Erhan BAĞ
Ormanda Hayat Var
-Sabahın Sessizliğinde Diriliş, Dostluk ve Şifa-
“…Çünkü iyi insanların daha uzun yaşamasını istiyoruz.”
Bir süredir Cumartesi sabahları “İnsan ve Çevre Derneği/BİNDER’in ev sahipliğinde “Ormanda Hayat Var” isimli yürüyüş etkinliğine katılıyoruz… Şehrin gürültüsünün henüz uyanmadığı, en temiz nefeslerimizi alabildiğimiz o harika saatlerde, bir grup güzel insanla ortak bir niyetle buluşuyoruz:Hayatı tazelemek! Bedenen ve ruhen sanki hayatı yeniden başlatmak…
Bu yolculuk, Efendimiz’in (SAV) “Kim sabah namazını (cemaatle) kılarsa Allah’ın zimmetine girer” şeklinde ifade bulan hadisinin verdiği derin güven ve huzur duygusuyla başlıyor…Seçkin bir dua koleksiyonunu okuyup bir zırh gibi kuşanarak camiden çıkan gönlü güzeller, sanki geceden kalan yüklerini gömmüş gibi, daha hafif ve berrak bir ruh hâliyle ormanın yolunu tutuyor…
Önce selamlaşma ve hal-hatır, biraz egzersiz sonra on beş dakika kadar suskun bir yürüyüş… Ardından ruh dünyamıza nüfuz edecek bir ritimle otuz beş- kırk dakikalık orman parkuru…Tempomuz arttıkça ruhlarımız hafifliyor; kimimiz sessizce kendi içine çekiliyor, kimimiz dost gölgelerle yürünen yolun tadını çıkarıyor. Ama hepimizin bildiği bir şey var: Bu yürüyüşte kimse yalnız değil… Birbirini yormayan, birbirini tamamlayan, hiç kimseyi geride bırakmayan, adımların kardeş olduğu bir topluluk ruhu ve bilinci taşıyoruz…
Orman kapılarını açtığında her şey değişmeye başlıyor… Ağaçların arasından süzülen ilk ışıklar, kuşların huzur veren sabah cıvıltıları, toprağın dingin ve dinlendirici kokusu… Bu senfoni, sadece bedenimizi değil ruhumuzu da yürütmeye başlıyor. Adeta yürümüyor, ayaklarımız yerden kesilmiş hâlde ormanın derinliklerine süzülüyoruz. Her adımda biraz daha canlanıyor, biraz daha hatırlıyoruz; hayatın, şehirde unuttuğumuzdan çok daha fazlası olduğunu…
Parkur bittiğinde ise bizi bekleyen küçük ama kıymetli bir ödül var: Çay–simit eşliğinde kısa bir sohbet... Belki yarım saatlik muhabbetli bir dinlence… Her anı bereketli, her kelimesi hikmetli bir yenilenme atmosferi bu. Ormanın derin kucağında edilen sohbetin berrak dili temiz gönüllere yavaşça doluyor…Hayatın meseleleri bile daha hafif konuşuluyor; sanki bu dost meclisinde dertlerimiz kendiliğinden deva buluyor.
Bu belki sıradan bir spor faaliyeti gibi görünebilir, ama öyle değil… Bu, haftalık bir yeniden diriliş etkinliği. Hem ruha hem bedene iyi gelen bir zikir hâli… Adeta büyük yol göstericilerden Abdülhalik Gücdevani Hazretleri’nin temel tasavvufî umdelerinden “Hûş Der Dem” anlayışının pratiğini yapar gibiyiz… “Hûş der dem” yani “her nefeste uyanık ol” düsturu, sabah orman yürüyüşlerimizin ruhunu en güzel ifade eden kavramdır... Bu prensip; kalbi ve zihni uyanık tutmak, her nefeste, her anda, her adımda Allah’ın huzurunda olduğunu bilerek yaşama gayreti halinin ifadesidir.
Berraklaşan bir zihin ve kalple düşünmeye başlayınca, cemaatle kılınan sabah namazının huzuruyla çıkılan bu yolculukta attığımız her adım, aldığımız her nefes bizi daha derin bir farkındalığa çağırıyor. Ağaçların arasında yürürken sadece bedenimiz değil; zihnimiz ve kalbimiz de uyanıyor. Kuş seslerinin, temiz havanın ve iyi insanların arasında özümüze biraz daha yaklaşıyoruz. İşte o nadir anlarda “Hûş der dem”, ormanın sessizliğinde, nefesimizin ritminde yaşanan bir hakikat oluyor.
Allah’ın himayesinde başlayan, tabiatın kucağında tazelenerek nihayete eren bu yeniden doğuş yolculuğunun ritmi, hafta boyunca bizi diri tutmaya devam ediyor… Biraz nefes, biraz dostluk, biraz huzur arayan ve anlam dünyasını zenginleştirmek isteyen herkes için ormanda gerçekten hayat var; bu atmosferde gerçekten yaşadığımızı hissedebiliyoruz. Kutlu bir yakınlaşma ve yüksek bir yaşam enerjisiyle hayat yoluna her hafta yeniden koyuluyoruz…

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.