Bölmeye karşı çarpma!

Aşağılık adam, "İsrail meşru müdafaa yapıyor" diyordu.
"Demokrasi, cumhuriyet, insan hakları, hür teşebbüs" memleketlerinde bu adamların vicdanı özel olarak devşiriliyor olmalı; başkan da olabilsinler, başkan yardımcısı da, medeniyet adına, katliamları kutsayabilsinler diye.
Cheney miydi adı, ne!
İsrailli muhalif gazeteci, yazar Uri Avnery bir hesap çıkarmış:
Gazze saldırısı başladığından beri, "Savunma" Bakanı Barak'ın kapıdaki seçimlerde elde edebileceği sandalye sayısı 5 adet artmış.
"Her 80 Filistinli ölüye bir sandalye kazançlı" diyor Avnery.
Uçaksavarı olmayan, sıkıştırılmış 1.5 milyonluk bir halkı uçaklarla katletmenin "kârlılığı"na işaret ederek.
ABD'li Profesör Stephen Zones, ısrarla "Hamas'ın yolunun açılmasında İsrail'in rolü ve teşviki" üstüne yazıyor.
Olayları, olguları sıralıyor.
Bilinen, "kırdırma" hikâyeleri. Bu bölgelerin yoksul halklarının önce birbirlerinin boğazına yapıştırılmış elleri.
"Milliyetçi, seküler" FKÖ'"terörist" kabul ederek, ona karşı 1987'de kurulan (kurdurulan), aynı El Kaide ve mücahitlerde olduğu gibi Suudi paralarıyla da beslenen "dinci, cemaatçi" Hamas'a yol verilen tarih kesiti.
FKÖ'nün (ve Arafat'ın) yolsuzluk, umutsuzluk, çaresizlik mengenelerinde zafiyeti.
Yurtsuz, işgal, kuşatma altındaki Filistin'in kalbinin yırtılışı.
Birleşmiş Milletler'in o dönemdeki özel temsilcisi de Soto'nun gizli raporu: "ABD (ve İsrail), çok açık biçimde Hamas ile El Fetih'in birbirine girmesini teşvik ediyor."
Derken, kitle desteği aldığı andan itibaren, Avnery'nin "Arap dünyasında gelmiş geçmiş en demokratik seçim" dediği biçimde "demokratik zafer" de kazanmışken, İran gölgesindeki artık Hamas'ın katıksız "terörist" sayılması.
Buna karşılık, artık çoktan zayıflatılıp itibarsızlaştırılmış El Fetih'in muhatap kabul edilmesi.
Bu kez El Fetih'e ABD (ve İsrail) kanalıyla silahlar. Ki birbirlerini katletsinler. Aç çocuklar birbirlerini yesinler ki...
Çaresiz, aşağılanmış, kırılmış, kıyılmış bir halk, can havliyle, kime sarılsa, kimin silahının, taşının ve duruşunun arkasında biraz başını dikleştirse, onun "terörist" ilan edilişi.
Epeydir "canlı bomba" eylemlerine de son vermiş "Terörist", salladığı füzelerle hakikaten can aldığında... Bir, iki, üç, bilemedin dört...
"Terörle mücadele" devletinin, dörtte biri çocuk, dört yüz canla kapıyı açması... kapıları kırması.
"Meşru müdafaa"nın devlet halinde örgütlenmiş en ahlaksız hali.
Denizaltısız, tanksız, uçaksız, uçaksavarsız... dermansız bir halka, sırf içlerindeki "direniş" tutkusu bitmiyor diye, "milliyetçi ve laik" iken de "terörist", "dinci, cemaatçi" iken de ille "terörist" denmesi.
"Terörist"in önüne "Arap" konup ırkının, kökeninin; "İslam" konup inancının "terörize" edilmesi.
Neyi kutsal, neyi kendi bildiyse, hepsinin kirletilmesi.
"Yaşama, var olma hakkı" adına hareket ettiği söylenen bir devletin, başkasının yaşama, var olma, onurunu koruma hakkına zulmü ve katliamı karşısında...
Öldürülen her çocuğun ardından, dünyanın tüm mazlumları, lanetlileri ve isyancıları ile birlikte deseniz ki, "Hepimiz Filistinliyiz"...
Dünyanın güçlüleri çıkıp deyiveriyor ki... "Evet, hepiniz öylesiniz"!
O zaman geriye şu kalmıyor mu:
Dünyanın bütün Filistinlileri, birleşiniz!

Önceki ve Sonraki Yazılar