızda tüm İslam aleminin ortak kültürel mirası olarak algılanması gereken bu revakların yıkılmaması için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.

 

İnsanlık ve İslam tarihinin kültürel mirasına sahip çıkmak hepimizin görevi…

 

Ancak benim burada esas değinmek istediğim kutsal mekânlara yapılan başka bir saygısızlık. Maalesef bu saygısızlık en çok da bizim insanımız tarafından yapılıyor.

 

Mübarek topraklarda nereye gitseniz (Sevr, Uhud, Hira, Peygamber Efendimizin doğduğu ev …) bizim hacılarımızın bıraktığı çirkin izler…

 

Neler mi?

 

Buyurun beraber bakalım resimlere:

 

Aşağıdaki resmi “Uhud” dan. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “ Uhud öyle bir dağdır ki, o bizi sever, biz de onu severiz” (Buhari ve Müslim Hadisi) buyurduğu mübarek dağdan…

 

Böylesi bir dağa nasıl saygı duyulmalı sizce?

 

 

 

 

“Uhud’un her yanında kayalara yazılmış duvar yazıları var maalesef. İşte bir örnek.

 

Şimdi sizlerle üç fotoğraf daha paylaşmak istiyorum. Bu fotoğrafları da Hz. Peygamber’in doğduğu evin yerine yapılmış olan kütüphane binasının duvarlarından:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aslında sözün bittiği bir yerdeyiz.

 

İnsanımızın mübarek topraklara hac ve umre ziyareti için götürülmelerini ticari potansiyeli sebebiyle tekellerinde tutanlara “el insaf” demek istiyorum. Kendi belirledikleri rekabetsiz ücretlerle akın akın ziyaret için sıraya giren insanlarımızı keyifle kur’a ya tabi tutan ama onlara gereken eğitimi vermeyen yetkililere ne demek lazım?

 

Burada amacım kimseyi ayıplamak değil. Buraya koyduğum fotoğraflar sadece örnek. Ben buraya yazı yazanlara değil; O insanları oraya gereken eğitimi vermeden götüren sisteme sitem etmek istiyorum.

 

Bu sistemin de sorgulanma zamanı geldiğini düşünüyorum. Ve soruyorum neden bu işler hala “tekel”. Her şeyi özelleştiriyoruz. Tütün piyasasından, iletişime, tv-radyo yayıncığına, enerji piyasasına kadar her şeyin üst kurulu var da neden burada hala bir “tekel” var ve bir düzenleyici kurum yok? Neden her şeyi denetleyen “Rekabet Kurumu” burada devrede değil? Acilen “Hac ve Umre” hizmetlerinin liberalleştirilmesi ve bir düzenleyici kurul tarafından da “yönlendirme ve denetime” tabi tutulmaları gerekir diye düşünüyorum. Karayoluyla hac-umre, bireysel ziyaretin önünün açılması da bu tekelin ortadan kalkması ile mümkün olabilecek gözüküyor.

 

Böylece hem ücretlerde, hem hizmet kalitesinde hem de eğitimde ciddi gelişmeler olacağına hiç şüphem yok.

 

 

KUTSAL MEKÂNLARIN HALİ PERİŞAN

 

 

Bu hatıratın pek çok yerinde kısmen değindim. Mübarek topraklarda “Mescid-i Nebevi” ve “Kâbe” dışındaki pek çok özel mekân perişan vaziyette.

 

Her biri birer SİT alanı olması gereken Uhud, Hira, Sevr, Arafat, Hz. Peygamber’nin doğduğu ev… Kaderine terk edilmiş. Uhud’a gidiyosunuz Hz. Peygamber’in savaş sırasında sığındığı mağara hayvan pislikleriyle dolu. Hz. Peygamberin “ Uhud öyle bir dağdır ki, o bizi sever, biz de onu severiz” (Buhari ve Müslim Hadisi) buyurduğu dağ cahil insanların “yazı duvarı” haline gelmiş. Çevre gecekondu görüntülü binalarla dolu. Hz. Hamza’nin şehitliğinin ve “Okçular Tepesi” nin çevresi kötü bir panayır gibi.

 

Nereye gitseniz durum aynı. Her yer bakımsız ve pis. Hiç birinde bir görevli yok. Çok mu zor buralara bir düzen getirmek.

 

Çok mu zor buraları SİT alanı mantığıyla yönetmek?

 

Elbette hayır.

 

Hayal ediyorum. Mesela Uhud: Çevredeki tüm gecekonduvari binalar yıkılmış, Uhud, Okçular Tepesi ve Hz. Hamza Şehitliğini kapsayan alanı estetik bir şekilde koruma çemberine alınmış, giriş görevlilerin kontrolünde cüz’i ücretlerle girilir hale getirilmiş.

 

Yeşil alanlar ve dinlenme imkânlarıyla donatılmış. Görevliler tarafından sürekli temizlenen ve ziyaretçilerin bu mekânlara zarar vermesini engellemek için önemli bölgelerde güvenlik görevlilerinin sürekli görev yaptığı, gece ışıklandırılan bir alan.

 

Çok mu zor? Üstelik giriş ücreti ile kendi finansmanını da kendi sağlayacak bir model.

 

Tuvaletler, abdest alma yerleri yapılmış, ibadet ihtiyacı için mescitlerle donatılmış bir mekân…

 

Tabii ki zor değil. Suudi Arabistan Yönetiminin elbette kendi topraklarında tasarruf hakkı var dilediği gibi yönetir. Kendi dini anlayışının bu mekânlara bir bakışı da olabilir ama buraların tüm İslam âleminin ortak değeri olduğu gerçeğini de kabul etmesi ve dinin temel kurallarına aykırı olmayacak şekilde “genel beklentileri” karşılayacak şekilde düzenlenmesi konusunda istişareci bir tutum içerinde olmasını beklemek de hakkımız diye düşünüyorum.

 

 

 

 

Uhud, Okçular Tepesi ve Hz. Hamza’nın şehitliğinin de bulunduğu alan sahipsiz, bakımsız bir panayır görüntüsünde… İnsanı gerçekten üzen ve düşündüren bir manzara

Devam edecek...

 

 

unalsade@mynet.com

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.