Prof. İhsan IŞIK

Prof. İhsan IŞIK

Haiti'den Diyarbakır'a

Hali hazırda, dünyada 1 milyar insan kronik açlık sınırında yaşamaktadır. BM Genel Sekreteri Ban Ki- Moon, açlıktan her 5 saniyede bir çoçuğun öldüğünü belirtmektedir. Bu gidişle, günde 17 bin, yılda 6 milyondan fazla çocuk açlıktan yaşamını yitirecek demektir. Bu feci tablo, 1950’den beri refah düzeyini 9 kat artırmış bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşmektedir. 

 

Haiti’nin zaten titrek olan fiziki, hukuki, ekonomik ve siyasi alt ve üst yapısı depremle çökmüştür. Haiti Amerika’nin dibindeki Afrika’dir. Şimdi, adeta geleceği kararan milyonlarca Haiti’li komşuları Dominik Cumhuriyetine veya ABD’ye akın etmektedir. Amerika, aslında kendisine sığınacak milyonlarca mülteciye sıcak bakmamaktadır. Onlarla beraber, salgın hastalığın, teröristlerin, istikrarsızlığın ülkeye sızacağından endişe etmektedir. Amerika, bu sevimsiz kaygısını ört bas etmek için, ülkesinde illegal olarak bulunan 200 bini aşkın Haiti’liye vatandaşlık tanıyacağını duyurmuştur. Anlaşılan, Amerika (ve dünya) arka mahallesindeki “mezbeleliklere” yıllardır gözünü kapamasının bedelini ağır ödeyeceğe benziyor.

 

Haiti kısa dönemde her türlü gıda, ilaç, güvenlik yardımlarına ihtiyaç duyarken, uluslararası camianın dikkatini çok önemli bir noktaya çekmektedir. Devlet Başkanı Rene Preval, dünya kamuoyunu Haiti’nin ivedi ihtiyaçlarına koşarken, yarımkürenin bu en fakir ülkesinin uzun dönemde kalkınmasına da yoğunlaşmalarını istemektedir. Preval, “Haiti depreminin yaralarını sadece pansumanla iyileştiremeyiz; ülkenin daha derindeki ekonomik, eğitsel, sıhhi ve zirai sorunlarına yönelmeliyiz; demokratik kurumları yeniden ama daha güçlü inşa etmeliyiz” demektedir.

 

Aslında Haiti bu imdat çağrısını, dünyadaki bütün geri kalmış bölgeler için yapmaktadır. Türkiye, yıllardır Güneydoğudaki terör sorununu bir asayis sorunu olarak görmustur. Dolayisiyla, bu sosyal depremle ekseriyetle askeri tedbirlerle mücadele etmiştir. Halbuki, yara derindedir ve köklü çözümler istemektedir. Ülkenin çeyrek asırlık bu sorunu, ne kadar güçlü olursa olsun, sadece bir iktidarla çözülemez. Muhalefetten bürokrasiye herkesin katılımı gerekmektedir. Komşu bir ülkenin felaketi için, bir yanına solcu Clinton’u bir yanına sağcı Bush’u alan Obama portresi, acaba kendi vatanlarının kangrenleşmiş tarihi sorununun çözümü için, Erdoğan, Baykal ve Bahçeli’yi aynı resim karesine girmeye özendirmez mi? Diyarbakır-Ankara akrabalığı, Haiti-ABD akrabalığından daha mı zayıftır? [Not: Bu benzetme Sayin Bozkurt'un tesbihine cok benziyor; daha evvel gormemistim; demekki aklin yolu bir!] 

 

Ekonomilerin küresel hale gelmesiyle beraber sorunlar da küresel hale gelmeye başlamıştır. Bunun farkına varan Birleşmiş Milletler, dünyada geri kalmışlıkla mücadele için 2000 yılında 192 üye ülkenin ittifakıyla 2015’e kadar gerçekleştirmeyi planladığı 8 hedef belirlemiştir:

 

1) Aşırı yoksulluğun ve açlığın yok edilmesi;

 

2) Evrensel ilköğretimin sağlanması;

 

3) Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi;

 

4) Çocuk ölüm oranının azaltılması;

 

5) Anne sağlığının iyileştirilmesi;

 

6) HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi;

 

7) Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması;

 

8) Kalkınmaya yönelik küresel işbirliğinin geliştirilmesi.

 

Bu hedeflere “BM Binyıl Kalkınma Hedefleri” denmektedir. Bu kalkınma hedefleri, bizim Güneydoğu açılımımız için de bir rehber olabilir. Aslında, Türkiye’de aşırı düzeydeki yoksulluk oranı (günde 1 doların altında yaşayan nüfus) % 2’nin altındadır. Türkiye’nin sorunu bölgeler arası gelir dağılımındaki bozukluktur. Türk nüfusunun dörtte biri günde 4.30 ABD dolarının altında yaşamaktadır ve bu kişilerin ekseriyeti doğu bölgelerindedir.

 

2015 hedeflerinin diğer ayakları konusunda da ülkemizde önemli sıkıntılar mevcuttur. Nitekim, BM Türkiye’yı "Binyıl Kalkınma Hedeflerinin Yerelleştirilmesi Projesi" için pilot bölge olarak şeçmiştir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğı (TOBB) bu projenin özel sektör ortağıdır. TOBB 2007 yılında bu tarihi projenin Türkiye ayağı için 500 bin dolar bağışlamıştır. MÜSİAD ve TUSKON da binyıl hedeflerine paralel olarak bir çok işadamıyla bölgeye hem sosyal hem de ekonomik çıkarmalar yapmaktadır. Ayni sekilde, Milli Eğitim Bakanlığının "Gönül Operasyonu" adı verilen proje ile Doğuda eğitimlerini sürdüren çocukları batı bölgelerine, batıda okuyanları da döğu bölgelerini gezdirme planları da milenyum hedefleriyle uyumludur.

 

Dünya ne hale geldi? 19 Ocak 2010 Salı günü, TOBB-BM ortaklığı çerçevesinde New York’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un da iştirak edeceği üst düzey bir program vardı. Ancak, Haiti’de 500’e yakın personeli kayıp olan Ban Ki-Moon, bu trajik ortamda, bütün programlarını iptal edince, TOBB da bu ay Amerika’daki tüm programlarını ertelemiştir. Küresel krizde ve Haiti depreminde gözlemlediğimiz gibi, "Batıda kanat çırpan bir kelebek, artık Doğuda bir fırtınaya neden olabilmektedir". Farklı bir dünyada yaşıyoruz. Herhangi bir sorun, yok demekle yok olmuyor. İhmal edilen şeyler, dönüp dolaşıp sahibini imha ediyor. Böylesi bir dünyada gözünü ve gönlünü kapatsan ne olur ki, ancak kendine gece yaparsın!

 

Prof. Dr. İhsan Işık, Rowan Üniversitesi Öğretim Üyesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.