Yeni yeni iktidar olmak

xxxx123

Aradan 9 koca yıl geçsin ve siz hâlâ "Yeni yeni iktidar olmak"tan bahsedin.

Kim o?
Dengir Mir Mehmet Fırat. AK Parti'nin eski genel başkan yardımcılarından biri.
Öyle diyor, Taraf'tan Neşe Düzel'e verdiği mülakatta:
"AK Parti yeni yeni iktidar oluyor." Nokta.
Sorulmuş kendisine:
"-Sivil anayasa yapma konusunda AK Parti, 2007'de büyük bir fırsat kaçırmadı mı sizce?"
İşte cevabı:
"-Olayın arka planını bilseydiniz... O günkü şartlarda yeni anayasa yapılmazdı. Bize, anayasa yapılmayacak diye açık açık telkinler geldi."
"-Nereden geldi? Askerden mi?"
"-Oralardan geldi. 'Yeni anayasa yaptığınız takdirde parti kapatılır' dediler. Nitekim bir hafta sonra AK Parti'yi kapatma davası açıldı. O gün sivil anayasayı yapma konusunda sayısal çoğunluğumuz yeterliydi ama demokratik çoğunluğumuz yoktu. Türkiye yarı demokratik bir ülkeydi."

Yutkunma günleri

Yaa, demek 9 yıl ülkeyi yönetiyorsunuz ama iktidar olamayabiliyorsunuz. Burası Türkiye işte.
Bakın "iktidar olunamayan günler"de yaşanan Şemdinli olayında ne olmuş, Dengir Bey anlatıyor:
"-Hakkâri'de (Şemdinli) kitabevine saldırıda Türkiye'deki tablo çok daha sarih olarak ortadaydı. Savcılara, arkeolojik araştırmalara ihtiyaç yoktu. En alt rütbedekinden en tepedekine kadar hepsinin izi görülüyordu. Bunu Başbakan da biliyordu ama o günkü şartlarda yapacağı bir şey yoktu, göz yummak ve yutkunmak zorundaydı, yutkundu."
Diyor ki Dengir Mir Mehmet Fırat, "Artık o dönem geçti, bugün yutkunmuyor."
Yutkunmadığı için Dersim'i gündeme getirdiğini söylüyor Başbakan'ın.
"Yeni yeni iktidar olma"nın bir başka göstergesinin de, PKK'nın "Türkiye Cumhuriyeti devletinin eskisi gibi olmadığını görmesi" olduğunu söylüyor. "Askeri kanat ayrı, siyasi iktidar ayrı hareket ediyor diye bir durum yok artık. Tek bir yerden hareket ediliyor ve asker siyasi iktidara uyuyor."
Buradan "savaşan bir ordu çıkıyor, bütün komutanlar harekât bölgesine gidiyor" ve gelinen sonuç şu:
"-PKK bu şartlarda devlet gücüyle mücadele edebilmenin mümkün olmadığını görüyor."

Temel bir yanlış

Dengir Mir Mehmet Fırat, "Kürt sorunu"nu iyi bilen insanlardan biri.
Benim de bugüne kadar ısrarla altını çizmeye çalıştığım bir şeyi çok net olarak ifade ediyor. Tespit şu:
"-PKK uzun süredir bu sorunu 'PKK eşittir Kürt sorunu' diye formüle ediyordu. Çok enteresandır, hükümet de devlet de bunu kabullendi. Oysa Türkiye'de iki sorun var. Bir vatandaşlık sorunu. İki PKK sorunu."
Evet, burada bir zihin kayması oldu hükümette, devlette. PKK temsilcileriyle müzakere ortamı, maalesef bu zihin kayması sürecinde gerçekleşti. Nasıl oldu bu? Bence, medyadaki kimi sütunlar hükümetin, devletin kafasını karıştırdı.
Ağır bir cümle mi, evet ağır bir cümle. Ama işte kendisi bir Kürt olan, AK Parti'de önemli sorumluluklar üstlenen kişi, biraz sakince bakınca olan biteni görüyor. Diyor ki:
"-Devletin ve hükümetin Kürt sorunuyla PKK sorununu aynı görmesi büyük bir siyasi hata oldu ve iş çıkmaza girdi. Tıkanma noktasına gelindi. Bu iki sorun derhal ayrışmak zorunda."
Soruluyor:
"-Öcalan'ın serbest bırakılması bütün Kürtler'in sorunu değil mi?"
İşte cevabı:
"-Değil. Belki bir kitlenin sorunu ama onun bırakılıp bırakılmaması benim sorunum değil. PKK'nın dağdan iniş şartları bütün Kürtler'in sorunu değil."
Dengir Mir Mehmet Fırat bir şeyi daha net olarak söylüyor:
"-Hâlâ PKK ile masada Kürt meselesinin çözüleceği kanısı var ki... Bunun olması çok zor. PKK bütün Kürtler'i temsil etmiyor!"
Bence Sayın Başbakan Sayın Fırat'ı yeniden bir dinlemeli. Onun PKK ile mücadeleden bağımsız olarak, "Kürt sorununun çözümü için adım atma" çağrısını da önemsemeli.
Sayın Başbakan'a geçmiş olsun dileklerimi sunuyor, Allah'tan acil şifalar diliyorum.