Özkök Bu Yıl Zekâtını Verdi mi?

Özkök Bu Yıl Zekâtını Verdi mi?

Aslında böyle bir başlık atmam pek hoş değil. Ancak Özkök’ün aleni olarak umre yapması bizim böyle bir başlık atmamıza cesaret verdi.

Özkök, bildiğiniz gibi yıllarca Türk Basının en etkili gazetesi Hürriyet’in yayın yönetmeni.

Gazete ile ilgili her şey ondan sorulur. Atılacak olan manşetler olsun, girilecek arka sayfa güzeli olsun ne var, ne yoksa gazete adına o karar verir.

Aslında o da kimin karar verdiğini iyi biliyor. Daha doğrusu herkes de biliyor. Bir zamanlar sahibinin iş takipçiliğini yapıyordu.

Bundan da anlaşılıyor ki, sahibine çok bağlı Özkök.

Sözünü ettiğimiz bu eleman Ramazan ayında Medya Hergelesi Yenimahalleli Ahmet Hakan ile beraber umreye gittiler.

Öyle bir umre yaptılar ki, bütün medya ayağa kalktı.

Ne oluyor ya Hu!

Nedir bu?

Diyenler çok oldu.

Bir Müslüman’ın umre yapmak gibi doğal bir ibadeti olamaz. Yapacaktır elbet. Buna kimse karışamaz.

Ancaaaak…!

Sen bu ibadeti allandıra ballandıra anlatırsan,

Yok, ben hiç namaz kılmadım da şurada iki rekat namaz kıldım dersen,

Hiç oruç tutmadım ama oruçlunun karşısında da bir bardak su içmedim dersen, işte orada duracaksın.

Ya ibadetini gizli yapacaksın ya da ibadetini ifşa ettiysen diğer ibadetleri de herkesle paylaşacaksın.

Tamam, umre ibadetini yaptın, herkes biliyor.

Namaz kılmıyorsun, herkes biliyor.

Oruç tutmuyorsun, bunu da herkes biliyor.

Peki, zekât konusunda bir şey demedin Bay Özkök?

Ya zekât verdin mi bu yıl?

Bari bunu da herkese ifşa et de tam olsun ibadet muhaseben.

Aslına bakarsak Özkök’ün köklerinde bir şeyler var. Bunu araştırmak gerekir.

Bunu yapabilecek uzmanlarsa gönül doktorları. Bir baksın, dinlesin gönlünü Özkök’ün. Onun gönlünün derinliklerinde elbet bir şeyler var.

Yoksa boşuna umreye gitmez.

Ya da yatak odasının başının ucunda o enfes hat levhasını asmazdı.

Ben Ertuğrul Özkök’ü, T.C.’nin ilk Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e benzetiyorum.

Hasan Ali Yücel’in de bir sahibi vardı; İsmet İnönü.

Hüseyin Yılmaz’ın Öldükten Sonra Allah Diyen Bakan adlı çalışmasında şu rivayete yer veriyor;

Hasan Ali Yücel, davudi bir sese sahip. Dinleyenleri mest eden hoş sesi ile Kur’an, mevlid ve ilahiler okumaktadır. Bir gün Cevriye Hanım (İsmet İnönü’nün validesi), Çankaya yalnızlığının da verdiği bir sıkıntı ile İsmet’e,

-          Evladım, şu Hasan Ali’yi Çankaya’ya alsan da ara sıra bana Kur’an okusa, der.

İnönü yaslı annesini kırmak istemez. Hasan Ali’yi çağırtıp karşısına alır. Annesinin meramını anlattıktan sonra;

-          Seni Çankaya’ya alacağım, fakat bir şartla… Dinini dışarıda bırakacaksın. Bundan böyle de din lafı etmeyeceksin…, der.

Hasan Ali bu teklifi nasıl karşıladı, yüzünde, geniş alnında ne gibi raşeler gezindi, bilmiyoruz.  Bildiğimiz şey, onun, bu ikbalperest adamın Çankaya’ya çıktığı ve dinden bahsettiği.

27 Mayıs Mersiyelerinde Hasan Ali hep üç kelimeden bahsediyor ve kelimeler kendi hayat felsefesini çiziyordu; Hürriyet, Ordu ve Atatürk.

Onun için bu üç kelime kutsal kelimelerdi. Ordusuz Türk, Türksüz Atatürk ve Ata’sız her ikisi olamıyordu Hasan Ali’ye göre.

Bunu Özkök ile kıyaslarsak fark eden bir şey yok. Onun için de Hürriyet, Ordu ve Atatürk önemli. Sadece Hürriyetin anlamı aynı ama ifadesi farklı. Özkök’e göre Hürriyet günümüzdeki para ve koltuk hırsı.

Nasıl 1961 yılında Hasan Ali’nin kutsal kelimeleri Hürriyet, Ordu ve Atatürk ise 50 yıl sonra da Ertuğrul Özkök’ün de kutsal kelimeleri bunlar.

Aslına bakarsak Hasan Ali’nin ruhu başka, aklı başka konuşuyor.

Eğer Hasan Ali’nin hayatını araştırırsanız çok çelişkiler göreceksiniz. Hayatı boyunca ikbal ve menfaat peşinde koşan Hasan Ali yazdığı ama bir türlü yayınlanmayan şiirlerinde hep arayış içerisinde. Hep ruhu sıkıntılarla dolu.

Biliyor Allah’ın varlığı ve şiirlerinde aşırı bir bağlılık gösteriyor. Kendisi hayattayken yayınlanmayan Allah Bir aldı eserinde bir dörtlükte şunları ifade etmekte;

     “Senden korkmam, Rahimsin, Sen;

                  Adilsin Sen, Hakimsin Sen.

                  Korkum, beşer adlı korkusuzdan;

                  Vicdanı sağır, o duygusuzdan.”

Bilmiyorum belki de bu iki şahsiyeti birbirine benzetmekte mübalağa yapmış olabilirim. Ama Özkök’ün de mutlaka ruhunda inkişaflar vardır. Ya da zerre tanesi kadar da olsa bir kırıntı.

Benim umudum odur ki, Özkök ruhunun derinliklerindeki sese bir an önce kulak verir de ruhunu bedenine köle yerine aklını ruhuna köle eder.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum