HABERNAME Mİ?

Bugün…… 15 Agustos 2011 / Pazartesi…

Haftanın ilk günü gibi benimde ilk yazım..Habername ile ilk kez yazarlık serüvenime başlıyorum.

Bugün bir doğuş belki de bir uyanış benim için, kozadan çıkan kelebek misali gibi her yanım bir başka heyecan ile dolu, Mübarek bir kandil gecesindeki hissiyat gibi gönlüm, huzurlu ,telaşsız ve mutlu.

Bendeki nefes almak birazda  derinlemesine inmek, irdeleyebilmek çektikçe hayatın ipini, yormadan yorulmadan çekebilmek, çektikçe daha da feyz almak keyiflenmek çözmeye çalışmak yaratılışın manasını anlamak ve bu yolda hiç yorulmadan bu yolda ilerlemek.

Bu yolda Sayın, Habername Grubu ve Güzel Okuyucu kitlesi ile ilerlemek için  Bismillah diyorum.

Rabbimiz kusursuz olandır biz insan olarak onu severken kolay sevebiliyoruz, ama asıl zor olanın eksiklerimizle yanlışlarımızla fani olan insanı sevebilmek. Büyük bir gerçek varki insan bir şeyi sevdiği ölçüde öğrenip bilebiliyor. Yürekten kalben birbirimizi kucaklamadan, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebiliriz birbirimizi. Birbirimizi yaratandan ötürü sevmenin feyzi ve lezzetini yaşamayı temenni ediyorum bu mübarek ayda.

Bu yolda sevdamızda sevgimizde her zaman büyük olsun dileklerimle sözlerime başlıyorum ;

Bugün ramazanında 15.günü 15 kez derinden nefes alsam bu kadar hızlı çarpmaz kalbim maneviyatı ve ruhaniyeti ile mükemmel bir ramazan geçiriyoruz bu mübarek Anadolu topraklarında.

Mevlaya karşı onun yolunda ilerlemenin güzelliğini insan bu mübarek ayda daha çok hissediyor en önemlisi de daha da çok hisleniyor.

Daha çok yaratandan ötürü yaratılana sabır gösteriyor daha çok mana kokuyor daha çok anlam kazanıyor bu mübarek ayda. Mevlanın yolunda ilerlemenin akıldan öte yürek işi olduğunu anlıyor insan bu havayı soluyor.

Pusulasının daha çok yüreği olduğunun omzunun üzerinde duran kafası olmadığını anlıyor. Ve nefsini bilenlerden olmayı seçiyor.

En çokta nefsin açlıkla imtihan edildiği gerçeğiyle tanışıyor ve daha çok anlıyor yürek.

Gurbetçi bir ailenin evladı olarak gözlerim zaman zaman uzaklara dalıyor gurbeti hatırlıyorum kederleniyorum, uzaklardaki gurbetteki yurttaşlarımızın Mevlamın emirlerini yerine getirmek için yaban ellerdeki azimlerini tv ekranlarında izliyorum hayran kalıyorum.Sonra birleşmiş milletlerin Afrika çağrısına gönülden en büyük desteği veren ülkelerden olan bu coğrafyanın insanının çabasını izliyorum, her taraf solcusu sağcısı Somali diyor, herkes kendi yavrusunun açlık çekercesine sinesini sızlatırmış gibi derin bir maneviyatla dolu.

Herkes Osmanlı kokuyor bunları görmeye başlıyorum gururlanıyorum.

Yurdum insanı aslında ekmeğinin yarısını ne çokta paylaşmasını seven bir millet bunu görmeye başladığımız günleri yaşıyoruz ve dünya bugün bu ülkenin bu yardımseverliğini seyrediyor.

Ramazanla ne bütünleşse güzelleşiyor, açlık toklukla buluşuyor bu ayda zenginlik yoklukla tanışıyor yoklukla demleniyor bu maneviyatı hissediyor.

Fitreler zekatlar fakirlik yaralarına merhem oluyor, ezanlar daha çok hissedilmeye bir bardak su ile bir hurmanın bütünleşmesi belki de senede ilk kez buluşuyor, Resullullah (S.A.V) daha çok anlatılıyor biz daha  çok biz oluyoruz biz daha çok kendimiz özümüz oluyoruz, kendi aynamızda kendimizi bu ayda daha çok görüyoruz kendimizle tanışıyoruz.

En çok ta ramazanda son saatleri sevmişimdir o herkesin hazır kıta asker edasında duruşunu emrin geleceği ana odaklanmış olan kocaman milyonları sıraya dizen rabbimin büyüklüğünü sevmişimdir, ve mübarek ezanın sesi ile ellerin bir bardak su ile hurma ile rabbine teslimatını sevmişimdir. Müslüman olmak ne güzel bir nimet, Orucu emrederken ona büyük bir zevk büyük bir keyif veren bir rabbin eserleri olmak ne güzel bir şans bizler için.

Ne güzel şey değil mi aslında bütün güzelliklere sahipken farkında olabilmek ve bunun farkını hep bilerek yaşayabilmek.

Memleket’ten ayrılmadan önce orda geçirdiğim iftarları ramazanları çok sıradan görür düşünürdüm şimdi geçmişe baktığımda ne kadar çok o topraklarda oruç tutmaya hasret kalmışım ne kadar susamışım onu anlıyorum ve diyorum ki insan yaşadığını fark ederek yaşayabilmeli.

Sizlerle hayata dair bazen es geçtiğimiz bazen aman deyip ötelediğimiz şeyleri konuşmak üzere, bazen hayatın merkezinde merkezileşmek üzere randevulaşıyorum.  

Zamanı bazen eskilere çevirerek sizlerle eskilerden konuşmayı eskileşmeyi istiyorum, Anadolu dan çektiğim ruhani fotoğraflarımı sözlerime döküp sizlerle konuşmayı biraz siz olup biraz bizleşerek buluşmayı diliyorum.

Bazende bu koca İstanbul’un güzelliklerini sizlere anlatmayı, Anadolu ile koca şehirleri bütünleştirmeyi yalnızlığı, sevdayı , aşkı, yaratanı konuşmak için buradayım.

 İlk yazımda sizlerin tekrar ramazanı şeriflerini ve mübarek Kadir Gecesini şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum