BEDEN GÖÇTÜ FAYDA VE ZARAR KALDI BU ÜLKEYE

Namı diğer Erbakan hoca, Kemal Kılıçdaroğlu’nun dahi (!) deyimiyle siyaset dünyamızın çınarlarından biri olan Necmettin ERBAKAN hoca bizlere veda etti.

 

Biz Konyalılar için,  Konya milletvekili seçilmesi hasebi ile ayrı da bir yeri vardır sayın Erbakan’ın. O yıllarda bir rüzgar esmişse Balkanlar Konya’dır.

 

1926 yılında Sinop’ta hayat bulan, Milli Nizam Partisi ile emekleyen, Milli Selamet Partisi ile ilk adımlarını atan, Kıbrıs harekatı ile adımlarını sıklaştırmaya çalışan, ancak Ecevit tarafından durdurulan, ve yine Milli Selamet Partisi ile cezaevi ile tanışan ve nihayet Refah Partisi ile şahlanan, Vural Savaş’ ın kangren ettiği bu serüven, yazık ki cezai bir yaşlılıkla nihayete erdi. Saadet Partisi ile yeniden hayat bulmaya çalışsa da kesilen ayağa elbette yeniden hissiyat nasip olmadı.

 

Erbakan’a sunulan ölüm biçimi elbette D-8’ e, memura verilen, tarihin en büyük zammına ve Türkiye tarihinin ilk denk bütçesi hatrına yakışmayan bir ölümdü.

 

Türk halkı genelde sevdiklerini ömürlük sever ve de kolay kolay da harcamaz. Erbakan hoca da durum böyle olmadı. 90’ lı yıllarda Erbakan hocaya alkış tutan birçok Milli Görüşçü 2000’ lerde tefe koymaya karar verdi. Türk halkının genlerine ters bu durumun açıklaması ise genelde 28 Şubat oldu.

 

Kimilerine göre büyük lider, kimilerine göre 28 Şubat süreci ile bugünkü sorunların bir kısmına çanak tutmuş, büyük bir hata siyasetçisi olarak tanımlanan Erbakan, hatası ile günahı ile bu dünyaya veda etti…

 

Elbette ölenin ardından konuşmayacağım. Ve lakin ölüm dönemi samimiyetsiz siyasetçiler gibi ‘’kel öldü sırma saçlı, kör öldü badem gözlü oldu’’ edebiyatı da yapmayacağım.

 

İmamının ardındaki cemaatte olsam ‘’helal ediyor musunuz’’ sorusuna ‘’helal olsun’’ diyeceklerdenim. Olmasın diyen onlarcasını da tanıyorum. Başörtüsü yasağına, piyon olarak da olsa, bilmeden de olsa yol vermiş olmasını da es geçiyor ve hakkımı helal ediyorum. Zira ölüm öyle bir nokta ki, en kızdıklarınızı acınası en affetmediklerinizi affedilesi kılıyor. Okul çağlarımdaki milli görüş sancılarının kendi jenerasyonuma vermiş olduğu sancıları da affediyorum.

 

O yıllarda siyaset denen şey ideoloji demekti. Taktikle değil fikirle savaşılırdı. Erbakan hoca da bu savaşın ve ideolojinin liderlerindendi. O zamanlar inanmışlık vardı. Kişilerin tanımları partileri değil görüş mesafeleri idi. Bir Mhp’li ‘’milliyetçiyim’’ Refah Parti’li de ‘’milli görüşçüyüm’’ terimi ile hayat bulurdu. Bu akımların o zamanki küçükler ve gençler olan bizlere ne denli zarar verdiğini birkaç yazı dizisi ile ancak anlatabilirim sanırım.

 

İnsanlar bugün siyaseti sandıkta bırakmayı öğrendiler bana göre. Fikirler, sabit, sapmaz olmaktan çıktı. Oylar körü körüne değil yalnızca ülke çıkarına inanıldığı biçimde verilmeye başlandı.  AKP hükümetinin oy tabanına bakıldığında, derme çatma, her telden yedi tepeden oyların toplanması ile oluşmuş olması da, değişmez denen fikirlerin nasıl yön değiştirebildiğini gözler önüne serdi.

 

İnanmışlık ortadan kalkınca, kavga dövüş ve sopalar da siyasetten büyük ölçüde silinmiş oldu.

 

Zira Deniz Gezmiş’e de Menderes’e de can verdiren doğru da olsa yanlış da olsa inanmışlıktı.

 

Hangi siyaset daha faydalı tartışılır elbet. Biri samimiyetsiz bir oy biçimi, diğeri fikirde, ruhda benimsemek kanadında olsa da, sanırım ülke çıkarı adına en evlası siyaseti sandıkta bırakmak, yaşam biçimi haline getirmemek, çirkinleştirmemek olsa gerek.

 

Bana merhum Necmettin Erbakan’ın ölümü toprağı ve sonluluğu hatırlattı. Ortaokul yıllarımı o bitmeyecek sanılan akımı ve hayatı, bağrış çağrışları, gümbür gümbür fidanları hatırlattı.

 

Refah Partisi iktidar olduğunda İmam Hatiplerde dağıtılan hediyeleri, bahçede uçurulan balonları hatırlattı. ‘’Bir okul bu denli arka bahçe edilmemeliydi’’ yi tekrar söyletti.

 

Ama bitti. Hatası ile günahı ile bu ömür de nihayete erdi. Bir ömür daha dünyada ne işledi ise ahrete onu götürdü.

 

Sonuç itibari ile nerde hangi kanatta olursa olsun asaleten ve siyaseten de yaşasa bir insan baki kalacak bir evrende ikamet edemedi.

Eserler kaldı, zarar ziyan kaldı. Fayda kaldı, kar kaldı. Ve beden yine göçtü.

 

Dünya hayatında onlarca mahkemede yargılanmış bir ömür, şimdi en adil mahkemelerde yargılanacak. Bu mahkemelerde kendisine kolaylıklar ve taksiratı için af diliyorum. Rabbim hepimizi merhametine nail etsin.

 

 Rabbim tüm inananların mekanını cennet etsin.

https://www.facebook.com/pages/Habername-Bet%C3%BCl-Kur%C5%9Fun/166036873419125?ref=ts

betulkursun@live.com

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum