MHP neden Anayasa Mahkemesi’ne gitmiyor?

Van’da yayımlanan Şark Yıldızı adlı yerel gazetenin dünkü manşeti ‘kamu binaları sınıfta kaldı’ idi.

Gazete, Van Valiliği’nin açıkladığı hasar görmüş binaları sıralıyor, okul binalarıyla ilgili henüz bir açıklama yapılmadığını da vurguluyordu...

Ama tabii Van Depremi’nde kamu binaları sadece hasar görmedi, birçoğu da yıkıldı.

***

Kamu binası neden yıkılır?

Benim cevabım açık: ‘Hırsız müteahhit-siyasetçi-bürokrat’ Bermuda çıkar üçgeninden dolayı...

Türkiye’de her depremde yıkılan kamu binaları ve ölen insanlar bu hırsızlık ve cinayet üreten sistemin mağduru...

***

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki günkü ulusa sesleniş konuşmasında bu konuya değindi ve yaşanan onca tecrübeye rağmen çürük binaların inşa edildiğini belirterek, “beton bina adı altında adeta kumdan kaleler, kumdan binalar, kumdan meskenler inşa ediliyor” dedi.

Mekânı genişletmek için binalardaki taşıyıcı sütunların kaldırıldığını, kolonların kesildiğini de hatırlatan Başbakan Erdoğan, “belediyeler de, müteahhitler de, denetim elemanları da, bu ihmallerin cinayetle, intiharla eşanlamlı olduğunu artık kabul etmek durumundadır” vurgusunu yapmayı da unutmadı...

***

Ama...

‘Belediye-müteahhit’ ikilisinin pek kimsenin nedense telaffuz etmediği siyasi bir üçüncü ayağı daha var...

Maliye profesörü Eser Karakaş, bunu dünkü yazısında en görmek istemeyenin bile ilgisiz kalamayacağı bir berraklıkla anlatıyordu:

“Bizdeki Kamu İhale Kanunu da 4 Ocak 2002 tarihli bir kanundur; bendenizin siz okurlardan istirhamım bu yasayı internetten bulmanız ve kabul tarihinden sonra yasada yapılan değişikliklere, özellikle de bence işin özü olan eşik değerlerdeki artışlara bir bakmanızdır.

...Çok az yasa üzerinde dokuz sene içinde bu kadar çok değişiklik yapılmıştır.

Değişikliklerin özü de eşik değerleri yükselterek ihalelere girişleri daha az rekabetçi kılmak, değişikliklerle idarenin takdir yetkisini daha da yükseltmektir.”

Ancak işin garibi, AK Parti’nin çoğu zaman da çok yararlı icraatı için sabahleyin yüzünü Anayasa Mahkemesi’nde yıkayan muhalefet partilerinin hiçbiri Kamu İhale Yasası’ndaki bu değişiklikler için mahkemeye başvurmadı...

Çünkü Türkiye’de siyaseti müteahhit finanse eder, müteahhidi de kamu ihalesi...

***

‘Müteahhit-siyasetçi-bürokrat’ üçgenindeki cana ve mala kıyan sistem açısından MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır’ın soru önergesi çok dikkatimi çekti:

1- Söz konusu depremde yıkılan ve yüksek hasarlı olup kullanılamayacak durumda olan kaç tane kamu binası bulunmaktadır?

2- Yıkılan ve yüksek hasara uğrayan kamu binalarının kaç tanesi eğitim kurumudur?

3- Bu binaların inşa tarihleri nedir?

4- 17 Ağustos 1999 depreminden sonra çıkan kanun ve yönetmeliklere göre Van ilindeki kamu binalarının ne kadarının depreme dayanıklılığı konusunda ‘güçlendirmesi’ yapılmıştır?

Bu soruların cevabı, yıkım ve ölümlerin sorumlusu olarak gördüğüm, bu nedenle de peşinde koştuğum ‘müteahhit-siyasetçi-bürokrat’ üçgenini gözler önüne serecek...

***

Ancak, anlamadığım bir şey var...

Doğru soruları soran MHP, her defasında Kamu İhale Yasası’nda ‘eşik değerleri yükselterek ihalelere girişleri daha az rekabetçi kılan ve idarenin takdir yetkisini de sürekli yükselten’ yasa değişiklikleri için neden Anayasa Mahkemesi’ne gitmedi?

Ya da bugün neden gitmiyor?

Merak ediyorum, çünkü mesele ‘muhalefet-iktidar’ sarmalını çok aşan ve doğrudan ‘siyasetin finansmanı’ ile ilgili bir ‘sistem’ sorunu...

Bunun bir kısmının altını çizip, özünü pas geçmek olmaz...

Daha da korkuncu mevcut sistem dinamitlenmedikçe binalar da yıkılır, bizler de ölürüz...

Önceki ve Sonraki Yazılar