MÜSPET HAREKET ETMEK

Ülkemizde seçim ortamının ısınması ile siyasetin, çevremizde yakın komşularımızın içinde bulunduğu yönetim anlayışlarının halk hareketleri ile, canların malların ortaya döküldüğü  mevsim olarak soğuk, karakter olarak sıcak günlerde halkımıza, siyasilerimize ve dünya halklarına müspet hareket halini tekrar hatırlatmakta yarar vardır.

Ülkemizdeki durumdan kısaca bahsederek ne amaçla bunları yazdığımın izahını yapmaya çalışayım.

Seçime az kala, partiler halkımıza kendi amaçları doğrultusunda mesajlar verip halkın teveccühünü ve de en önemlisi oylarını kapma peşindeler.

Demokrasiyi kabullenip, demokratik ortamda seçimler yaptığımızı varsayıyoruz. Bunca agresif yaklaşımlara, kaba hitaplara, aşağılamalara rağmen.

Oylarımıza hakaret edilmesine rağmen.

Seçimin gazı ile liderler biri birlerine olmadık şeyler söylüyorlar. Söylemek istemeyen var ise de diğerlerinin sataşmaları karşısında üslubunu bozuyor ve sert sözler söylüyor.

Millet olarak böyle bir ortamdan nasıl müspet sonuçlar alacağız. Ülkeyi yönetmeye talip olanlar bu kadar alengirli ortamdan sonra nasıl olacak ta müspet tavırlar sergileyip, gönlümüzü alacak ve kaliteli bir gelecek için adım atacaklar.

Dedikodu, yalan, iftira gibi ahlaken uygun olmayan söz ve tavırlar siyasetin en güçlü argümanları. Uygunsuz tavırlardan uygun sonuç beklemek ne kadar mümkün?

Son oy kullandığımız referandum sonuçlarını bile hüsnüniyetle kabullenememişken, henüz alınan sonuca göre kanuni düzenlemeleri yapamamışken, son sürat girdiğimiz seçim atmosferinde aynı gerginlikleri tekrar yaşamaya başlamışken, üstelik pek çok vekilin bu dönemde seçilememe ihtimalleri varken nasıl olacak ta kendilerinden müspet hareketler bekleyeceğiz.

Ülkeyi yönetmek için halkın vekaletini talep edenler, vekalete hıyanet etmeyiniz. Müspet hareket ederek oylarımıza talip olunuz. Önümüzdeki dönem seçilemeyeceğinizi bilseniz de size tevdi edilen vazifeleri son gününüze kadar en güzel bir şekilde yapmak zorundasınız. Müspet hareket düsturu bunu gerektirir.

Ortadoğulu komşularımızdan ne isteriz. Halklar bazı dinamiklerin tesiri ile hareketlenmiş durumdalar. Strateji uzmanları buna domino tesiri diyor. Yani Tunus halkı başardı, Mısır halkı başardı ise biz de başarabiliriz gibi toplum psikolojisine domino tesiri dendiğini varsaydık.

Bu tepkilerin her biri ülkelerin kendi dinamikleri ile değerlendirilmelidir. Dikta yönetimlerine bir toplu başkaldırı olarak yorumladık.

Peki, kısa bir süre  sonra seçime girecek ve istediğini seçme hakkı olan ülkemizde halkı sokağa dökmeye çalışan mantık olaylara nasıl bakıyor ve nasıl anlamış?

El cevap: Hiçbir şey anlamamış.

Ortadoğu’daki halk hareketleri demokratik olmayan diktatör rejimlerine karşı bir hareket olup kendi içinde haklı yönleri vardır. Halkın talepleri makul karşılanabilir.

En kısa zamanda seçime gidelim, kendi seçtiğimiz temsilciler tarafından yönetilelim diyorlar.

Türkiye zaten seçim arifesinde, zaten halkın seçtikleri tarafından yönetiliyor.

Türkiye’de halkın seçtikleri tarafından yönetilmesine engel olan darbeci zihniyetliler, nasıl oluyor da halkı meydanlara çağırıyorlar.

Askerlere yaptıramadıklarını halka mı yaptıracaklar?

Halka rağmen halkı kışkırtmak hangi vesayet mantığının ürünüdür?

Siyasilerden müspet hareket isterken, olaylara topyekun bakın, siyasi ihtiraslarınız için hem kendinizi, hem siyaset mekanizmasını rezil etmeyin demek istiyorum.

Oylarımız sizin garantiniz altında kullanılmıyor.

Hür vicdanlara tahakküm etmeyiniz. Demokrasiyi azıcık olsun anlamaya çalışınız. Kaba sözler ile değil marifetleriniz ile bizden oy talep ediniz.

Yoksa bu vebali kaldıramadığınız gibi, seçim reklamları ile boşu boşuna sokakları kirletmiş ve işgal etmiş olursunuz.

Ahmet TÜRKAN - HABERNAME

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum