Çocukluğumun Ramazanları

Şunun şurasında Ramazan-ı şerife oniki gün kaldı.

Gecelerin kısa, gündüzlerin epeyce uzun olduğu bir vakitte meşakkatli ama sonucu çok güzel olan bir Ramazan-ı şerif geçireceğiz.

cami.20120707202533.jpg

Allah şimdiden Ramazanınızı mübarek etsin.

Bu günleri en güzel şekilde dolu dolu geçirmeyi Allah herkese nasip eylesin.

Bu mevsim gündüzlerin uzun olduğu mevsim.

Her mevsimin kendine göre bir güzelliği var.

Kışın, geceler uzun olur ve ibadetler daha zevkli ve daha samimi yapılır.

Bu uzun kış gecelerinde dostlarla muhabbetler daha uzun ve daha güzel olur.

O zaman tüm dostları görme imkânı oluyor.

Ayrıca Belediyeler kış günlerinde kültürel ve sosyal konularda daha aktif oluyorlar ve gayet güzel müzik, kültür, tiyatro, söyleşi vs. programlar düzenliyorlar.

Yaz mevsiminin en güzel tarafı gezi yapmaya çok müsait olması.

Hele ki memleket ve kültür gezileri yapılırsa o daha farklıoluyor.

Yazın yapılacak en güzel geziler tarihi ve kültürel yerleri gezmek olsa gerektir.

İmkânı olanlar iç turizmi canlandırmak için uzun süreli kültür geziler yapsalar da, gittikleri yerlerin tarihi ve doğal güzellikleri hakkında tecrübe edinseler.

Dedik ya bu sene Ramazan meşakkatli bir döneme geldi.

Uzun oruçların tutulması beni hep çocukluğuma götürür.

Henüz ilkokul yıllarımda, uzun günlerde oruç tutmaya başlamıştım.

O zamanlar şimdiki gibi klimalar yaygın değildi.

Belki de havalar bu kadar sıcak değildi.

Ramazanlar daha tatlı geçerdi.

O zamanki komşuluklar da daha farklıydı.

Herkes birbirine saygılı ve samimiydi.

Komşular arası yemek takası olduğu için yemekler daha çeşitli ve lezzetliydi.

Yemeklerle beraber komşuluklar da lezzetliydi.

Herkes komşusundan haber alırdı.

Acılarını karşılıklı paylaşırlar, üzüntülerini dile getirirlerdi.

Sevinci olanlar komşularını sevinçlerine ortak ederlerdi.

Şimdiki komşuluklar..!

Üst kat komşumuz ölse birkaç gün sonra haberdar olacak hale geldik.

Apartmandan cenaze çıksa arabasından inip de bir taziyede bulunamayacak kadar duygular körelmiş bu zamanda.

Bir zamanlar gayrimüslimler de içinde yaşadıkları toplumun dindar insanlarına saygılı davranırlardı.

Hele hele Ramazan ayında dışarıda yemek yiyen bir gayrimüslim çocuğu göremezdiniz.

Çünkü gayrimüslimler çocuklarına sıkı sıkı tembihte bulunuyorlardı.

Şimdi çevrenize baksanıza..!

Çocukluğumun Ramazanında teravihler de çok farklı olurdu.

Çocuklarla Kocamustafapaşa’daki tüm camileri dolaşarak kılardık namazlarımızı.

Neredeyse her akşam farklı bir camide teravih namazı kılacak kadar cami zenginliği vardır Kocamustafapaşa’nın.

Sancaktar Hayrettin Cami, Sümbül Efendi Cami, Ramazan Efendi Cami, Hekimoğlu Ali Paşa Cami, Sankiyedim Cami, Etyemez Cami, Fatih Cami,İskenderpaşa Cami, Abdi Çelebi Cami vs.

İsmini sayamayacağım birçok camide arkadaşlarla Teravih namazı kıldığımızı dün gibi hatırlıyorum.

Cami çıkışında mutlaka Seyran Pastanesine uğrar dondurma yerdik.

O dondurmanın tadı bir başka olurdu.

Keçi sütünden mi yaparlardı ne?

Bazen de, bizim Konyalı Muammer Abi’nin minibüsüne biner çoluk çocuk, annelerimizle selâtin camilere giderdik teravih için.

bursa2.20120707202606.jpgO zaman camiler daha dolu olurdu, dışarıda avluda namaz kılardık.

O püfür püfür esen rüzgârda çocuk ruhuyla namaz kılmak bize bir eğlence gibi gelirdi.

Bu ruhla Ramazanı geçirirdik.

Dediğim gibi herkes samimiydi, değer bilirdi, saygılıydı.

O zamanla şimdiyi karşılaştırıyorum da, uçurum kadar fark buluyorum.

O komşunun verdiği yemeği kapımıza artık belediyeler getiriyor.

İyi mi yapıyorlar?

Onu sizin takdirinize bırakıyorum.

Ama şunu söyleyeyim o zaman çok çeşit yemezdik ama şimdiki kadar da yemeklerimiz tatsız tuzsuz olmazdı.

Çünkü o zamanın iftar yemeklerinde sevgi vardı, merhamet vardı, güzellik vardı, zerafet vardı, meşakkat vardı.

Doğrusu ben çocukluğumun Ramazanını çok arıyorum.

Sizi bilmem ama ben bu Ramazanlardan pek tad alamıyorum.

Güzelliklerin gittiği yerde bunları beklemek hayalden öteye başka bir şey olmaz.

O günleri hatırlamak bile güzel.

Ne yapalım?

Arada bir eskilere gitmek gerekir.

Ne de olsa o günlerin tadı hâlâ damaklarda.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum