Gerçekten Çok Zor Mu acaba?

Gırgıranın Aklı

Tüm dünya küçük bir köye döndü. Bugünlerde herkes Amerika seçim sonuçlarını merak ediyor. Sevenler de sevmeyenler de merak içinde. Yanımızda Fildişi Sahili’nde seçim vardı. Bu durum da buraların gündeminde...

Gelecek ay da burada /Burkina Faso’da seçim var. Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. Bunu daha sonra ele alacağız. Ama yerli bir grupla beraber olunca ne kadar istemeseniz de konu bu tarafa da kayıyor. Seçim- geçim derken,  mevzu Fransa’nın yaptığı İslam karşıtı söylemlere geldi. Bu konuda ortaya çıkan ve dünyaya mal olan bazı protestolar konuşuluyor. Senegal asıllı olduğunu burada öğrendiğim ve adını da bilmediğim bir futbolcunun Fransa milli takımında oyuncu olmayı reddettiğini ben de okumuştum. Bir arkadaşımız, bu konudan bahsedince hemen dediler ki “Bu haber sonra yalanlandı ve gerçek değil.” Böylesi bir haberin doğru olmamasına üzüldük. Zira bu haber, içimize ayrı bir serinlik vermişti.

              img-20201106-wa0024-002.jpg  Fransa’ya karşı neden daha sert ve kalıcı bir tepkinin olmadığını sordu. Yerli arkadaşların değişik ve bölgeyi tanıma açısından önemli olan ilginç fikirleri vardı:

  • Bunda Misyonerlik faaliyetlerinin etkisi çokça vardır. Bir kimsenin Hristiyan olmasının bölgesel tarihi ret anlamına geleceği aşikâr... Ama gerçekten burada ciddi ve gerçek bir bölgesel tarih var mıdır? Cevap çok da zor değil... “Fransa gelmeden önce burada devletler ve ülkeler yoktu. Kabileler vardı. Her kabile ve topluluğun bir kralı ve sorumluluk alanı olurdu. Yani bölgede kadim bir tarih ve tarihi kültür yoktu. Böyle olunca da emperyalizmin yok ettiği ve halkın özeneceği / özleyeceği çok da önemli tarihi miras yoktur.”

img-20201105-123118-001.jpgimg-20201105-123118-002.jpg

  • Sonra da bizim en az konuşan arkadaşımız söz aldı. İsmail, üniversite mezunu ve tahmin ettiğimizden daha vizyon sahibi bir arkadaş... Böylesi bir mevzuda ilk kez konuştuğunu gördüm.  Dedi ki; “Burada birçok konu karışık olarak konuşuluyor. Bence futbol kendi içinde konuşulmalı. Diğerleri de kendi içinde. Futbolla politika karıştırılırsa doğru sonuç zor çıkar. Sizin Fransa’yı reddetmesini beklediğiniz futbolcular oraya birkaç yıl önce gitmediler. Belki babaları veya dedeleri gitti. Onlar kendilerini artık Fransız vatandaşı olarak görüyor  /hissediyor... Kamerunlu bir futbolcu vardı. Bu futbolcunun babası Kamerun’a gelip “Benim oğlum burada oynasın. Ben onun Fransa takımı yerine asıl memleketim olan Kamerun’u temsil etmesini istiyorum” diye müracaat etmiş. Ama Kamerun devleti bunun için onlardan para istemiş. Yani adam profesyonel futbolcu, oradaki tüm dünya nimetlerini parayı ve şöhreti terk edecek ve para vererek Afrika’da oynayacak... Bu, çok zordur. Hatta imkânsızdır. Avrupa’ya gidenler sadece futbolcular değil. Tüm alanlarda bolca bunu bulmak mümkündür. Yani onların dönüşünü beklemek beyhude olur...

        Mali’den benim akrabalarım var. Birkaç nesildir İspanya’da yaşıyor. Bunların da oğlu futbolcu oldu. Mali’den gidip onu getirmek istemişler. Bu talebe karşı şöyle demiş: ‘Ben kendimi Malili olarak değil de İspanyalı olarak hissediyorum. Bunun için oraya gelemem...’ yani durum bizim zannettiğimiz gibi değil...”    

              İsmail’in en güzel benzetmesi de şuydu. “Bizim Afrika halkının daha akıllıca hareket etmesi lazım. Bizim beslediğimiz gırgıra / uçan tavuktan bile ders almak mümkün... (Burada yerli arkadaşlar gülüyor. Ama biz anlamıyoruz. Biz de tercüme bitince güldük.) Çünkü gırgıra tavukları, yumurtayı yapar ama asla yavru yapmaz. Kuluçkaya yatmaz yani... Diğer normal tavuklar kuluçkaya yatınca gırgıra yumurtalarını onun altına koyarlar.  Yumurtalar orada yavruya dönüşür. Tavuğun altından çıkmış olan bir gırgıra yavrusu belirli zamana kadar tavukla gezer. Lakin kendi hayatını yaşayacak hale gelince de hemen onu terk eder ve artık gırgıra olarak yaşamaya başlar. Biz kendimize ve aslımıza değil de hep başkalarına özeniyoruz. Aslımıza döneceğe de benzemiyoruz ...” 

img-20201106-wa0022-002.jpg

  • Başka bir tespit daha: “Buraya bir Müslüman ve bir de Avrupalı fabrika yapsa insanlar hemen Avrupalının yanında çalışmak ister. Böyle eşit şartlarda asla kimse Müslümanın yanında çalışmak istemez. Avrupa’nın devlet olarak bize zarar verdiğini bilir ama bireysel olarak zarar vermeyeceğine inanırlar. Avrupalıyı daha adil (!) ve sözünde durur bulurlar. Onlar, kurallarını baştan bildirilir. Buna da uyarlar. Ama Müslümanlar genelde sonradan değiştirir ve birçok konuda sıkıntı çıkar...” Bizim için acı bir itiraf oldu bu...

Biz de buradan çok şey bekliyoruz. Beyin göçü hat safhada... Buna hazır olan ve teşne binlerce insan var.

Buralar zor bir coğrafya... Daha uzun emek istiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.