Ben Mahallemin Baskısını Özledim

Ben Mahallemin Baskısını Özledim
 
Ne güzeldi eskiden. Mahallemde buram buram baskı kokardı.
 
O baskıyı biz vicdanlarda hissederdik. Her yapacağımız hareketi
 
Vicdanımıza danışarak yapardık.
 
Vicdanımız saygıyla, hürmetle, iffetle, sevgiyle, muhabbetle, kardeşlikle, ülfetle doluydu.
 
Onun için ben Şefika Teyze’min pazardan gelirken filelerini taşırdım.
 
Şerife Teyzem çağırdığı zaman hemen yanına gider bir isteği varsa yerine getirirdim.
 
Kemal Ağabey hiçbir zaman büyüklerinin yanında sigara içemezdi.
 
Hele hele küçükler bacak bacak üstüne atmak ne demekti bilmezlerdi.
 
Niçin bunlar olurdu?
 
Mahalle baskısından.
 
Baskı mahallemize huzur verirdi. Kimse kimseye zarar veremezdi. O baskıyı hisseden kimse, başkasına kem gözle bakamazdı.
 
Kapkaçtı yapamazdı kimse.
 
Bali çekemezdi gençler.
 
Küfürler havada uçuşamazdı.
 
Flörtler bile bir başkaydı o zamanlar.
 
Herkes herkese yardımcı olmaya çalışıyordu.
 
Birisi komşususun çocuğunun hatasını görse hemen uyarırdı tatlı diliyle. Hiçbir çocuk da karşılık vermezdi utancından dolayı.
 
Bizler bunları yaşadık. Hâlâ yaşayanlarımız da var. Çünkü bu bizim kültürümüzde var.
Selçuklular’da, Osmanlılar’daki kültürler İslam kültürünün potasında eriyerek günümüze kadar en güzel şekilde gelmişti.

Doğuşundan hayata gözlerini kapayışına kadar Mustafa Kemal’i ele alan Tek Adam adlı kitabının ilk cildinde Şevket Süreyya Aydemir, Mustafa Kemal’in yaşadığı mahalleyi ne güzel dile getirmiş;
 


Zaten bütün Osmanlı şehirlerinin Müslüman mahallelerinde olduğu gibi, Selanik’teki Ahmet Subaşı mahallesinde de toplumun muhafazakâr gelenekleri, mahalle toplumunun otoritesi, mahallemin nizamını, her türlü fazla rahatsız edici hareketlerden korurdu. Çevre halkının, merakı, karşılıklı bir ilgi çerçevesini hiçbir zaman aşamazdı. Eski Müslüman mahallelerindeki evlerin zayıf duvarları, bu evleri çok defa, ortaçağ kalelerinin surlarından daha iyi korurdu.
…..

Son zamanlarda Batı’nın o vefasız, lakayt, hiçbir değeri olmayan, sığ kültürünün etkisiyle beraber yeni nesilde mahalle baskılı kültür hemen hemen asimile olmaya başladı.
 
En çok bu durum büyükşehirlerde hissedilmeye başlanırken bu Anadolu’da da hissedilmeye başlandı.
 
Eski değerler artık zaman içinde eriyip gidiyor.
 
Saygı, sevgi, iffet, hürmet, vefa, merhamet, vs. kavramlar yeni neslin kitabında hiç yer almıyor.
 
Biz mahalle baskısına müspet olarak bakarken kavramların yanlış anlaşılmasından dolayı bazı kimseler de buna menfi olarak bakabilir.
 
Mahalle baskısından kastımız eski değerlerimiz olan sevgi, hürmet, vefa, merhamet, saygı, iffet, kardeşlik, ülfet gibi değerlerin bize sevdirilerek öğretilmesi ve onu tatbik edilmesidir. Yoksa cebren ve hile ilen bu değerlerin öğretilmesi değil.
 
Ben hiçbir zaman baskıdan yana değilim. Nerede bir baskı varsa ben ondan kaçmışımdır. Hele hele yasak kelimesi beni çok gocunduran bir kelimedir.
 
Sosyolog Şerif Mardin’in bahsettiği mahalle baskısı bana göre güzel değerlerin sevdirilerek öğretilmesi ve onun hayata işlenmesi demektir.
 
Zaten mahalle baskısı da hemen hemen kaybolmuş toplumumuzda artık neleri söküp götürecekler?
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum