Yalan makineleri!

xxx11

Yalan makinelerinin tüm sermayesi yalan olduğu için bütün imalatları da yalan olur!

Yalan üstünü yalan söylerler!

Ve bu durumun hiç çakılmadığını sanırlar!

Oysa yalan inancımız açısından hiç onaylanmayan bir şeydir!

"Yalan ile iman bir arada durmaz" denilerek yalan söylenmesinin önü kesilmek istenmiştir!

Ama ne mümkün!

Üstelik yalan söylediklerini bile bile yalan söylemeye devam ederler!

Yalan söylediklerini önce kendileri bilir!

Siz bilirsiniz!

Hepsinden önemlisi Rabbimiz bilir!

Rabbimizin bildiğini kendileri de bilir ama yalan söylemekten kendilerini bir türlü alamazlar!

Peki, yalan söyleyen kimi kandırmış olur?

Zahire bakarsanız sizi-bizi kandırmış olurlar!

Aslında sadece kendilerini kandırırlar!

Sizi-bizi kandırdıklarını sanırken kendi kendilerini kandırmış olmaktan öteye bir şey yapmış olmazlar!

Söylenen yalanlar bir süre çevredekilere cazip gelebilir!

Biraz taraftar da toplayabilir!

Ama ya sonra?

Yalanların yaldızları döküldükçe bütün cazibe kaybolur!

Ve yalan söyleyen hakkında bir kanaat oluşmaya başlar!

Kimsecikler ona inanmaz hale gelir!

En doğru en haklı tespitleri bile şüphe ile karşılanır olur!

Hani meşhur bir deyiş vardır!

"Allah bir dediğinden başka hiçbir şeyine inanmam" denilir ya işte tam o hale gelirler!

Yalan makinesi haline gelmişlerin en büyük handikabı yalan söylemenin artık kendileri için bir kısır döngü haline gelmiş olmasıdır!

Her yalanı bir yenisi takip eder!

Zira ilk yalanla arabanın dört tekerinden biri yoldan çıkmıştır!

Onu kurtarayım derken söylenen yalanlar ile ikinci teker de yoldan çıkar!

Sonra üçüncü ve dördüncü tekerleri de aynı akıbet bekler!

Ve toptan yalan uçurumunda yuvarlanıp giderler!

Yalanın nihai adresi cehennem çukurlarıdır!

Ta oralara kadar yuvarlanırlar!

Orada kafaları dank eder mi bilinmez!

"Biz ne halt ettik de bu kadar yalan söyledik" diye dövünürler mi onu da bilmiyoruz!

Bildiğimiz kendilerine yazık etmiş olduklarıdır!

Bu dünya menfaatleri için yalan söylemeye ne gerek var?

Hepimiz biliyoruz ki bu dünya gelip geçici!

Hepimizi bekleyen bir ebedi hayat varken yalan söylemeye değer mi?