YÖK CHP'ye iktidar yolunu açıyor

xxx78

Kimseyi aldatmasınlar: Yükseköğretim Kurumu (YÖK) "Üniversite ve yüksek okullarda okuyan kız öğrencilerin başlarını örtemeyeceğine dair kararımız yanlıştı, yürürlükte olan yasamızın ek 17. maddesine uyuyor ve kılık kıyafeti serbest bırakıyoruz" dediği anda yıllardır uygulanan yasak ortadan kalkar.

Sonradan alınan Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hepsi YÖK'ün o ilk yasak kararına bağlı çünkü. Mahkemeler konuya önce "YÖK'ün buna yetkisi var mı?" diye yaklaşmış, sonra da YÖK tarafından ileri sürülmüş iddiaları geçerli sayarak yasağı onaylamışlardı.

YÖK eski kararından vazgeçtiği anda yasakçı uygulamalar da sona erer. "Sona ermez" diyen evrensel hukukun duvarına çarpacaktır...

Bir yasağı mahkeme kararıyla uygulatabilirsiniz, özgürlükler ise tek taraflı olarak da genişletilebilir. Böyle olmasaydı, dünyadaki ihlâl edilmiş hakların iadesi veya yeni hakların getirilmesi mümkün olamazdı. Kölelik hâlâ devam ederdi. İdarenin getireceği yasaklar yasal destek gerektirir veya mahkeme denetimine tâbidir, ama serbesti getirildiğinde hemen uygulanır.

İstanbul Üniversitesi'nin başvurusu üzerine YÖK'ün verdiği karar doğru, fakat eksiktir. YÖK bir adım daha ileri gidip siyasilere direnerek bugüne kadar uygulattığı yanlış karardan vazgeçtiğini açıklayarak sorunu çözebilir. CHP'nin de çözüm arayışına girmesiyle birlikte oluşan 'siyasal mutabakat' kamuoyu araştırmalarının ortaya koyduğu yüzde 80'e yakın 'toplumsal mutabakat' ile birleşince, yasaksız Türkiye'nin yolunu açmak idarenin (YÖK'ün) görevi haline dönüştü zaten.

Yasağı tek taraflı kaldırmakla CHP'ye iktidarın da yolunu açmış olacak YÖK...

Üniversitelerde yasağın kaldırılmasına itiraz edenlerin sesi ne kadar zayıf çıkıyor, gördünüz. Dünkü gazetelere bakınca herhalde yasaktan beslenenler bile şaşırmışlardır. İtibarını yitirmiş bir kaç cılız kalem bildik yaklaşımlarını bir kez daha sergilemiş: Üniversitelerde taviz verilirse arkası gelirmiş... Birileri çıkar "Kız-erkek ayrı okusun" talebinde bulurmuş... Başı örtülü bayan doktor erkeklere, erkek doktor da kadınlara bakmak istemezse ne olurmuş...

Bozuk plak gibi hep aynı yere takılı kalmış zihinlerin ürettiği yaveler bunlar...

Şimdiki sorunumuz belli: Eğitim özgürlükleri engellenerek okumalarına izin verilmeyen genç kızlar... Neredeyse 30 yıldır, binlerce genç kız, okumaya hak kazandığı halde sınıflara alınmıyor, üniversite kapıdan döndürülüyor. Kimi kahrederek evine çekildi, imkân bulanlar yurtdışına giderek okuma aşkını sürdürebildi. Kahırlar... Zahmetler...

Ve bu kızların karşısına bula bula kendileriyle ilgisi bulunmayan muhtemel talepler engel çıkartılıyor...

Önce bu gençkızların uğradıkları haksızlık ortadan kaldırılsın, başka taleplerle ortaya atılan olursa, onlar demokrasi ve hukuk çerçevesinde o zaman değerlendirilir.

12 Eylül'de yapılan halkoylamasında, yüzde 58'lik bir çoğunluk, özgürlüklerin genişletilmesinden yana oy kullandı; bu çoğunluğun içerisinde farklılıklara daha müsamahlı davranılmasını isteyenlerin bir ağırlığı zaten var. Ancak yüzde 42'lik cephe içinde de hatırı sayılır bir oran, yeni lideriyle birlikte CHP'nin benimsediği "Türban sorununu biz çözeriz" söylemine güvenerek oyunu 'Hayır' biçiminde kullandı.

Kariyeri başörtüsü-karşıtlığı üzerine oturan üç-beş kadın milletvekiliyle aile bağları yüzünden onlara destek çıkan bir-iki yorgun kaleme itibar ederek kendi geleceğini karartamaz CHP, karartmamalı. Kemal Kılıçdaroğlu, YÖK'ün yeni tavrını, kampanya sırasında halka bizzat verdiği sözün yerine gelmesini kolaylaştıran bir fırsat olarak değerlendirmeli.