KUZEY AVRUPA SEYAHATİ -10 AVUSTURYA

           “ Saraylar, Graben Caddesi” 

            24 Temmuz 2019 Viyana-AVUSTURYA

10 Günlük Kuzey Avrupa seyahatimizin son durağı Avusturya'nın başkenti Viyana’da konakladığımız otelde kahvaltı ile güne başladık. Yazının daha ilk cümlesinde kullandığım “son durağı” sözcüğünden, bu gezi yazısı serimizin bitmek üzere olduğunu anladığınızdan eminim. Ama sizi kolay kolay bırakmayacağım ve başka gezi notlarımla sizlerle olmaya devam edeceğim inşallah. Sonra otelin yanında bulunan alışveriş merkezindeki mağazalardan hediyelik eşyalar aldık. Rehberimizle daha sonra buluşacağımız için şehri bir süre kendimiz gezeceğiz. İlk ziyaret yerimiz Viyana’ya 10 km uzaklıktaki Kahlenberg Tepesi. Bu tepe tarihimiz açısından önemli olup Viyana’ya hakim bir konumda olduğu için gezmeye gelenler tarafından seyir terası olarak kullanılmaktadır. Avusturya’nın başkenti ve en büyük şehri olan Viyana, tarihi dokusuyla UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne girmeye hak kazanmış. İhtişamlı sarayları ve etkileyici sokaklarıyla Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biri olarak gösterilen şehrin yarısından fazlası yeşil alan ile doludur.

 Orta Avrupa’da bulunması nedeniyle zaman içinde birçok imparatorluğun merkezi olmuş olan Viyana; tarihi, kültürel, mimari alanda da tam bir Avrupa başkenti aslında.

Kahlenberg Tepesi

Viyana'da önce 2. Viyana kuşatması sırasında önemli bir mevzi olan Kahlenberg Tepesi’ne gidiyoruz. 1683 yılında Osmanlı Devleti Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın komutanlığında Viyana'yı kuşatır.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından muhasara sırasında arkadan gelecek tehlikeye karşı Kırım hanına, Viyana’dan bir saat uzaklıkta bulunan Tuna üzerindeki taş köprüden geçişi engelleme görevi verilir. Rivayete göre Kırım Hanı Gazi Giray Han, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ile bir gün önce yaşadığı olumsuz bir durum nedeniyle Lehistan kuvvetlerinin geçişine göz yumar. Leh kuvvetleri Alman kuvvetleri ile birleşerek Viyana şehrini muhasara ile uğraşan Osmanlı ordusunu arkasından çevirir. Böylece iki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu hızla geri çekilir. Bu savaş, Osmanlı Devleti’nin 2.Viyana yenilgisi olarak tarihe geçer. Üzülerek belirtmeliyim ki tarihimizde bu ve buna benzer olaylar mevcuttur. Devletin üst makamlarındaki ricalin kişisel ihtirasları yüzünden milletin maruz kaldığı yenilgi ve zulümlerin haddi hesabı yok desem yanlış olmaz. Sizi bilmem ama ben “tarihin tekerrür ettiğine” inananlardanım.

            Kahlenberg Tepesi’nden günümüzdeki Viyana şehrini uzun uzun seyrediyoruz. Viyana şehri, 23 mahalleden oluşuyor. Türkiye’deki gibi mahalle isimleri yerine “1, 2. ve 3. Mahalle” diye adlandırılıyor. Yani Viyana’da adresi bulmak oldukça kolaydır. Örneğin Türkler, genellikle Viyana’nın 1,15 ve16. Mahallelerinde ikamet ediyor. Tuna Nehri, Viyana’nın kenarından akıp gidiyor. Viyana Belediyesi, Tuna Nehri’nin yanına suni bir nehir daha yaparak halkın eğlenmesi ve nehirde yüzmesine ön ayak olmuştur. Hazır Tuna Nehri demişken sizlerden; belirli yaş grubu üzerindeki her Türk vatandaşının bildiğine, yeni yetişen nesle de öğretilmesi gerektiğine inandığım ‘Tuna Nehri Akmam Diyor’ marşını mırıldanmanızı ve Gazi Osman Paşa’nın ruhuna bir fatiha okumanızı istirham ediyorum. Uzaktan bakıldığında şehrin yeşilliği dikkatimizi celbediyor.

Kırk beş dakika etrafı seyrettikten sonra tekrar şehir merkezine geldik. St.Stefan Katedrali’nin yanında rehberimizle buluştuk. Rehber eşliğinde sırasıyla St. Stefan Katedrali, Graben Caddesi, Belvedere,  Hofburg ve Schönbrunn saraylarını ziyaret edeceğiz.

Rehberimiz Başar Bey, Türkiye’de üniversite eğitimini tamamlamış. Şimdi Viyana’da özel bir şirkette mühendis olarak çalışıyor. Başar Bey Viyana şehri hakkında bizi bilgilendirdi.

Viyana, Avusturya'nın başkenti ve en büyük şehri, bunun yanında ülkenin dokuz eyaletinden yüzölçümü bakımından en küçüğüdür. Aynı zamanda bir milyon dokuz yüz bin nüfusuyla ülkenin en kalabalık şehridir. Çevre ilçeleriyle birlikte Viyana'da yaklaşık 2 milyon insan yaşar ki bu da Avusturya nüfusunun yaklaşık dörtte biridir. Avusturya’da büyük çoğunluğu Viyana'da olmak üzere yüz seksen bin civarında Türk vatandaşı yaşamaktadır. 23 caddeden oluşan Viyana'da Türkler daha çok 1. 15. ve 16. Cadde'de ikamet etmektedir. Şehirde “Almanca” resmi dil olarak kullanılıyor. Bunun dışında ise en yaygın dil “İngilizce”dir. Şehirde, herkes İngilizce anlayabiliyor. Adres sorduğunuzda, insanlar size yardımcı olmaya çalışıyorlar. Bunun yanında Viyana birçok Avrupa şehrine nazaran son derece yoğun Türk etkisi görülen bir şehirdir. 2.Viyana Kuşatması’nda yapılamayanı, günümüzde göçmen işçilerimiz ve devam eden genç nesiller yapmışlar. Viyana’da yaşayan büyük bir Türk nüfusu ortaya çıkmış ve böylece başta restoran olmak üzere Türk girişimcilerin işyeri sayısı gözle görülür şekilde artmıştır. Türklerin gittikleri ülkelerde öncelikle neden yiyecek sektörüne girip “restoran” işi yaptıkları konusunu araştırmak lazım diye düşünüyorum. Belki de “can boğazdan gelir” atasözünün önemine binaendir, kim bilir?

Şimdi Viyana'da rehberimiz eşliğinde sırasıyla ziyaret ettiğimiz tarihi eserler hakkında kısaca bilgi verelim.

Belvedere Sarayı

1668-1745 yıllarında Savoy Prensi Eugen emri ile mimar Johann Lucas Von Hildebrandt´a yaptırılmıştır. Yukarı ve Aşağı Belvedere Sarayı olarak iki parçadan oluşan barok yapılar birbirine çok geniş ve göz alıcı bir bahçe ile bağlıdır. Bugün müze olarak kullanılan yapılarda çok önemli tarihi tablolar da vardır. Yazlık saray olarak kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nde yazlık ve kışlık olarak bu şekilde kullanılan saraylar var mıydı, konunun araştırmasını size bırakıyorum.

Hofburg Sarayı

600 yılı aşkın bir süre boyunca Habsburg Hanedanlığı’nın resmi konutu olan Hofburg Sarayı, günümüzde Avusturya Devlet Başkanlığı, müzeler ve İspanyol Binicilik Okulu’na ev sahipliği yapıyor. Tarihi geçmişi 13. yüzyıla uzanan Hofburg Sarayı, tarih boyunca Avusturya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yöneticilerinin kışlık sarayı olarak kullanıldı.

1275’te Avusturya Dükü’nün resmi konutu olarak aynı yere inşa edilen kale, yıllar içerisinde ailenin de büyümesiyle birlikte kraliyet sarayına dönüşmüştür. Tarih boyunca ülke yönetiminde görev alan imparator ve imparatoriçeler tarafından ihtiyaca göre eklemeler yapılan saray, 1918’e kadar Habsburg Hanedanı’nın kışlık konutu ve ülkenin yönetimi merkezi olmaya devam etmiştir. 1918’de hanedanlık tarafından demokratik yönetime devredilen saray, günümüzde de Avusturya Devlet Başkanlığı binası olarak ülkeye hizmet veriyor.

Schönbrunn Sarayı

Yılda 8 milyon ziyaretçi ile Avusturya’daki en çok ziyaret edilen tarihi yapı olan Schönbrunn Sarayı, 1996 yılından beri de UNESCO Kültür Mirasları arasında yer alıyor.

Yüzyıllar boyunca Habsburg Hanedanı‘nın yazlık sarayı olarak kullanılan Schönbrunn Sarayı’nın mülkiyeti 1918 yılında Avusturya’da monarşinin sonlanması ile Avusturya Cumhuriyeti’ne devredilmiş ve ardından da ziyaretlere açılmıştır.