HER KADIN ZAVALLIDIR ASLINDA

Hakkında henüz tam bir tanımlama yapamadığım, ufacık bir fikir yürütemediğim, anlamlandıramadığım, tahmin dahi yürütemediğim tek konudur kadın erkek ilişkisi. Okuduğum hiçbir yazarın hiçbir savı beni tatmin edememiştir. ‘’Evet ya işte bu’’ cümlesini kurma ümidindeyim hala.

 

Çevremde öyle çok mutsuz çift var ki, insan öyküleri dinledikçe hüzne boğuluyor. Her yıkıntının altında onarılamamış bir hayat. Bir yitiş, bir terkediş ve bir sabır tükenme öyküsü. Sonradan anlamışlık, pişmanlık ve darmadağın hayatlar...Eşeledikçe hep aynı sonuçlar çıkıyor önüme. Hep aynı oyuncak bebek her yıkıntının temelinde. Sonra ’Neden’’ diyorsun sürekli. Böyle mi olmalı gerçekten. Sonuç hep hüsrana mı varmalı. Ve neden hep kadınlar yitirmeden, içindeyken farkında iken, erkekler hep yittikten sonra çark ediyor anlaması güç doğrusu.  

 

Fark etme, dert etme, ikna etme, umut etme ve umudunu yitirme neden hep kadına has.. Çok konuşan mı kadınlar…. Anlatan mücadeleye tutuşan mı.  Evlenirken ömür boyu mutluluğa atılan hevesli eller, neden bir anda ‘’amancı’’ bir yargıya dönüşüyor.

 

İyi geçinmek neden kadının ve erkeğin ortak çabası olmuyor bilemiyorum.

 

Kadınla erkeğin tüm kimyası bambaşka elbette bunu biliyoruz. Lakin ortaya birer adım atılsa fena mı olur…

 

Hep iki başka kulvar. Bambaşka pencerelerden bambaşka hayatlara açılan pervazlar. Ne acı ne üzücü…

 

Erkek için eş hep bir mahremiyet duygusunda iken, kadın mutluluğuna herkes tanık olsun istiyor. Çevresindekiler mutsuz olduğunu düşündüğü anda kadının hevesi kırılıyor.

 

Erkek karısına naif davrandığını kimse bilsin istemiyor. Sertliğinden ve erkek ögelerinden ödün verdiğini düşünüyor. Kadın için ise vazgeçilmez olgu her yerde onure olma ve ilgi isteği.

 

Aslında sadece;  kadın değerli olduğunu her an hissetmek istiyor. Onunla konuşulsun, önemsensin, kalbi kırıldığında eş gönül almak için çaba versin istiyor. İster çiçekli ister çiçeksiz. Derdinde olsun istiyor sadece.

 

Karısına ‘’senle konuşmak istiyorum ‘’ diyen, ısrarla sorunları çözmek isteyen, gönül almak için çaba gösteren erkek versiyonuna pek rastlamayız çevremizde. ‘’Konuşmaya çalışan kadın’’ ‘’dır dır edildiğini (ne kadar tatlı bir şeyse) kafasının etinin yenildiğini düşünen erkek’’ modeli hakimdir genelde. İstisnaların ellerinden öpüyor ve tenzih ediyorum elbette.

 

Kadın hep konuşmacı ve konuşmaya çalışıcıdır. Yufkacıktır kadın yüreği. Duyarlıdır. Her şeyi ince ince dokur, hesaplar, ayarlar. Ama bu bile suçtur. Ayrıntıcı olmak titiz bir özellikken bu da suçlamalar arasında yerini alır.

 

Zamanla kadının övündüğü gurur duyduğu her şey karşısında birer eleştri malzemesi olarak durur. Dikliği, gururlu oluşu, onurlu duruşu, kararlılığı, inatçılığı… Hepsi sorun çıkarmıştır evlilik içinde. Malzemeler bunlardır. Kadın bile inanır bunların sorun olduğuna, değiştirilmesi gerektiğine. Öyle çok odaklanmıştır ki kumru gibi bir çift olmaya… En güzel şeylerinden vazgeçebilir. Yeter ki eşi yeterince şefkatli davransın ona. Baktığında yüzüne bir daha baksın yeter ki. Yeter ki üstüne giydiği yeni bir şeyin farkına varsın. Vazgeçmeye hazırdır tüm kötü (!!!!) özelliklerinden.

 

Sunduğu tüm fikirler saçmadır kadının. İkna etmek için ''canımın içi şöyle yapalım mı'' gibi bir cümle hayaldir. Bağırmak ve azarlanmakla rastlaşır genelde kadın görüşlerinin sonucunda. Sorulan ''fikrin ne'' sorusunun cevabına asla tahammül edilemez.

 

Kadın sadece yalvarır. Onu tüketmemesi için. Bu günkü gibi sevmek için. O gelsin diye hep o balkondan hep o yola bakmak için  yalvarır. Sadece böyle kalmak için. Bilir ki tükenirse geri dönemez. Erkek için konuşmak için hiçbir zaman doğru zaman değildir. Bunlar gereksizdir. Tükenecek birşey yoktur. Saçmadır bu konuşmaların temeli. Gereksiz yere konuşulmaktadır.

 

Kadın yalvarır. Anlaması için. Bir defacık anlaması için. Kadın umutsuzca hüzne boğulurken erkek için hep daha önemli somut bir neden vardır. O an düşünülmesi, konuşulması gereken daha önemli bir mesele mutlaka vardır.

 

İnsanoğlu neden her şeyin değerini kaybettikten sonra anlar. Bedelini hep pişman olarak başını (ne demekse ) taşa vurarak…

 

Oysa bilmezler ki kadının susuşundan korkmak gerekir konuşuşundan değil… Bir kadın hala konuşmaya devam ediyorsa, hala umudu var demektir. Hala çabalamada demektir. Susmuşsa lakin, sadece doğru şeyi yapmak için doğru zamanı beklemededir. Kapamıştır artık kapılarını. Söylediğinizi duymaz, ikna olmaz. Gözleri kör kulakları sağırdır artık. Ne acıdır o nokta. Tükenmiştir artık kadın. Tüketmiştir de ayrıca…

 

Her kadın zavallıdır aslında. Şefkat ve merhamete aç ve muhtaç. Akşam eve gelen eşine dilenci edası ile bakan her kadın zavallıdır aslında. Sürekli tatmin olmak için çabalayan, şefkat, ilgi ve sevgi dilenen her kadın zavallıdır…

 

Kadın bu tatminsizliğin içinde boğulur. Çocuk olduğu için her kadın, çocuk edası ile hırçınlaşır. Erkeğin şikayet ettiği modele dönüşür sonra. Erkekler de anlamlandıramayan koca tipine.

Sonuç…

Ufka varamadan alabora olan hayatlar… Su gibi akan zaman… Bir ab-ı hayat özlemi..

Şimdi…

Kadınları anlayamadığından şikayet eden erkekler. Bu yazı sizin için saçma sapan bir yazı ise ve kadınların yazı içindeki fikirleri ile dalga geçmişseniz anlayamamanız doğal olarak ifade edilebilir. Çünkü kadına bu hayatı sağlayamamışsınız ve eşinizi uzun yıllar anlayamayacaksınız demektir. Bu konularda tatmin olamamış bir kadın her zaman hırçın ve kaprisli olacaktır.

Yine bu şartlarda sizi de mutlu etmesini beklememek gerekir.

 

Değişen bir şey umudu ile yazılmadı bu yazı. Dünyayı değiştirme hayalim daha olgun eşleri değiştirme hayalimden.

Her neyse… 

 

BİZİ FACEBOOKTA BULUN

https://www.facebook.com/home.php#!/pages/Habername-Bet%C3%BCl-Kur%C5%9Fun/166036873419125

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
14 Yorum