KEMALDE NOKSAN İMİŞ, İNCİNEN İNCİTENDEN

Uzun zamandır devam eden, tükenmek bilmeyen çirkin yakıştırmalar ve sözler karşısında, aynı şekilde çirkin sözlerle karşılık vermeden, ölçülü cevaplar vermeye ve mantıki deliller ortaya koyarak hadiselerin hakikatini anlatmaya gayret ettim.

Bu dönemde sadece ve sadece seçim yatırımı olarak kabul edebileceğim karalamalar karşısında her defasındas öfkemi yenip üslubu bozmamama sebep Erzurumlu gönül dostu, hak aşığı Alvarlı Efe Hazretlerinin şu dörtlüğü olmuştur:

Âşık der incitenden

 İncinme sen incitenden

Kemalde noksan imiş

İncinen incitenden

Ülke siyasetinde önde görünen bir kesimin kendilerince izah edilemeyen tüm mevzularda camiaya yıkmak gibi bir refleksle ortaya koyduğu, ehl-i küfür tarafından bile bugüne kadar hiç kullanılmayan galiz tabirler, zaman zaman çok ağır olmuş, gerek Hocefendi gerekse onu seven ve sempati duyan, daha geniş manada inanmış insanları hüzne boğmuştur. Bununla birlikte;

Hukuk ve yasalar ne diyorsa, hep onun yanında olunduğu halde kurulan kumpaslar ve ayak oyunlarıyla,

Hizmet kurumlarına karşı adeta 28 Şubatı hatırlatan tarzda haksız ve mesnetsizce gerçekleştirilen teftişlerle,

Yakın zamanda kabul edilen Milli Eğitim’ de kendilerince yeni bir dönüşüm olarak tanımlanan kanunun, gerçekte dershanelerin değil de camianın sırasıyla diğer hizmet kurumlarının da ortadan kaldırma projesi olarak uygulamaya konmasıyla,

İlkel bir dış politika örneği diyebileceğimiz bir kararla bu kurumların kardeşi konumunda olan yurt dışındaki eğitim kurumalarının da kapatılması noktasındaki kararlar ve bu kararın ülkemizin onurunu kırıcı hal almasıyla,

Seçim meydanlarında öfke ve hakaret söylemleri yanı sıra ayırıştırıcı düşmanca açıklamalar neticesinde kendi el emekleri ve alın terleriyle tesis edilen, hak ve hakikatin yanında duruşuyla yayın yapan medya kurumlarına  “kardeş” kabul edilen kesimlerce yapılan saldırılar ve ağızlardan çıkan küfür – kafirlik- ifade eden sözlerle,

Dünyalık adına hiçbir beklentisi ve birikimi olmayan, bugüne kadar da bu konuda sevenlerini mahcup etmeyen kıymetli Hocaefendi için Türk dahi olmadığı noktasında çıkan -doğru olmadığı mahkemelerde belgelerle ispat edilmiş-  iddialarla,

 Ülkenin güneydoğusunda bölgenin en büyük problemi karşısında tek çıkış yolunun eğitim olduğuna inanarak yola çıkan, onlarca yıldır yapılan hizmetlerle malum kesimlerin önünü kesme noktasına gelen kurumlar taranırken, yakılıp yıkılırken ülkenin yöneticileri tarafından hiç kale alınmaması, gündeme dahi getirilmemesinin karşısında incinmemek için ayrıca çaba harcamaktadırlar.  

Bu yaşananların sebebi konusuna gelince; bu konuyu Hocaefendi birkaç gün önce ülkemizin geleceği ve insanımızın saadeti için gerekli olan hususların anlatıldığı bir röportajında;

 Özellikle üslup, kırıcı ve bölücü bir dilin kullanılması,

toplumun bazı kesimlerinin hasım yerine konulması,

fertlerin arasında öfke ve ayrılık tohumları saçmak,

dediğim dedik yanlışına düşmek,

etraftaki şakşakçıların yöneticileri aldatması,

herkesin fikrine saygı duymama,

istişare müessesinin iyi işletilememesi dolayısıyla ortak aklın devre dışı bırakılması şeklinde sıralamaktadır.

Tüm bu yaşananların gölgesi altında hizmetin gönüllü fertleri her şeye rağmen “bu dünya darılma dünyası değil dayanma dünyasıdır” diyerek tabir-i diğer ile; vurana elsiz, sövene dilsiz misali mümine yakışır bir tarzda yollarına devam etmekteler.

Öfke yok!

Kavl-i Leyyinden asla ayrılma yok!

Ehl-i vicdan halkımız ise her şeyi izlemeye devam ediyor…

 ulvi_sevecen@hotmail.com

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum