Ben ölecek olan müvekkilinizin mirascısıyım

Ben (yaşlı olduğundan nasıl olsa ölecek olan) müvekkilinizin mirascısıyım!...

            

Ekim ayının son Pazartesi günü akşam saat 19.50’de telefonla arayan bir şahıs:

-Avukat Sabit Bey’le mi görüşüyorum?

-Buyurun, ben Sabit, siz kimsiniz!?

Ben müvekkiliniz Nezaket Tüfekçi’nin mirascısıyım!

-Başınız sağ olsun Nezaket Teyze ne zaman vefat etti?

-Hayır vefat etmedi de.

-Nasıl yani!

- Yaşlı nasıl olsa ölecek. O zaman mirası bana kalacak. Çünkü ben yeğeninin kocasıyım.

-Beyefendi bu nasıl konuşma böyle. İnsan hiç hayattaki birinin mirascısı olabilir mi?

 

-Ben eşimin teyzesinin işlerini takip edeceğim de. Kağıttepe Belediyesine karşı açtığı davasını soracaktım.

Tabi Nezaket Teyze hayatta olmasına rağmen, yeğeninin kocası olduğunu söyleyen kişinin Yaşlı nasıl olsa ölecek, mirası bana kalacak! şeklindeki tavrı beni şok etmişti. Müvekkilin adına Kağıttepe Belediye Başkanlığına karşı açtığım bu ikinci davası olmasına rağmen kendisiyle henüz yüz yüze görüşmüş ya da herhangi bir şekilde karşılaşmış değildim.

 

Başka bir müvekkil adına Kağıttepe Belediye Belediye Başkanlığına dava açtığım için komşu parsel sahibi olan Nezaket Teyze’nin de davasında avukatlığını üstlenmiştim.

Asaları aynı mahallenin aynı sokağında bitişik olan dört kişinin davası için avukatlık vekaleti aldığım zaman  bunlardan üçünü güne  hiç  görmemiştim. Sadece Veli Amca ile o da oğlu Tuğrul’un kiracım olması sebebiyle tanışıyorduk. Davasını açmadan önce diğerleri gibi Nezaket Tüfekçi ile de telefonla görüşmüştük.

Nezaket Teyze:

-Yavrum ben yaşlıyım. Arsanın parasını ne zaman alırız, ömrüm yeter mi  acaba? diye sorduğunda,

-Teyze bu davalar ortalama 1,5 yıl sürer. Sonrasında belediye temyiz edeceği için dosyalar bir o kadar da yargıtayda kalır. Yaşlı olsanız da nasibiniz varsa parasını alırsınız demiştim.

 

Açılan dört davanın üçünde davacılar, keşifte bilirkişilerin arsalarının metrekaresi için belirledikleri fiyatları beğenmediklerinden, davalarını takip etmemem yönünde talimat verdiler. Sadece Nezaket Teyze, arsasına bilirkişinin belirlediği değere itiraz etmedi ve davaya devam etmemizi istedi.

 

Muhakeme sonunda mahkeme, belediye başkanlığının arsa sahibinin gayrimenkulün 1974 yılından bu yana imar planında kültürel tesis alanı olarak gösterilmesine rağmen, geçen 35 yıllık sürede istimlak edilmediği ve halen boş olan yerin maliki tarafından, bölgenin konut alanı olmasına rağmen herhangi bir yapı inşasına müsaade edilmemesi nedeniyle, taşınmaza hukuken el atıldığının kabul ederek, dava tarihi itibariyle belirlenen tutarlar üzerinden davalının davacıya … TL ödeme yapması yönünde karar verdi.       

 

Kararı davalı belediye temyiz etse de bir alacağın tahsili için çoktan icra takibi başlatmıştık. Başlattık başlatmasına da belediyenin mallarını haczetmek ne mümkün! Nerede malı varsa hepsi kamuya tahsisli. Sanki kamuya tahsisli olmayan özel kişilerin işlerinde mi kullanılacak?  O da başka bir garabet ya neyse. Şimdilik işimize bakalım.

 

Haliyle belediyenin avukatları ne de olsa ahbabımız hatta bazılarını ta fakülte yıllarından beri tanışıyoruz. Ziyaretlerine gider hem bir çaylarını içer hem de şu alacak tahsilini tatlıya bağlarız diye düşündüm. Nitekim aşağı yukarı beklediğim gibi de oldu. Belediyenin en kıdemli avukatı olan Av. Üftade’ye telefon ediyorum, Yerinde misin kardeş size uğrayacağım diyorum. Elbette yerimdeyim abi, bekliyorum diyor.

 

Belediye binasının dördüncü katına çıkıp da merdivenden sağa döndüğümüzde, Hukuk Müşavirliği karşınıza çıkıyor. Meğer tanıdık başka avukat arkadaşlarda burada görev yapıyorlarmış. Tabi hoş beşten, kahve ve çaydan sonra konuyu hafifçe açıyorum. Malum sebebi ziyaretimiz biraz da duygusal sebepler diyorum.

Av. Üftade, Abi, isterseniz Hukuk İşleri müdürümüz Mehmet Bey'e iletelim konuyu. Dosya için talep ettiğiniz para hususunda kendileri karar verecek diyor. Birlikte müşavir beyin odasına geçiyoruz Aslında burası da hukuk müşavirliğinin içerinde diğer yerden camla ayrılan bir bölüm…

Mehmet bey sanırım Bitlisli hoş bir ağabey.  Sebeb-i ziyaretimizi izah ediyoruz.

 

-Üstadım, anladığım kadarıyla dosya temyiz edilmiş belediyemizce. Bu durumda sizin müvekkilinize parayı ödeyebilmemiz için Yargıtay kararını beklememiz lazım diyor.

Kendisine yazının girişine aldığım, Nezaket Teyze ile aramızda geçen davanın sonucunda parasının alıp alamayacağına dair diyaloğu anlatıyorum. Hep birlikte gülümsüyoruz.

 

Avukat bey, doğrusu beni fena yerden yakaladınız. Bu güne kadar yargıtaydaki hiçbir dosyanın ödemesini yapmadık. Madem müvekkiliniz yaşlı ve size ‘ben bu paranın tahsilini görebilecek miyim’ demiş. O halde bir protokol dahilinde ve taksitle ödeyebiliriz., diyor. Anlaşma ve taksit sayısını kısa sürede müzakere edip, protokol hazırlayıp imzalıyoruz.

Hazırlanan protokole icra takip dosyasında, asıl alacak ve ilamda yazılı avukatlık ücreti ödenecek. Bakiye kısımların tediyesi için  dosyanın yargıtaydan dönüşüne kadar bekleyecektik. Hiç yoktan iyidir diyor ve sözleşmenin altını vekaleten imzalıyoruz.

 

Süreç içerisinde dosyamız yargıtaydan gelmedi ama belediye protokolde belirlenen tarihlerde alacağımızı taksitler halinde ödedi. İcra dosyası alacağı anlaşmada yazılı şekilde tahsil edildikten sonra dava dosyamız yargıtay incelemesinden döndü.Tabi biz yargıtaydan hükmün davacı lehine onanmasını beklerken, güvendiğimiz dağlara çoktan kar yağıp da Kağıttepe Asliye Hukuk Mahkemesi kararı bozulmasın mı?

 

Meğer bizim davamız kararı çıktıktan sonra yürürlüğe giren ve henüz kesinleşmemiş dava dosyalarını da kapsayan 6111 sayılı kanun sebebiyle, davanın adliye mahkemeleri yerine idare mahkemesinde muhakeme edilmesi gerekiyormuş. Gerçi yargıtayın mahalli mahkeme hükmünü bozan  kararı oy çokluğuyla alınmış ama bir çiçekle yaz gelmeyeceği için yargıtay kararında çoğunluğun hükmün bozulması yönündeki görüşüne katılmayıp, kararın onanmasını savunan muhalif olan üyenin gerekçesiyle teselli oluyoruz.

 

Ancak işin daha ilginç tarafı, her ne kadar dava konusu yerin değerinin ödenmesi mukabilinde belediye adına tesciline dair verilen hüküm kesin değil ise de mevzuatın ilgili hükmü uyarınca meğer müvekkilin arsasının mülkiyeti tapuda çoktan belediye başkanlığı adına intikal ettirilmemiş mi?

 

Tabi, mahkeme kararı yargıtayca bozulunca biz hükme yönelik tashihi karar talebinde bulunmadık. Yeniden başlayan yargılamada da mahkememiz temyizde bozulan hükümde direnme yolunu tercih etmeyip usul ve kanuna uygun olan yargıtay bozma ilamına uyulmasına dedikten sonra, davamızı dosyanın muhakemesinin idari yargı yetki alanında kaldığından bahisle dava şartı yokluğu sebebiyle reddetti.

 

Müvekkilimiz ise bu durumun ayrıntısı anlatıldığında anlayabilecek yaşı çoktan geçmişti. Sadecede yavrum bizim arsaya komşu olanların yerini belediye istimlak etmiş ve metresine de 1.200,00 TL ödemiş. Ben bu işten şey anlamadım doğrusu. Hani biz davayı kazanmıştık. Neden onlar davayı takip etmedikleri halde bizden daha fazla aldılar diyor başka bir şey demiyordu. İçimden, Teyze bu yaştan sonra parayla ne işin var senin, otur oturduğun yerde sağa sola karışma diyesi geliyor insanın ama adımız avukat ya bu kadarını da söyleyemiyoruz görüyorsunuz.

 

Bu durumda yapılabilecek olan tek şey; belediye başkanlığıyla görüşerek dava neticesinde aldığımız ama komşu parsellere göre metrekare hesabından müvekkilimize eksik ödenen tutarın tahsiliydi. Birkaç defa hukuk müşavirliğindeki avukatlarla görüştük, onlar da belediye başkan yardımcılarıyla görüşelim dediler ama netice değişmedi.

 

Hatta bir ramazan ayında iftar sofrasında hasbelkader belediyede başkan yardımcılığı yapan meslektaş ile aynı masada bulunmamız sebebiyle tanıştık ve durumu kendisine anlattık. Sonrasında da konuyla ilgili başvurumuzu yazılı olarak başkanlığa ilettik ancak netice alınamadı.

 

Bu arada dilekçemize cevap veren belediye personeli kendilerine verilen dilekçenin içeriğini de anlamış olacak ki dava açmadan yıllar önce yapılan başvuruya karşı yazılan ve mahiyeti itibariyle başvuru konusu arsanızın kamulaştırılma çalışmalara devam etmekte olup, metrekare fiyatının belirlenmesi aşamasına gelindiğinde tarafınıza bilgi verilecektir anlamına gelen 4 yıl önceki cevabın tarihinin güncellenerek gönderildiğini gördük.

Oysa başvuru dilekçesinde açık açık müvekkilin arsası her ne kadar tapuda belediyeye intikal etmiş ise de bu devrin mesnedi olan mahkeme kararı ortadan kalmıştır. Müvekkilimizin arsasıyla aynı adada yer alan diğer parseller kamulaştırılmış ve davacıya ödenen paradan daha yüksek bir bedel onlara tediye edilmiştir. Bu durumda ya aradaki farkın iadesi yahut davacının arsasının mülkiyetini kendisine devrini talep ediyoruz denilmekteydi.

Sonraki aşamada ayrıntılı bir dilekçeyle Kağıttepe Tapu Müdürlüğüne başvurduk. Tapu müdürlüğü de, mahkeme kararı her ne kadar ortadan kalkmış ise de yeni bir hükümle gayrimenkulün mülkiyetinin maliki evveli adına devir ve tesciline dair karar olmadığı için  hukuken yapılabilecek bir işlem olmadığını yazılı olarak tarafımıza tebliğ etti.

Bu durumda tapu müdürlüğünün cevabi yazısı en azından şeklen hukuka uygun olduğundan, yapılabilecek tek işlemin belediyeye karşı yeni bir dava açmak olduğu net olarak karşımıza çıkmıştı. Biz de öyle yaptık. Ve dava dilekçemizde, sürecin tüm aşamaları anlatıldıktan sonra, müvekkilimize ait arsanın mülkiyetini belediyeye intikal ettiren mahkeme hükmünün ortadan kalkması sebebiyle, taşınmazın önceki malikine tapuda devir ve temlikine, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise arsa için eksik ödenen bedelin kaşı taraftan tahsiline hükmedilmesini istedik.

Mahkemece arsanın bulunduğu yerde, bilirkişi  eşliğinde keşif yapıldıktan sonra düzenlenen rapora göre, dava konusu yer ile ilgili olarak davacı Nezaket Tüfekçi’ye 127.800 TL daha ödenmesi gerekiyordu. Rapora karşı belediyenin itiraz ve beyanları nazara alınarak aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alındıysa da sonuç değişmedi. Mahkeme kararında;  davalı belediye tarafından davacıya 127.800 TL daha ödenmesine hükmedildi.

Bu arada dava devam ederken ortalama her ay davacı Nezaket Teyze yahut telefonda sesi ona çok benzediği için seslerini ayırt edemediğimden, buyurun Nezaket Teyze diye cevap verdiğim yaşı da onun yaşına yakın olduğu anlaşılan kız kardeşi ile bu hanımın bankada çalışan kızının da davaya dair sorularına cevap ve süreci anlatıyorum.

Netice olarak mahkeme kararına karşı belediye başkanlığı tarafından bölge adliye mahkemesi nezdinde istinaf itirazında bulundu. Dava dosyamız asliye hukuk mahkemesinden istinaf incelemesi için  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmişti. Birinci hukuk dairesi dairesi dava hakkında görevsizlik kararı vererek dosyayı 5. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderdi. Son durumda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde yeni hukuk daireleri kurulduğundan, dosya bu kez de 5. Hukuk Dairesinden  39. Hukuk Dairesi’ne intikal etmiş olup henüz istinaf incelemesi yapılmamıştır.

Dava dosyasının karar aşamasından sonraki döneminde de Nezaket Teyze ve kız kardeşi genellikle her iki üç ayda bir telefonla arayıp belediyeden paralarının ne zaman ödeneceğini sormaya devam ettiler. Ben de her aradıklarında kendilerine süreci özetleyip muhtemel bir tarih söyledim. Dosya bir yılı aşkın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf itirazının yapılması için beklemekte. Bu süreçte müvekkil ve kardeşinin sorusu ve benim de cevap hep aynı oldu.

Taki  Ekim ayının son Pazartesi günü akşam saat 19.50’de telefonla arayan bir şahıs:

-Avukat bey müsait misiniz? Ben müvekkiliniz Nezaket’in yeğeninin kocasıyım. Yani Nezaket’in mirascısıyım, davası için bilgi istiyorum, dedi.

-Telefondaki şahsa, Başınız sağolsun Nezaket Teyze ne zaman rahmetli mi oldu şeklindeki soruma soruma, -Henüz ölmedi ama yaşlı nasıl olsa ölecek ve miras da bana kalacak. Ben de zaten şu an yanındayım diye gülmesi üzerine, şahsa müvekkilim hayatta iken böyle konuşmazsınız. Zaten davanın tüm aşamalarını zaten müvekkilim, onun kız kardeşi ve yeğenine defalarca anlattım.

Madem henüz ölmeyen bir kişinin mirascısı olduğunuzu söylüyorsunuz, size dava ile ilgili bilgi vermem gerekmiyor Sadece davanın ilk derece  mahkemesince kabul edildiği ve karara karşı da belediye tarafından istinaf itirazında bulunulduğunu biliniz, dedim.

 

Telefondaki şahıs bu kez alaycı bir ses tonuyla ,

-Madem böyle konuşuyor ve davayla ilgili olarak bilgi vermiyorsunuz. Biz de sizi vekaletten azledeceğiz. Çünkü biz belediyeye sorduk mahkeme kararı, çoktan kesinleşmiş. Siz dava devam ediyor diye bizi oyalıyorsunuz diyordu. Bu kez bilmediği bir konuda konuşan ve haddini iyice aşan vatandaşa kızdım.  

-Paşa gönlünüz bilir. Lakin siz beni vekaletten azledemezsiniz çünkü sizin vekiliniz değilim. Beni ancak Nezaket Teyze azledebilir, ben onun avukatıyım diyerek görüşmeyi bitiriyorum.

 

Bu konuşmadan henüz iki gün geçmiş akşam saat 20.00 civarında eve doğru yoğun trafikte aracımla dura kalka yol alırken telefonuma, Kağıttepe Noterliğinden bir e tebligat aldığına dair uyarı mesajı geldi. Hemen aklıma Nezaket Teyze tarafından vekaletten azledildiğimi düşündüysem de yok canım daha neler, Nezaket Teyzenin işinde aksayan bir yön yok ki, neden böyle yapsın dedim. Olsa olsa vekaleten birisine gönderdiğimiz ihtarnameye cevap verilmiştir diye düşündüm.

Akşam eve gelip de bilgisayardan e tebligatlarımı kontrol ettiğimde, Nezaket Teyzenin, Kağıttepe Noterliğinin 30.10.2019 gün ve bila yevmiye numaralı evrakıyla beni ve birlikte çalıştığım iki avukatı gördüğü lüzum üzerine azlettiğini öğrenmiş oldum.

 

Azilnameyi öğrendiğim anda müvekkilin bizde kayıtlı tek telefon numarasını yani ev telefonu aradığım. Nezaket Teyze 1939 doğumlu, eşi daha önce vefat eden ve çocukları da olmadığı için yalnız yaşayan birisiydi. Zaten davaya konu arsa da rahmetli eşinden kendisine miras kalmıştı.

Müvekkile, bizi neden azlettiniz Nezaket Teyze? diye sorduğumda, Evladım ben yaşlıyım işlerimi takip edemiyorum. Ben belediyeden alacağımı kendim alacağım dedi ama gerçek sebebi açıklamadı.

Bu görüşmeden de anladım ki, beni azledeceğini söyleyen şahıs gerçekten müvekkil henüz ölmeden mirascısı alacağına sahiplenmiş. İyi de birader, Nezaket Teyze vefat etse bile sen mirascısı olmazsın ki. Nezaket Teyzenin mirası kız kardeşiyle eşinin kardeşlerine, kız kardeşinin de vefatıyla onun kızı olan eşinize, eşinizin de vefatıyla size kalacak. Bu arada kimin kimden önce öleceğini ancak mevla bilir. Bu kadar acele etmeye de hiç değmez.

Bu arada belli mi olur, siz eşinizin teyzesinden kalacak mallara konmayı düşleyip  varis (mirascı) olmayı beklerken muris (miras bırakan) de olabilirsiniz!

Neyse bu durum beni ilgilendirmez. Muris ile varis kendi arasında halletsin miras işini. En iyisi ben şu müvekkilden olan alacağımı tahsil için sabah olur olmaz adliyeye gideyim de dişli bir avukat bulayım kendime!...

Bu yazı toplam 3491 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.