Bir Sosyal Kurum olarak Din

Din, sosyolojik olarak üzerinde en çok durulan kurumların başında gelir.

Araştırmalar, dinsiz toplumların bulunmadığını, hatta ilk dönemlerde dinin topluma hakim olduğunu göstermektedir.

Zamanla toplumu oluşturan diğer kurumlar, yönetici karakteri olan dinden ayrılmışlar ve kendi yapılarını şekillendirmişlerdir.

Bu gelişmelerin kolay olduğu söylenemez.

Çıkar sahipleri bugün olduğu gibi, o gün de mevcut statükoyu devam ettirmek istemişlerdir.

Hatta laiklik ilkesi ile biraz daha ileri gidilmiş ve din vicdanlara hapsedilmeye çalışılmıştır.

Bu düşünce memleketimizde de geniş bir uygulama alanı bulmuş ve bir hayli gözyaşına sebep olmuştur.

Halen laikliğin doğru anlaşıldığını söylemek de mümkün değildir.

İnsan odaklı düşüncede, yaratılışındaki denge nazar-ı dikkate alınarak, toplumu oluşturan kurumların da kendi aralarında bir denge oluşturduklarından bahsetmek gerekir.

Diğer kurumların gelişmelerine paralel olarak,  dinlerin işlevinin de daraldığı söylenebilir.

Din kurumu işlevselliği itibarıyla ne toplumun tamamını kapsamalı ne de sadece vicdanlara itilerek daraltılmalıdır.

Diğer kurumlarla arasındaki denge, alacağı yerin belirlenmesinde önemli yer tutacaktır.

Toplumu ayrı bir varlık olarak ele aldığımıza göre, istekleri, kararları ve uygulamalarının korunması ve sürdürülmesi gerekecektir.

Dolayısıyla Toplum hayatında yapılacak şeylerin önceliğini belirleyecek, ihtiyaçları tesbit edecek bir kuruma ihtiyaç olacaktır.

Bu konunun izahı, insandaki his meziyetinden yola çıkarak yapılabilir.

Beyne acıkmak, susamak, yorulmak, doymak vs. gibi ikazlarla ne yapılması gerektiği ile ilgili bilgiler verilir.

His dediğimiz yetenek, bir yandan bu ıstırap ve ihtiyaçları bildirirken, diğer yandan da istekleri yerine gelince zevk, sevinç ve neşe ile bunları beyine iletmektedir.

Bir hazza ulaşmak veya bunlara karşı koymak, insanın duygusal ve ahlaki yönüyle doğrudan ilintilidir.

‘Bu isteklerin toplumsal hayatta belirlenmesi, aynı zamanda bunların nasıl ve kimler tarafından yerine getirileceğini tesbit, tarihte din kurumu tarafından gerçekleştirilmiştir.’ ...

Bu yazı toplam 2763 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.