ANAM ELİF HANIMEFENDİNİN AZİZ HATIRASINA…

Hastane Otoparkında, Babamın Son Demleri Arasında Yazılmış Bir Mersiye…

Bu satırları; ömrünün sonunda ağır bir imtihanın yükünü taşıyan muhterem babamın entübe edildiği hastanenin otoparkında, arabanın içinde, farların duvara vurduğu solgun ışıkların altında, içimi burkan bir sükûtla kaleme alıyorum…

Bir yanım babamın odasında çalan cihazların ritmine bağlı; diğer yanım yıllardır kalbimin içinde yaşayan annemin tılsımlı hatıralarına…

Anam… Memleketimin Elif ablası …

Sen bu fani âlemden ayrılalı on yedi yıl oldu ama yokluğun daha dün gibi…

Her kışın ilk ayazında, her yazın en sıcak gününde, her seher vaktinde ismin içimde başka türlü ürperir…

Senin yokluğuna alışmış değiliz; yalnızca acını taşımanın usullerini öğrendik…

Ama eksikliğin… eksikliğin hiç hafiflemedi…

Bugün babam, senin yoluna doğru ağır adımlarla, zahmetli nefeslerle yaklaşırken,

ben hem sizin kavuşmanızı düşünüyorum,

hem de yeniden bir ayrılığa hazırlanıyorum…

Kaderin iki ucu bir anda avuçlarımın içine düşmüş gibi…

SENİN HAYATIN BİR KADININ HAYATI DEĞİLDİ;

BİR İRFANIN, BİR VAKARIN, BİR NESLİN HİKÂYESİYDİ ANACIGIM…

Zorlu bir coğrafyanın, yoksulluğun, fırtınanın içinden geçtin;

dağda, bahçede, tarlada, hayvanların içinde yorulmak bilmeden çalıştın…

Ama yüzünde bir defa bile karanlık görmedik,

sesinde bir defa bile öfke duymadık…

Köy kadınlarının bağırarak haberleştiği bir zamanda sen kimseye sesini yükseltmedin…

Edep, senin dilinin değil; özünün kıyafetiydi…

Çocukluğunda zor coğrafyanın hiç bir kadınınına nasip olmayan ve rabbimizin lütfuyla imkan bulup Kur’an öğrenmiş,

Kur’an’ın sesini bülbülün şakımalarıyla yarıştıracak kadar güzel okumuştun…

Hangi taziye evine girsen Kur’an seni çağırır,

hangi kalabalık bir araya gelse sessizlik seni dinlerdi…

O sesin gönüllere sızar, insanı ibadete çağırmadan zaten ibadete sokardı…

Köyün kızlarına ablalık ettin;

elifbayı, ilmihali, namazı, edepli olmayı, hanımefendi durmayı öğrettin…

Sadece öğretmedin; yaşadın...

Babamın yol arkadaşı oldun; onun itibarı senin vakarından beslendi…

Altı çocuğunu öyle bir terbiye ve muhabbetle büyüttün ki,

biz bugün bile senin yokluğunda dünya bize biraz eksik, biraz sessiz, biraz yarım…

HAC ARZUN VE RABBİNİN DAVETİ…

Sen bir peygamber aşığıydın anacığım…

Efendimiz’in adı anıldığında gözlerin dolar, dudakların titrer, kalbin sanki o anda Medine’ye doğru açılırdı…

Ve hac… Ömrünün en büyük arzusu…

Rabbim seni o beyazlara büründürdü, meleklerin kıyafetine giydirdi,

babamla beraber o mübarek yolculuğa çıkma ikramını lütfetti...

Döndüğünde sabahlara kadar anlatırdın:

Arafat’ın rüzgârını, Kâbe’nin kokusunu, zemzemin tadını…

Sanki o yolculuk seni yenilemiş, ruhunu yıkayıp parlatmış,

kalbini en yüce hâline taşımıştı…

Ve ne hazindir ki…

O hac dönüşünden kısa bir süre sonra

Rabbine yürüdün…

Sanki o hac, senin dünya defterinin ilahî mühürüymüş gibi…

VE BUGÜN… BABAM SENİN YOLUNA DOĞRU…

Şimdi babam…

Senin ömrünün yol arkadaşı…

Senin yokluğunda içi eksilmiş, nefesi azalmış o muhterem adam…

Hastane odasında ağır bir imtihan veriyor…

Ben onu izlerken, senin vefat ettiğin günkü acı yeniden çörekleniyor içime…

Ölümün sessizliği odamıza siniyor;

ölümün hakikati kalbime eğiliyor…

Babamın da artık senin yanına yaklaşmakta olduğunu görüyorum…

Bu ağır bir kabulleniş…

Ama Rabbime sığındığımda biliyorum ki:

Siz ikiniz bu dünyada birbirinize helal lokma, helal sevgi, helal sabır oldunuz…

Ahirette de birbirinize komşu olacaksınız…

Benim duam, dileğim, inancım budur…

BİZ BU BOŞLUĞU HİÇ DOLDURAMADIK ANACIGIM…

VE BİLİYORUM Kİ BABAM GİTTİĞİNDE YENİDEN NEFESİMİZ KESİLECEK…

Senin yokluğun memleketin taşına toprağına işlemişti…

“Biz çok Elif ablanın ekmeğini yedik” diyen kalabalıklar seni bir devlet adamı gibi uğurlamıştı…

Senin ardından o köyde öğretmen de gelmedi, hanımefendi de gelmedi, abla da gelmedi…

Ve şimdi, babam da sana doğru yürürken,

biz yeniden bir yetimlik duygusuna hazırlanıyoruz…

Ama bil ki, anacığım,

sizin kavuşmanızın sevinci bizim ayrılığımızın acısını hafifletecek…

Biz burada imtihanımıza devam edeceğiz…

Siz ise inşallah Rabbimizin lütfuyla

cennetin bir köşesinde, hurilerin yanında değil; birbirinizin yanında

ebedi hayata kavuşacaksınız…

Ve gün gelecek…

Biz de sizin yanınıza,

sizin hasretinizi taşıyan kalplerimizle

o ebedi yurda varacağız… Rahmetle ve minnetle güzel anacığım????

img-0052.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum