Kale Duvarları Bir Açık Hava Müzesi…

Bilmediğimiz Ankara...2

Kale Duvarları Bir Açık Hava Müzesi…

Kale, Ankara’da bugün de aktif olarak yaşayan kentin bir parçası. Anadolu’nun pek çok kentinde kaleler yıkılıp gitmiş ya da kentlerden uzaklaşmış durumda. Yüzyıl önce fotoğraflarda diri bir şekilde yaşayan Samsun Kalesi benim bildiğim en bariz örnek. Samsun kalesinden şimdilerde mahalle aralarında bir iki küçük parça kalmış… Ankara kalesinin böylece hayatta kalması belki de yaşayan şehrin bir parçası olmasıyla ilgili. Üstelik sadece turizm amaçlı da değil. Evleri, camileri, işyerleri, hala sokaklarında müzik yapan Romanlarıyla hayatın tüm yönlerini barındırarak şehre siluet olmaya devam ediyor.

Ankara Kalesi Anadolu’da “orada ne varsa binanı ondan yap" felsefesine uygun inşa edilmiş. Bulunduğu tepenin yerli andezit taşları temel malzeme. Kaleyi gezerken yapımda kullanılan taşlardan bazılarının daha önceki dönemlerdeki yapılardan devşirilmiş beyaz mermer bloklar olduğunu görürüz. Roma döneminden kalma işlemeli mermer bloklar gelişi güzel yerleştirilmiş. İtina göstermeden…

Surlar bu anlamda bir açık hava müzesine benzer. Muhtemelen acelece (yönüne bile dikkat etmeden)surları tamir etmek ihtiyacı doğduğunda o dönemlerde harap olan Roma abidelerinden alınan mermer bloklar buralara yerleştirilmiş. Aslında böylece korumaya da alınmış…

img-1845.jpg

img-6064.jpg

 

img-6063.jpg

img-1843.jpg

img-e6144.jpg

img-e6123.jpg

Hacı Bayram Camii-Augustus Tapınağı Sırt Sırta…

Ankara’ya 3000 yıllık bir şehir diyebiliriz. Ancak kuruluş tarihini net olarak bilmiyoruz. Bir “Hitit” kentidir diyenler varsa da tarihçiler buna ilişkin veri olmadığını ifade ediyor. Daha gerçekçi olarak Ankara’nın bir Frig kenti olduğu kabul edilebilir.

Şehrin her zaman kutsal olarak görülmüş Hacı Bayram Camiinin bulunduğu bölgede kurulmuş olacağı düşünülmektedir. Bugün Hacı Bayram Camii ve türbesi ile ilgi odağı olan ve gerek Ankaralıların gerekse Ankara’ya gelenlerin mutlaka uğradığı bu tepe Türbenin hemen arkasında yer alan M.Ö 20’li yıllarda yapıldığı tahmin edilen Augustus tapınağıyla da her zaman kutsal addedilmiştir. Tapınaktan önce de buranın Frig tanrıları Kibele

ve Men’e adanmış kutsal bir mekan olduğu düşünülmektedir. Augustus tapınağı   son Galat Hükümdarı Amintas’ın oğlu Pilimenes tarafından Roma İmparatoru Augustus adına va ona bağlılığın bir nişanesi olarak yaptırılmıştır.

Yüzyıllarca “birarada yaşama kültürü”nün simgesi olan bu topraklarda farklı din, mezhep ve ırktan insanlara tanınan sınırsız hayat hakkı “kültürel miras” içinde geçerli olmuş. Caminin hemen yanı başında tapınağın yaşamasına müdahale edilmemiştir. Bugün bile sırt sırta varlıklarını sürdürmeye devam eder. Hacı Bayram Camii ve Augustus tapınağı…

 

unnamed-2-001.jpg

 

Yazıtların Kraliçesi Ankara Anıtı…

1830’lu yıllarda Ankara’ya gelen seyyah William John Hamilton İmparator Augustos’un hayattayken yaptığı işleri anlattığı bir nevi halkına hesap verdiği ve başarılarını sergilediği bir propaganda aracı olan yazıtın peşine düşer. Yazıtın Roma’daki Augustos mezarı önündeki bir orijinali (madenden iki levha halinde olduğu söylenir) kaybolduğundan ümitsizce başlayan arayış mutlu sonla biter. Hamilton bir Müslüman’ın evinin duvarına isabet eden yerde beklemediği bir anda büyük bir hoşgörü ile verilen izinle Yazıtların Kraliçesi olarak anılan Monumentum Ancyranum (Ankara Anıtı) olarak anılan anıta ulaşır ve anıt neredeyse mükemmel bir durumdadır.

Ankara Anıtından:

“…Bütün dünyada karada ve denizde, iç ve dış savaşlara giriştim. Utku kazanınca, sağ kalan bütün yurttaşlara acıdım. Tehlikesizce bağışlanabilecek olan yabancı ulusları yok etmektense korumayı  yeğledim.

Beş yüz bin Romalı yurttaş, bana asker andı ile bağlandı. Hizmetleri sona erince bunların üç yüz binden biraz çoğunu kolonilere yerleştirdim ya da kendi kasabalarına gönderdim. Hepsine de tarafımdan satın alınmış arazi yahut arazi yerine kendi servetimden para verdim.”

Augustos’un tarihe geçen şu cümleyle hayata veda ettiği söylenir: Acta est fabula (Oyun Bitti)        

img-7150-2.jpeg

 

Anadolu’da Bir Gal Kenti Ankara…

Galatlar Güney Fransa’dan çıkıp Anadolu’ya gelip Ankara’ya yerleşmesi ve Ankara’yı kendilerine başkent seçmeleri ilginç bir öykü. Nedense hiç de bilinmez.

Galatlar’ın Ankara serüveni Fransa’dan başlamış Orta Avrupa üzerinden Yunanistan’a oradan da Anadolu’ya ulaşan bir serüvendir.

Bütün geçtikleri topraklarda yıkımlara yol açan soygun, çapul olarak nitelenebilecek istilaları milattan önce 281’de Balkanlar’dan Anadolu’ya geçmeleri ile sonuçlandı.

Çapulcu, istilacı Galatlar Ankara’da dinginleştiler ve diğer Roma halkları gibi saygın yerleşiklere dönüştüler. İyi bir çiftçi ve hayvan yetiştiricisi olsalar da Galatlar Anadolu’daki birçok devlette paralı asker olarak çalıştılar. Savaş Galatlar için profesyonel bir işti… Roma ordusunda da paralı asker olarak bulundular…

Son Galat kralı Amyntas ile Roma imparatoru Augustus arasında karşılıklı saygıya dayanan bir dostluk vardı. Cremna (Burdur) kalesinin Roma adına alınması sırasında Amyntus’un öldürülmesi üzerine Galatya ortadan kalkmış ve MÖ 25 yılında bir Roma eyaletine dönüşmüştür. 

Anadolu’da yüzlerce yıl bir Gal kenti olarak ve halen yaşayan ve Cumhuriyet Ankara’sının başkenti olan Ankara’nın Gallilerin en doğudaki kenti olduğunu düşünmek, tıpkı İrlanda ve İskoçya’daki kentler gibi… İnsana gerçekten tuhaf geliyor…

Roma eyaleti olduktan sonra Ankara Romalılar için ticari ve askeri bakımdan önemli bir kent olmaya devam etti. Ankara valileri terfi aldıklarında Roma’da konsül olmakta ve bu da , Galatya’nın Roma için birinci sınıf bir valilik olduğunu göstermekteydi…

Bir Roma kenti olan Ankara tarihinin en görkemli dönemini sonraki ilk iki yüzyılda yaşamıştır. İmparator Augustus ve Roma adına bir tapınak yapılması da kentin önemine önem katar… Dönem haritalarında Ankara “metropolis” olarak geçmektedir.

Bu dönemde muhtelif kıyaslamalarla gerçekçi olmadığı ifade edilse ve doğrulanamasa da Ankara nüfusunun 100.000’i geçtiği rivayet edilir. Ancak bu sayı doğru olmasa bile buna yaklaşan bir büyüklüğe işaret ettiği söylenebilir. 1923 Ankara’sının nüfusunun 21 bin olduğunu düşünürsek Roma Ankara’sının ulaştığı nüfus büyüklüğünü anlayabiliriz.

MS 11-33 arasında tarihlenen bir Augustus kitabesinde yer alan isimlerden yola çıkıldığında 16 aileden 7’sinin Galat kültüründen, 6’sı Anadolu kültüründen ailelere ve 4 tanesinin ise Roma yurttaşlığına sahip olduğu görülür. Bu yıllarda Ankara’nın en üst tabakasının bu dönemde Galatlardan oluştuğu söylenebilir. 

Aslanhane Camisi yakınlarında bir evin duvarı içinde bulunan MS 101-102 yıllarına ait bir kitabede şehrin üst toplumsal katmanında bulunan 87 ailenin 62’si Roma yurttaşlığı elde etmiştir. Bu ailelerin sadece 7’si Galat kökenlidir. 18 aile Anadolu yerli haklarındandır. 

MS 160-170 yıllarına ait bir kitabede 43 aile ismi yer alır. 37’si Roma yurttaşıdır. Bu kitabede hiç bir Galat ismi bulunmaz. Bu ise Ankara’daki Galatların 2. Yüzyılın sonuna doğru, yerli halkın içinde eriyerek kaybolduğunu gösterir.

Bugüne geldiğimizde Ankara’nın Cumhuriyet öncesinde unutulmuş bir Anadolu kasabası olduğu, Başkent olmakla hayat kazandığını biliriz. Ankara’nın Galat geçmişini ve Roma kenti olarak ulaştığı uygarlık düzeyini hiç bilmeyiz. Bunu gerçekten anlamak zor. Turizm bağlamında Ankara’nın değerini yükseltecek bu tarihi geçmişi de vurgulayacak yeni açılımların Ankara’ya katacağı çok şey olacaktır.

Bizans döneminde Ankara’yı bir kale-kent olarak görürüz. Eski önemini yitirmiş bir eyalet merkezidir Ankara… Çeşitli istila tehditleri kentin savunmasını zorlaştırmış ve kaleyi güçlendirmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Ve bugün gördüğümüz Ankara Kalesi esas olarak Bizans yapımı olarak ortaya çıkmıştır.

1071 Malazgirt Savaşı’nın ardından 1073’de Selçuklular Ankara’yı ele geçirir…1101’de Haçlı seferleri sırasında Ankara Haçlıların eline geçti ve Ankara’daki Türkler kılıçtan geçirildi. Ankara bir müddet daha Selçuklu hakimiyetindeki Anadolu’da Bizans kenti olarak kaldı. 1127’de Selçuklu Danişmentler Ankara’yı tekrar fethetti. Bu tarihten sonra İslam kenti Ankara Selçuklu ve Osmanlı toprağı (veya beyliklere bağlı)olarak varlığını sürdürdü ve yeni Cumhuriyetin Başkenti oldu…

(Tarihsel bilgiler hakkında daha detay okumak isteyenler bu yazıda istifade ettiğim "Şehrin Zulası Ankara Kalesi" isimli eserden yararlanabilir.)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.