Washington'da Hudson'lu bir toplantı

xxxx111

Kendim Ankara'dayım, ama aklım Washington'da. Yazıya başlamak için masaya oturmadan önce birkaç kez biraz daha ayrıntı alabilirim diye bilenlere ulaşmaya çalıştım. Bir süreden beri üzerinde kafa patlattığımız davanın akıbetinin Washington'a bakılarak öngörülebileceğine inanıyorum da ondan... Washington da görüş belirlemek için bir dizi etkinliğe ev sahipliği ediyor...

Ak Parti'den hoşlanmayan ne kadar kurum ve kişi varsa hepsi pazartesi günü yapılacak bir toplantıya destek vermişlerdi; toplantının ana konuşmacısı da Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy'du. Neler konuşulduğunu şu ana kadar öğrenemedim, ama onun haberi de tez zamanda ulaşır, merak etmeyin.

Ben Ak Parti yönetiminin yerinde olsam Washington'u mekan tutardım. Kendim gidemiyorsam, adıma görüş açıklayabilecek kim varsa oraya seferber ederdim. Türkiye'deki bir yanlış adımın özellikle ABD'nin fiyakasını bozacağını hatırlatacak kim varsa...

Büyükelçi Nabi Şensoy'un katılımıyla pazartesi günü yapılması beklenen toplantı ünlü Hudson Institute ile ortaklaşa bir etkinlik... Amerikan Kongresi'nin yan binalarından Rayburn'de yapılacak 'Türkiye ile ABD arasındaki stratejik ortaklığın geleceği' başlığını taşıyan toplantıya, en bilineni Hudson olmak üzere, birkaç kuruluş destek vermiş: Inter-University Center for Terrorism Studies, The Counterterrorism Foundation, International Center for Terrorism Studies at the Potomac Institute for Policy Studies, Inter-University Center for Legal Studies at the International Law Institute ve Hudson Institute…

Terörle mücadele alanında uzmanlaşmış bu kadar kuruluşun Türk-Amerikan ilişkilerine merak sarmalarını gerektiren ne var acaba?

Toplantıya iki bilinen isim ortak başkanlık yapacaklar, iki daha iyi bilinen isim de Nabi Şensoy'un yapacağı konuşmayla ilgili kendi görüşlerini açıklayacaklardı. Eserleri arasında yeni çıkan 'Türkiye: Terörizm, sivil haklar ve Avrupa Birliği' de bulunan Prof. Yonah Alexander ile 'terörizmle mücadele' konusunda uzmanlaşmış Andrew Cochran Büyükelçi Şensoy'u kürsüye davet edecekler, tabii davetten önce kendi görüşlerini de açıklayacaklardı. Şensoy'un konuşması bitince de Zeyno Baran ile 'terör uzmanı' Frank Hyland konuşma üzerine görüşlerini açıklayacak, kapanışı da Prof. Alexander'ın son kitabının ortak editörü Prof. Edgar Brenner yapacaktı.

Bu toplantıda neler konuşulduğunu merak etmez miyim hiç!

Diğerleri de öyle de, özellikle Frank Hyland ilginç bir kişi. CIA ve NSA'de uzun yıllar çalıştığı, bu arada 18 aylık bir süreyi de Ankara'da geçirdiği biliniyor. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in Ankara ziyareti sırasında iki esrarengiz Amerikalı heyette dikkat çekmişti. Cheney'le birlikte geldiler, Genelkurmay'dan Cheney ayrıldı, onlar bir süre daha orada kaldılar. Patronları İstanbul'a geçtiğinde, o iki esrarengiz Amerikalı doğru ülkelerine döndüler...

Bir kaynağım, “Biri Frank Hyland'tı” dedi bana.

Zeyno Baran ise, 2006 sonunda Newsweek dergisinde 'Türkiye'de darbe ihtimali yüzde 50' başlıklı yazısıyla kopardığı gürültüyü, Hudson'da düzenlediği ve Türkiye'den bir Genelkurmay heyetinin Washington'da ve Hudson'da bulunduğu sırada yapılan toplantıda depreme dönüştüren ünlü uzman.

“Hatırlamadım” demeyin sakın!

Askerlerin sonunda yönetime el koyduğu bir senaryoyu tartıştırmıştı o toplantıda Zeyno Baran... Beyoğlu'nda bombalar patlıyor, Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu öldürülüyordu... Bu tablo karşısında TSK'nın ne yapacağını merak ediyordu Zeyno Baran...

Tülay Tuğcu başına bir şey gelmeden hayırlısıyla emekli oldu, ama senaryonun son sahnesi hayata geçirildi: Anayasa Mahkemesi önüne demokrasi davası götürüldü işte. Herhalde Zeyno Hanım'ın da merakı böylece giderilmiştir.

Benim merakım ise yerinde duruyor: Şu sırada Türkiye'de olanları Newsweek yazısında öngördüğü hangi yüzde 50 içinde görüyor acaba? Darbe olacağına dair yüzde 50'nin mi, olmayacağına dair yüzde 50'nin mi? “Dergide darbe dediysem yüzde 50 aynı anlama gelen parti kapatmayı kast etmiştim” derse Zeyno Baran kendisine inanırım.

Büyükelçiler bulundukları ülkede bir etkinliğe katılacaklarsa genellikle merkezden izin alırlar; deneyimli Nabi Şensoy da hiç kuşkusuz “Katılayım mı?” diye sormuştur. Hudson'ın destekçileri arasında bulunduğu bir etkinliğe izin vermesi hayli ilginç Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın...

Umarım, katılanı ve izin verenleri rahatsız edecek biçimde geçmemiştir toplantı. Yeni bir 'terör' senaryosu konuşulmamış, kimsenin adı 'hedef' olarak anılmamıştır.

Kendim buradayım, ama aklım Washington'da...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.