Aleviliğin Tarihsel Süreci -I -

Bugünlerde Dersim olayları, özür gereksizliği vesaire derken Alevilik hepimizin gündeminde. Peki yalnızca yüzeysel olarak bildiğimiz Alevilik ile ilgili olarak, akademik açıdan ne kadar bilgi sahibiyiz buna bir göz attım medyada. Yalnızca medyatik ve sanal bilgilere sahibiz hepimiz diyebilirim. Dünü ve bugününe dair pek de yazılıp çizilmiyor. Amacım, Alevilikle ilgili hepimizi ufak bir genel kültüre sahip kılmak. Bu yazı dizisi ile Aleviliğin tarihsel sürecine beraberce bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz ? 1501' lere dayanan 500 yıllık bir gezintiye…

Safevi devleti veya Devlet-i Safeviyye 1501-1736 yılları arasında bugünkü Azerbaycan, İran, Ermenistan, Irak, Afganistan, Türkmenistan ve Türkiye’nin doğusunda varlığını sürdürmüş, ilk kez 12 İmam Şiiliğini kabul eden halkları yönetmiş devlet olma özelliğine sahiptir.

Bugünkü şemsiye adı ile Alevilik, asıl adı ile Kızılbaşlık Safevi Devleti’ne dayanır. Safevi hanedanı ise bugün İran'da olan Erdebil’de tekke şeyhliği yapan Şeyh Safiyuddin Erdebili'ye uzanır . (Şeyh Safi diye bahsedilecektir). Şeyh Safi Sunni ve Şafii eğilimlidir.

Erdebil Sufileri diye de anılan Safeviler, Şeyh Cüneyd ve Şah Haydar zamanında başlayıp Şah İsmail'le Safevi Devleti'ni kurduktan sonra, tarihsel süreçte en büyük desteği Kızılbaş adı verilen Türkmen oymaklardan almışlardır. Safevi Devleti'nin omurga kökleri Anadolu ‘da olmasından dolayı ; ‘’Bu önemlidir çünkü Safeviler tarihleri boyunca Anadolu’da bulunan köklerinden beslenmiş, zaman zaman onlar üzerinden propaganda yoluna gitmişlerdir’’

Şeyh Safi'den sonra yerine sırası ile oğlu Şeyh Sadrettin Musa ve Şeyh İbrahim geçer. Erdebil tekkesi bu kişiler zamanında tasavvufi çizgide ve mürit mürşit ilişkisinde faaliyetlerini sürdürür. Şeyh Cüneyd'e kadar da tekke siyasi eğilimlerden uzak güçlü bir tekke niteliğindedir.

Erdebil tekkesinde politikleşme ve Şiileşme süreci Şeyh Cüneyd ile başlar. Şeyh Cüneyd Aleviler için ulvileştirilmiş kişilerdendir.

Yalnız Şeyh Cüneyd'de dünyevi iktidarı düşünmeye zorlanmıştır demek yanlış olmaz. Zira Şeyh İbrahim'den sonra tekkenin başına geçmesi Şeyh Cüneyd'in amcası Şeyh Cafer'in hoşuna gitmez. Şeyh Cafer zamanın Karakoyunlu hükümdarı Cihan Şah ile dünürdür.  Şeyh Cafer hükümdar Cihan Şah yardımı ile Cüneyd'i tekkeden uzaklaştırır. Tekkenin müritlerini dağıtması yoksa kendisi ile savaşacağını yönünde bir mektup yazar kendisine.

Erdebil'den kovulan Cüneyd Osmanlı'ya sığınır ve dönem hükümdarı 2. Murat'tan yardım ister. Yalnız 2. Murat; veziri Halil Paşa'nın ''bir tahta 2 padişah sığmaz'' yönlendirmesi ile bu teklifi reddeder.

Anadolu'da umduğunu bulamayan Şeyh Cüneyd, o zamanlar Karaman’a bağlı olan Konya'ya gider ve Şeyh Sadrettin Konevi Türbesinde bir süre kalır. Lakin tekke şeyhi Abdüllatif Makdisi ile münazarası sonucunda Şiiliğe temayülleri olduğu anlaşılır ve  Konya'dan ayrılıp Mersin'e geçmek durumunda kalır. Yazık ki Mersinde de barınamamış ve buradan da ayrılmıştır.

Karakoyunlu Devleti ile düşman olan Uzun Hasan, ( Uzun Hasan Akkoyunlu Hükümdarıdır) Şeyh Cüneyd'in yanındaki 5000 kişilik silahlı adamdan yararlanmak için onu Diyarbakır'a davet eder. Amaç Karakoyunlu Devleti'ne karşı cephe oluşturmaktır. Diyarbakır'da 3 sene kalan Şeyh Cüneyd Uzun Hasan'ın kız kardeşi Hatice begümle evlenir. (Hatice Begüm Şah Haydar'ın annesidir)

''Bu evlilik çok önemlidir. Çünkü Şeyh Cüneyd için Akkoyunlu varisi olma yolu açılmıştır. Tasavvufi çizgide olan Erdebil Tekkesi böylelikle siyasi bir nitelik kazanmış olur''

Şeyh Cüneyd sonrasında yine Erdebil'e gider ve yine amcası tarafından buradan uzaklaştırılır. Sonra Sirvanşah Halil'in ülkesinden geçerek Taberseran'a akın yapar ve kışı geçirmek için Karabağ'a gider. Şirvanşah Halil, Cüneyd'in amcası Cafer'in yazdığı mektup üzerine onun şeyhlik değil iktidar iddasında olduğuna inanır ve onu öldürür.

Bu nedenlerle Cüneyd'in hayatı, tekke hayatından çok siyasi çekişmelerle geçmeye zorlanmıştır diyebiliriz.Şeyh Cüneyd'in Hatice Begüm'le evlenmesi ve Akkoyunlu varisi olma yolunun açılması da tekkenin siyasallaşmasının önünü açmıştır. Bu nedenle bu ailenin Sufilik-Şeyhlik yolundan siyasi nüfus elde etme çabası o gün için doğal karşılanmalıdır.

Şeyh Cüneyd'den sonra yerine oğlu Şah Haydar geçer. Haydar Alevi kültüründe en etkin isimlerden biridir...

Devam edecek...

Bizi facebbokta bulun :

https://www.facebook.com/profile.php?id=100000181052043#!/pages/Habername-Bet%C3%BCl-Kur%C5%9Fun/166036873419125

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum