Vural Doğu, Monica Molina ve Roberto Bolle

xxx23

Geçen hafta kısa bir süre yolumun düştüğü Marmaris’te iki şey beni şaşırttı; ilki başında bulunduğu tesisleri birinci sınıf bir ehliyetle yöneten Ali Hazal’ın özenli konukseverliği, ikincisi aynı mekânda bir akşam ‘Çigan müziği’ denince gençliğimin hafızasında ilk sıralarda yer alan ‘Vural Doğu Orkestrası’na rastlayışım...

On yıl kadar önce Marmaris’e yerleştiğini öğrendiğim Vural Doğu’yu düzenli program yaptığı TRT’de ya da 36 yıl boyunca aralıksız çaldığı, o zamanların en popüler mekânı olan Divan Oteli’nde veya İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde dinleyegeldiğim eski gençlik dönemlerime geri döndüm...

73 yaşında bir delikanlı olan Vural Doğu’nun Trio’sunu şiddetli bir nostalji kasırgası altında dinlerken geçmişin izlerinde bu nedenle kayboldum...

***

Marmaris’ten yeni dönmüştüm ki kendimi Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Antalya Valiliği, Akdeniz Turistik Otelciler Birliği ve turizm sektörünün iş birliğiyle düzenlenen ‘Antalya Uluslararası 1’inci Caz Festivali’nin açılış konserinde buldum...

Festivalin açılış konserini İspanyol pop, slow ve geleneksel İspanyol ve Latin müzikleri temalarını işleyen uluslararası bir üne sahip Fado yorumcusu Monica Molina yaptı.

Monica Molina ile konser öncesi bizleri ağırlayan Belek Calista Otel’de düzenlenen festival kokteylinde de rastlaştım... Kokteyle öyle bir uğramış gibi sade ve mütevazıydi...

Azıcık eksilmiş dolunay eşliğindeki büyüleyici Aspendos Antik Tiyatrosu’ndaki açılış konseri Mehmet İkiz Trio ve China Moses ile başladı... Daha ziyade Fransa’da ünlenen Kuzey Amerikalı China Moses, Monica Molina’nın aksine fıkır fıkır, Aspendos’daki kor ateşini andıran aşırı sıcağın doğal bir parçası gibiydi...

Antalyalılar, Antalya’daki turistler, davetliler, Moses ertesinde, starlığı ve uluslararası ününü çok da sırtlamak istermiş gibi görünmeyen Monica Molina’nın sakin ve berrak sesi peşi sıra İspanyol müziğinin arenalarında keyifle dolandık...

Konser sonrası, otelde yaptığım ufak çaplı bir araştırma, caz festivali türü aktivitelerin, Türkiye’ye gelen turist profilini hızlıca değiştirmeye başladığını gösterdi... Yükselen fiyatlara rağmen tavan yapan doluluk oranları turist kalitesinin arttığını söylemekteydi...

***

Haftayı ise ağız birliği etmişçesine, herkesin bale dünyasının en ünlü erkek sanatçısı olarak nitelediği Roberto Bolle’yi izleyerek kapattım...

Dünyaca ünlü bale sanatçısı Rudolf Nureyev tarafından 14 yaşındayken keşfedilen Bolle, şimdilerde La Scala Tiyatrosu’nda konuk baş sanatçı ve New York Amerikan Bale Tiyatrosu’nda baş dansçı olarak sahne alıyor.

Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’ndaki Bolle’nin ‘Roberto Bolle and Friends’ adlı grubunda Avrupa’nın en önemli bale topluluklarından on dansçı vardı.

Tüm dünyadaki en prestijli bale topluluklarının repertuarlarından alınan klasik ve modern on eser izledik... Doğrusu modern bale daha cazip gibiydi... Bunu aristokrasinin günümüz değerlerine iyice uzak kalmasından mı çıkardım yoksa Bolle’nin kendini fazla sakınarak dans etmesinden mi doğrusu tam bilemedim...

Ama balenin yeni çağa uygun bir format bulmak için son derece etkileyici deneyler peşinde koşmakta olduğunu bir kez daha gördüm...

***

Yüksek gerilim hatlarında yaşar gibi yaşadığımız Türkiye gündeminde bazen de böyle sürprizlerle karşılaşıyorsunuz...

Aynı hafta içinde Vural Doğu, China Moses, Monica Molina dinleyip, Roberto Bolle’yi izleyebiliyorsunuz...

Böyle nadir sürprizlerle karşılaşınca da sabırsızca paylaşmak istiyorsunuz...