VELİ Mİ NİMET ÖĞRETMEN Mİ?

Fatma Ç. KABADAYI

Çevrenizdeki insanlara bir bakın.

Onları öğrenci velisi, kendinizi öğretmen olarak düşünün. Ben düşünmüyor nadiren yaşıyorum, yaşananları görüyorum, okuyorum ve tablo çok ürkütücü.

Öğretmenlik fedakârlık ister.

Genellikle bir çocuk okula kayıt olduktan sonra birçoğunun anne ve babası birer profesör oluverir fakat okumamış profesörlerden. Cahil bir profesörün topluma ne kadar zarar vereceğini hayal bile edemezsiniz. Bir söz vardır, “Bir şey biliyorsun konuş, ibret alsınlar, bir şey bilmiyorsan sus da adam sansınlar.” Bizde bilen de bilmeyen de konuşur durur.

Anne baba o kadar bilgilidir ki önce kulaktan dolma bilgilerle öğretmen seçmeye çalışır. “O öğretmen iyi değil, diğerini istiyoruz.” diyerek önce idareyi meşgul eder ardından da çocuk okula başlar başlamaz öğretmeni göz hapsine alır. Öğretmenin olumlu özelliklerini göz ardı eder ve “Bir açık bulabilir miyim?” düşüncesiyle hayatı kendine ve çocuğuna hatta öğretmene dar eder. Öğretmene gerekli gereksiz sorularla, önerilerle, eleştirilerle yaklaşır. “Ama ben toplu beslenme istemiyorum!” derken şu cevabı bekler. “Ah, nasıl da düşünemedim, lütfen beni mazur görün, hemen değiştirelim normal beslenmeye geçelim, diğer yirmi dokuz öğrenci velisinin ne düşündüğü ve benim aldığım karar hiç önemli değil. Önemli olan sizin ne istediğiniz. Derhal değiştiriyorum!”

Bundan kaç yıl önce hatırlayamıyorum, daha dergiler kullanılırken, yine çok bilgili (!) bir velim, sene başı toplantısında bana şöyle bir soru yöneltti:

“Dergiyi seçerken bana niye sormadınız?”

Bu bayanın bu kadar cahil olmasına ağlamak mı yoksa bu kadar saygısız olmasına sinirlenmek mi gerekir? Biz dergiyi veliye soracaksak neden on altı yıl eğitim alıyoruz, neden bu kadar sınavı geçmek zorundayız ve neden bir yıl stajyer kalıyoruz? Kendisinin dergileri neye göre seçeceği aşikâr değil mi? Derginin resimlerine, kalınlığına bakacak ve büyük ihtimalle de ucuz olanını seçecekti.

Her birey her işten anlasaydı zaten meslekler diye bir kavram olmazdı, yanılıyor muyum?

Velilerin bu müdahalelerinde asıl amaçları nedir peki? Öğretmen eğitim-öğretimde eksik de veli mi düzeltecek? Böyle bir şey mümkün mü? Sizce hangi öğretmen görevini yapmamak için okuluna gider ya da haram parayı ailesine yedirir? Bizim veli teftişine ihtiyacımız var da biz mi bilmiyoruz?

Amirimizin, amirimizin de amirlerinin olduğunu bilmeyen var mı hala acaba?

Veli öğretmenin işine karışarak hem çocukların hakkı olan zamanı çalıyor hem de kendini küçük düşürüyor. Düşünün her gün on veli birer dakikadan öğretmeni meşgul etse bu on dakika eder. Sizce on dakika, kırk dakikalık ders için önemli bir zaman teşkil etmiyor mu?

Ben öğretmenim ve hiçbir zaman çocuğumun öğretmenine “Bunu niye böyle yapıyorsun? Şöyle yap!” demedim, diyemem. Diyebilme hakkım ve cüretim yoktur. Bu işin uzmanı, bileni odur.

Gerçekten faydalı olacağını düşündüğünüz bir fikriniz varsa saygı çerçevesi içerisinde ve ders saatleri dışında öğretmenle görüşebilirsiniz. Bunun için Bireysel Görüşme zamanları ayarlanmıştır.

 Sınıftan çıkmak istemeyen veliler, gecenin bir yarısı sizi arayıp “Beslenmesine ayran yerine yoğurt koysam olur mu diye soranlar, çocuğunun evine dönerken düşmesinden bile öğretmeni sorumlu tutan veliler, bütün çocuklar öğrenebildiği halde kendi çocuğu öğrenemiyor diyerek öğretmeni suçlayanlar… Bunlardan bahsetmeyeceğim, zaten biliyorsunuz.

Veli sadece üzerine düşeni yapsın yeter. Nedir bu? Öğretmenin ondan istedikleri. Okul aile öğretmen işbirliği gibi. Derslerini yapmak yerine yapmasını sağlamak gibi. Öğretmenin istediği kaynak kitaba günlerce söylenen veli ne kuaföründen ne bakımından ne de elindeki makyaj kataloğundan vazgeçmektedir. Zaten veli bilmelidir ki öğretmen çocuğa faydalı olmayacak hiçbir kaynağı aldırmaz. Kendisi de bir velidir. Elbette veli öğretmenle iletişim içinde olacak zaten toplantılar bu yüzden yapılıyor. Çocukta sosyal, bilişsel, bedensel gelişimler kazandırmak velilin söylemleriyle değil, iki tarafında üzerine düşeni yapmasıyla olur. Öğretmenliği istemeden yapan bıraksın zaten, Allah iyi velilerle karşılaştırsın diyelim.

Kızdıklarım sadece araba tamircisine lastik şişirmeyi öğretmeye çalışanlara. Onlar kendilerini biliyor desem bu aşamada yanılıyor da olabilirim. Öğretmenler de onları. Bize işimizi öğretmeyin.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.