ÖLÜM YAZDIRIYOR

Ölüm yazdırıyor...

Ecel ben geldim diyor ve alıp gidiyor. Kimler geldi, kimler yolculuğuna devam etti onunla. Kiminin annesi- babası, eşi-dostu, akrabası vs. Gidenler her kim olursa olsun hep aynı acıyı yaşatıp gitti. 

Ölüm çoğukez sessizce gelir sandık, aslında haber vermişti dünyaya gelirken, bir gün mutlaka geleceğini. Çünki  ağlıyordu her doğan bebek, nişanlıydı ölümle. İnsanın nefesi ölüm kokuyordu. Nefes  alıp verdikçe, "birgün" sıra sende diyordu hoyratça.

 Insan, ölümle kucak kucağa yaşadığının farkına varmadan yaşıyordu hayati.

Uzakda sanıyordu onu, ama  burnunun ucundaydı aslında. Aniden gelişi hiçde yabancı değildi kendisine. Komşunun evine girmişti çünki, kendisinden çok ırak sandı ve insan yine aldandı.

Bir kaç gün ölümle yaşadı, o varmış gibi gelecek gibi davrandı hayata. Sonra yine daldı pembe rüyalara. Dünyayı hiç terketmiyecekmiş gibi davranmaya başladı yine.

Kalp kırdı, uzak durdu hakikatten. Savurdu kıymetli zamanını oraya buraya. Kalbine yüklendi. Acı verdi. Unuttu unutulmaması gerekenleri. Ve insan aldandı işte...

Yarın öleceksin deseler, napardık aceba?

Kimseyle papaz olmazdık. Sevdiklerimize kıymet verir, onlarla zaman geçirirdik. Bilseydik eğer ölümün vaktini, "haftaya ararım" dediklerimizi şimdi arardık. Kırdıklarımızı onarmaya çalışırdık. Dönüşü olmayan bir hayat için belki de artık hazırlanmaya başlardık. Yolculuk vaktini bilseydik eğer!

Bilmiyoruz... Bilmeyerek yaşıyoruz. Bilmediğimiz bir yolculuk için geç kalmayalım. Heran o yolculuk başlayabilir. Dün komşunuzun evine ziyarete gelen kutlu misafir, bugün de sizin evinize misafir olabilir...

 

 

 

                                                                

Bu yazı toplam 1388 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.