HAYAT SUFİ'YE GÜZEL

 Bir sela verildi yine. Azrail bu civarlardan geçmiş belli ki. Yolumun üstünden, kapımın önünden geçerek kime gitti bilmiyorum.  Ahmet oğlu… İkindi namazına müteakip… Allah rahmet eylesin...

Ne zaman bu sesi duysam, kısa zaman tellerine takılı da kalsa ‘’neden yaşıyorum’’ sorusu düşer aklıma. O kısa zaman huzmesinde her şey boş ve sıradan gelir bir an. Sahi bu ev, bu hayat, giydiklerim ve sahip olduğum her şeye gerek var mı acaba? Eni sonunda bir toprak olacaksa insan, hangi eşya, hangi somut, hangi nefes peşinden gitmeyi hak eder. Ve her şeyden evveli toprak olacaksa insan kimin üzmeye hakkı, kimin üzülmeye mecali var. 

Böyle anlarımda yazmayı seviyorum. Konu : ''konu yok'' konuları salıveriyor ruhumu. Ruhum özgür böyle anlarda. Takılmadan, umursamadan kalemimi oynatmak başka türlü bir boyut. Ve böyle anlarda anlıyorum ki şair olmak istiyorsa hep arafta yaşamalı insan. Ölümü tatmalı. Hiçleşmeli. Durup bir bakmalı şöyle nerede ve ne şekilde yaşadığına. 

Takıldığımız, kafa yorduğumuz her şey ölüm düşünce aklımızın bir köşesine periyodik olarak gereksiz oluvermiyor mu? 

O zaman bu hüzün niye. Bu mutsuzluklar, yarın hesapları, geçmiş takıntıları ve an huzursuzlukları. Kırgınlıklar ve sıradanlıklar. Neden bunca gereksiz kargaşa. Hayat bıraksın artık yakamızı. Dünya ve hayat bıraksın. Kötülükler ve hesaplar. Çatışmalar ve hesaplaşmalar. Kötü insanlar bir yana. Alıştık belki onlara. Yalnız sevdikerimizin haksızlıkları bıraksın evvela.

Bir sabah bambaşka oluverse mesela hayat.    

Sihirli değnek… Masal perisi…Külkedisi 12 si...

Bizi mutsuz kılmasın insanoğlu. Boynumuza asılan bu mutsuzluk yaftasını çekip alsın, infazımız gerçekleşmeden dostlarımız. Sevdiklerimiz biz üzülünce ‘’üzülme’’ desin. ‘’Üzülme ben varım’’...‘’Bu dünyada ben varım yanında’’

Gözyaşımız hüzün bıraksın sevdiklerimizin yüreğine. Yüreğinden gele gele ağlasın bizimle bir sevgili. Ve katıla katıla gülsün biz gülünce. Öyle içten.

Kararlarımızda ve kararsızlıklarımızda, başarılarımızda ve yanlışlarımızda dimdik yanımızda olsun. Hata edip yere düştüğümüzde tozunu çırparken eteğimizin, uzanan bir el ve çakmak çakılmış gözleri ''buradayım'' desin.

Ağlayacakken ve gülecekken ona koşsak hesaplar yapmadan. Sonunu düşünmeden çıkarsızca ve hesapsızca...Anlatsak.. Anlatsak..  

Tüm dünya namlusunu doğrulttuğunda sana ‘’ben de varım bu infazda’’ diyen bir ses olsa daima.

Gördüğü zaman gözleri parlasa. Öyle ki aya şahit cinsten. Benim gücüm yetmez ki mutsuzu mutlu etmeye. Ben olduğum için mutlu olsun sadece. 

İşin içinden çıkılmaz, dön dolaş yol bulunmaz hallerde, can acılarında ve yürek sızılarında, ilk ben düşeyim aklına. Yüreğine kızgın çöllere serpilir sular düşsün nazara gelmeden. Her düşüşünde daha bir sıkı tutsun ellerimi. Benim omzum sığınağı olsun doğal afetlerde. Ne kadar sallarsa deprem o kadar koşsun omzuma. Sıkıntılar ve imtihanlar insanları birbirine kenetlemez mi… Ama küsmesin bana dünyaya küsünce. Sırtını çevirince evrene geride kalmamalıyım ben de.

Ben bıraktım hesapları. Yoruldum artık. Ne değerlendiriyorum, ne de değer veriyorum. Elimi eteğimi çektim her şeyden. Şu selalar. Dağıttı beni. Seccadem ıslak. Secdede Allah’a ağlayamayan bu bencil kul, kullara gözyaşı dökmekten başını kaldıramaz oldu. Sufi olmaya karar kıldım. Sufiye hayat güzel. Çünkü yok. Çünkü hiç hayat. 

Çarpımı toplamı koydum çantama. Ne elde var, ne pay, ne payda artık bende. Ne kızabiliyor ne darılabiliyorum bir şeye.

Araf denen o boşluğa geldim. Kalacağım biraz buralarda.

Hissizleşmek her şeye ve herkese aynı mesafede asılı kalmak.

Herkesi affettim. Helal ettim tüm haklarımı. Helallenecek haklarımın da peşinde değilim. Sorulmamış bir hesap yok bende. Hesaplaştım, muhasebesini yaptım. Tüm hesaplarda haksızım kabul ettim. Vicdanımın ve insanlığımın peşine düştüm. Onlar bendeyse hala ne ala... 

Hayal kırıklıklarından yorulduk. Kırıklarla kansız yaşanmıyor. Batıp durdukca devindikçe acımakta. İyi bir şeyler olsun. Yolunda gidenler gitmeyenlerin misli olsun. Bir sabah gaipte biri doğrulunca yatağından ‘’boşver’’ desin. Her şeye boşver. Hayat değmez mutsuz kalmaya. Mutsuz etmeye değmez. 

Bir çocuk annesinin, bir koca eşinin, bir komşu komşunun gönlünü alsın. ‘’İyi ki varsın’’da buluşsun eller. Bir baba pişman olsun haksızlıklarına. Bir evlat anne olmadan da anlayabilsin ebeveynliği. En azılı düşmanını bile sevebilsin insanoğlu. Dünya evrimi bununla tamamlansın. Kötüyü bile sevebildiğimiz gün evrimimiz tamamlansın. 

Hani hafıza kaybı yaşamış masalsı, filmsi durum var ya. Bu film gerçek olsun işte bir sabah. 

Bir insanın son hayalini çalan yine başka bir insan olmasın bir sabah. Barışta, güneşte ve zeytindalı gecelerde kaybedelim hayallerimizi eskisi gibi. Kendiliğinden yitsin. Çalıntısız ve yıkıntısız olsun. Vekil kılınmasın kimse hayallerimizin hırsızlığına. 

Haydi şimdi ara onu… Ve özür dile… Sevdiğini söyle…Kimi üzdüysen, onu ara ve ‘’üzgünüm’’ de. 

Demeyeceğim elbette! 

NLP sistemindeki bu anlık ivmelerle dönmüyor hayat. İnsan bu kadar kolay değişmiyor. Bir hayal sadece. Yalnızca masum bir hayal. 

Bir çocuk üzülmesin. Ve ölmesin bir baba kalaşnikofla. 

Beni üzme. Toprak olacağım.

Ve üzülme. Toprak olacaksın.

Bir sabah değişiversin her şey… Bir sabah… 

Ama o gün kıyamet kopmasın.

 

Bizi facebookta bulun:    https://www.facebook.com/profile.php?id=1008423012&ref=ffl#!/pages/Habername-Bet%C3%BCl-Kur%C5%9Fun/166036873419125

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum