Vicdani ret mecburen, mecburen

xxx23

Başbakan önceki gün ‘vicdani ret’ için şöyle söylüyordu:

“Vicdani ret olarak adlandırılan bir düzenleme asla gündemimizde olmamıştır. Çıkan haberler spekülasyon. Askerlik bu millet için en kutsal vazifelerden biri olarak kabul edilmiştir. Biz askerimize Mehmetçik derken bunun bir anlamı var, bu küçük Muhammed anlamında Mehmetçiktir.”

Baktım, önceki gün bu sefer de topu MHP lideri Devlet Bahçeli kapmış, vicdani ret konusunda veriyor, veriştiriyor:

“Özellikle vicdani ret garabetinin hükümet cenahından seslendirilmesi ve bunun karşılığında oluşan kamuoyu tepkisi nedeniyle geri adım atılması herkesin gözü önünde cereyan etmiştir. Ülkemizin bu nazik ve kritik döneminde, vicdani ret tekliflerinin AKP tarafından servis edilmesinin tehlikeli ve milletimizin temel milli ve manevi değerlerini tahrip edecek ve bölücü çevrelerin eline koz verecek ortama davetiye çıkaracağı aşikârdır.”

Bizim siyasiler Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel insani hak olarak kabul edilen vicdani ret konusunda gölge boksu yapıyor...

Daha önce de vurguladım, İngiltere 1916’da, yani Birinci Dünya Savaşı sırasında vicdani reddi kabul etmiş.

Bizim siyaset kurumu yüz yıl önceki İngiltere düzeyinde bile değil...

***

Demek ki tekrarlamakta yarar var:

‘Vicdani ret, bir bireyin politik görüşleri, ahlaki değerleri veya dinsel inançları doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesidir.

Bu hakkın uygulanması ülkelere göre farklılık gösterebilmektedir. Bazı ülkeler zorunlu askerliğe alternatif olarak vicdani retçilere kamu hizmetinde bulunma olanağı sunarlar.’

Üstelik siyaset, vicdani ret konusunda boşuna kürek çekiyor, nafile gölge boksu yapıyor... Çünkü Ankara, AİHM önünde vicdani retten bir kez daha mahkûm oldu. AİHM, Yehova şahidi Yunus Erçep adlı vatandaşına vicdani ret hakkını reddettiği gerekçesiyle Ankara’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

Hâlbuki Ankara, AİHM’in ilk mahkûmiyetini hukuki bir hileyle aşmaya çalışıyordu.

Vicdani ret hakkını kabul etmek yerine, vicdani ret konusunda hapis cezasını bir defayla sınırlayan bir yasa tasarısıyla dünyalaşmaya çalım atma peşindeydi.

Yeni mahkûmiyet ise buna imkân bırakmıyor... AİHM kararı, vicdani ret AB’de nasıl uygulanıyorsa bizi de aynı şekilde uygulamaya mecbur kılıyor... Siyasiler, AİHM’deki ikinci mahkûmiyetin içeriğine bakmadan konuştukları için boşuna konuşuyorlar... Mahkemenin web sitesine girip karara baksalar, durumu görecekler...

***

Yunus Erçep’e verilen cezaları ‘demokratik bir toplumda gereksiz’ olarak niteleyen AİHM, sonuç olarak Ankara’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9’uncu maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

AİHM, Erçep’in askeri mahkemeler önünde yargılanmış olmasının ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkıyla ilgili 6’ncı maddesine aykırı olduğu sonucuna vardı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9’uncu maddesi ne diyor?

‘Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, açıkça veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.’ Kısacası, vicdani ret, din ve vicdan özgürlüğünün bir parçasıdır ve bu hak bizdeki gibi ‘inkâr’ edilemez...

***

Edilirse ne olur?

Siyaset, yüz yıl önceki İngiltere’den daha geri tavrını sürdürmeye devam eder ise Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliği askıya alınır...

Zaten 34 üyeli Avrupa Konseyi’nde sadece iki ülkede vicdani ret yasak. Bu ülkeler Türkiye ve Azerbaycan... Bedelli askerlik çıktı, Türkiye nispeten ferahladı... Hiç merak etmeyin, vicdani ret de olması gereken şekilde yasallaşacak... Mecburen, mecburen...