Senin İsmail'in Kim?

Malum Kurban Bayramı, Bu vesile ile İslam dünyasının- Müslümanların çoğunluğun gündeminde gündemimizde KURBAN bulunmakta… 

KURBANI konuşmakta ve yazmaktayız…

Peki, nasıl okumalı kurban kavramını ve içeriğini… İnsanlık tarihi kadar eski bir gelenek birçok inanç ve dinde var olan toplumsal hayatın bir parçası halini alan KURBANI…

İnsanlık kadar eski olduğunu nereden anladınız, nereden çıkardınız,  derseniz:

buyrun birlikte okuyalım..derim.

 

Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini gerçeğe uygun olarak anlat:

Hani ikisi de birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, diğerine, "Andolsun seni öldüreceğim!" dedi. O da dedi ki:

"Allah ancak takva sahiplerin Kurbanını kabul eder.

 

Rivayete göre Âdem’in iki oğlu Hâbil ile Kabil arasında bir ihtilâf çıkmış, babaları her ikisinin de Allah’a kurban sunmalarını, hangisinin kurbanı kabul edilirse onun haklı olacağını söylemişti.

O zaman gökten inen bir ateşin kurbanı yakması, kurbanın kabul edildiğini gösteriyordu.

Âli İmrân 3/183)

Sunulan kurbanlardan Hâbil’inki kabul edildi. Kıskançlığı yüzünden bu durumu içine sindiremeyen Kabil, kardeşini öldürdü (İbn Kesîr, III, 76).

 

Ve yine başka ayetlerde

Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık.

 İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!

 

Kurban nedir?

İlah olarak kabul edilen ya da Yüceltilmiş, aşkın bir varlığa (Allah’a) sunulmak üzere kesilen canlı hayvan….

Antik çağlardan beri sahte tanrıları veya yüce kabul edilen varlıkları memnun etmek, felaketlerden korunma ve benzeri amaçlar doğrultusunda hayvanlar kurban edilmiştir.

Etimolojik olarak bakıldığın ’da Kurban kelimesi, Arapça krb(yakın olma)dan  türediği düşünülse de

Arapçada kurban için aslında hedy (hediye)sözcüğü kullanılır. İslam dininde KURBAN geleneği canlılığını koruyan, insanlığın var olduğu kadar eski, her ümmete emredilmiş, Allah’a yakın olmak için adeta bir fırsat ve imkan, bir ibadet olarak yapılıyor…

Bu tanımlar içinde fıtrata uygun ve birçok müfessirin ifade ettiği yönü ile bakıldığında, kurban:

Allaha yakın olmaktır ‘’tarifi yerine oturuyor ve insan aklına, fıtratına uygun ve hoş geliyor

Çünkü Allah insana zaten şah damarından yakın olduğunu ifade ediyor.

Öyleyse mesele  Allah’ın insana yakın olup olmadığı değil, İnsanın Allah’a ne derece yakın olduğudur.

Samimi olmak gerekirse, doğrusu hep bir ağızdan yakın olduğumuzu ifade et sekte davranış ve eylemlerimiz bize gösteriyor ki:

İslam güzelde Müslümanlar bunun neresinde? Ne kadar da zorlasak ta samimi olarak biz Allaha yakın mıyız ? sorusunu tekrar öz

nefislerimizden başlayarak soralım! Sorgulayalım!

Ortak aklın sesi gür bir şekilde İnsanın kulaklarında çınladı, hayır olmadı bu iman bu teslimiyyet bu güven ey insan: dönünüz tekrar iman edin… Teslimiyyetinizi, İmanınızı, güven ve sadakatinizi, ahdinizi, gözden geçiriniz. Hatırlayınız.

Siz Allah’a yakın değilsiniz…

Ve kendinizi ve Müslüman halkların yeniden  İslamlaşmasını sağlayınız.

Aslında hatırlamak gerekir ki: İnsanlarında kurban edildiği bir geçmişi varmış…

Bizim havsalamızın anlamakta zorlandığı bir konu deyip geçip üzerinde duramadığımız, Hafsa’lamızın kabul etmediği…

Gerçekten insan kurban edilmiş mi idi.

Yoksa sadece sınanarak Aşkın bir varlık olan Allah’ın İbrahim (as) nezdinde tüm inananları sınaması ve teslimiyetlerini kendi nefislerine göstermek istemesi midir?

Bilemiyorum!

Fakat dilimizde kültürümüzde kullandığımız bazı kavramlar, bu gün ister mecaz olarak anlaşılsın isterse arka planda yatan bazı hakikatleri bize taşısın sevginin inancın tezahürü olarak durmaktadır.

Nedir bu kelimeler kavramlar?

Nedir bu Risalet’in Kuranın öğretisi?

Kimdir İsmail? Ya İbrahim nerede? Kurban edilecek olan hayvansa hangi hayvan?

Bismillah Allahuekber diyerek bıçak ile boynu kesilerek kanı akıtılan mı? Yoksa!

Ben miyim! biz miyiz! siz misiniz! Kurban olmamız istenen.

Hakikat: söyle bana ne istiyorsun? Doğruyu öğret bana.

Eğer kanı akıtılan yerde yatan hayvan ise..

Yaratan onların ne etleri ne kanları ulaşmaz bana diyor!

Bilinç mi?

Şuur mu?

İrade mi?

Samimiyet ve teslimiyyet mi?

 

 

İnsanın kurban edilmesi ile ilgili eski hikayeleri okuyunca, ve İbrahim aleyhisselamın rüyasında İsmail’i rüyamda seni kurban ediyorum demesini hatırlayınca bütün bunlar arasında nasıl bir ilişki nasıl bir irtibat olduğu üzerinde düşünmeden  edemiyor insan :

Öncelikle nasıl bir evlat idi: İsmail ki, babasını söylediklerini sezivermişti ve onu teselli etmeye çalışıyordu.

Babasına itaatkar ol Allah’ın emrini yerine getirmekten tereddüte düşme! beni de itaat edici olarak bulacaksın katlanabilirim ben, Allah için kurban olmaya demişti…İsmail.         

 

Kurban konusunda yazılanların içerisinde belki de Ali Şeriatinin yazdıkları Okuyucular arasında en çok dikkat çeken bir yorum bir  bölüm olduğunu düşünebiliriz..2000 yılları öncesi okumuş idim Hac ve kurban ile ilgili kitabını harika bir yorum idi: Etkileyici bir yaklaşım idi kitaptan bazı alıntıları   özetleyerek yazımı bu son bölümünü böyle tamamlamak istiyorum.

 

Senin İsmail’in kim?

Bu hikayeyi hikmeti hepimiz biliyoruz… Hikayenin ne kadarını ne şekil anlayabiliyoruz, nasıl yorumlar nasıl teviller ile bu  hakikati ifade ediyorsak edelim. asıl söylemek istediğim her bir birey Müslüman kendi İsmailini getirmeli ‘’Mina’ya,, sessiz sessiz kuytu bir yere her şeyden herkezden uzak sadece onun olduğu Rabbinin huzuruna İsmailini.

 Senin İsmail’in kim?

Kurban nedir? Koç boğazlamak mı yoksa kendi İsmail’inden vazgeçmek mi?

Önce Bulacaksın! kurbanını sana imtihan vesilesi ile bahşedilmiştir zaten…

sonra onu ‘’Mina’ya,, götürecek tefekkür edebileceğin mekana İbrahim, İsmail’i sevdiği kadar, seninde sevdiğin bir şey olmalı sen de sevgide şirke düşmemelisin en çok ama en çok onu Rabbini sevmelisin. Çünkü gerçek sevgiye layık olan odur senin özgürlüğünden çalan görevlerini yerine getirmeyi engelleyen seni eğlendiren hakikati duymaktan bilmekten alıkoyan… sorumluluklarını kabul etmekten meşrulaştırıcı sebepler üretip durduğun her ne varsa, bunlar senin İsmail’in olabilir ama bütün bunları yine sen bilebilirsin, işte onu arayıp bulmalısın senin İsmail’in kim?

tabii ki ancak sen bilebilirsin: başkası değil eşin mi, işin mi, yeteneğin mi ,gücün mü ,cinsiyetin mi, ırkın mı  ,statün mü, her ne ise, eğer kurban Allah’a yaklaşmak ise işte onu bulup kurban edip Allah’a yaklaşmalısın..

Sadece kurban olsun diye koç boğazlamak olsa olsa  kasaplıkdır. Hadi İsmail’ini bul ve kurban et!

Aşkın bir varlık olan Allah’a yaklaş, unutma insan kalabalıkta esir olur yalnızlıkta özgürlüğü bulur.      Biraz yalnızlığı seç kendi sesini sessizlikte duy…

Zihinsel bilinç ve şuur olarak düşünceni disiplin et! Ruhunu güçlendir!  Nefsi melekelerini kontrol et ve gönülden has ve ihlas ile seni Allah’a yaklaştırmaktan alıkoyanlardan, onları kurban edip vazgeçip teslimiyete doğru çıkar kendini ….

Rabbim için onun Emri için bin can sana feda olsun diyeceksin,

Arkadaşları Peygamberimize, “Anam babam sana feda olsun ya Resulallah.” demelerinde, Allah için idi, ve samimi idi. Sen de diyebilecek bu makama çakabilecek güçtesin. Teslimiyet güven ve iman ile…

İşte kurbanı bir de bu yönü ile okuyacaksın…

Vesselam.

 

Ahmet Sert

Aliya Düşünce Derneği Başkanı

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.