Siz Dinsiz Misiniz?

Geçtiğimiz pazar günü, binlerce gencin yüksek tahsil hayaline adım atmak için sınava tabi olduğu bir gündü. ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) sınavının yapıldığı günün benim için gelecek eğitiminden ayrı bir anlamı vardı. Hayatımda ilk defa başörtümü çıkarma zulmüne katlanmadığım bu sınavda, sanıyorum çoğusu benim kapıldığım hisse kapılmıştır. Bu duyguyu hiç yaşamamış, lavabodan önce sınav salonuna geçememiş biri olarak içimi kaplayan mutluluk, bulutların pamuğu gibiydi. Sanki devrim olmuş tüm haklar geri alınmış gibi hissettim.

 

 

Kapıda ‘’başörtünü öne bağla’’ diyerek  iğneleri toplayan, aklınca başörtüsü şeklimin siyasi bir örtüş olduğu zırvasından söz eden polis memurunun, alaycı bakışları dahi tadımı kaçırmaya yetmedi. ‘’İşte zafer!’’ demek geldi içimden. İşte zafer direnenlerin oldu yeniden. ‘’Üzülme! Allah direnişçilerle beraberdir’’ Ayet-i Kerimesi ile hayat buldu başıboş düşüncelerim.

 

 

Sonra helak olanlar çakıldı aniden beynime, suyun yüksekteki beton etkisiyle. Kömürcü promosyonu saat, akreple yelkovanı kovalarken, beynimde de düşünceler birbirini kovalamaya başladı. Dilime dokunan frambuaz tadı gibi, sevinsem mi üzülsem mi bilemediğim o boşlukta, söndürülmüş hayatlarla boğuştum sanki dakikalarca. Ya onlar? Hayalleri rüyalarında çalınmış kırık dökük düşler. Onların cenazeleri üzerine kurulu bir ihtilal, asla tertemiz olamayacaktı elbette. Başörtüsü yüzünden tahsilini terk edenlerin, hesap edilemeyen zararlarını kim kara dönüştürecekti peki?

 

 

Çalınan bu hak alınacak elbet geriye. Lakin ya savrulmuş hayatlar? Bitirilmiş bir hayatın telafisi olur mu ki? Ömrünü suçsuz yere mahpusta geçirmişe, tahliye vermekten ne farkı olur ki bunun. Elbet bugünün gençleri arınacak bu yasaktan eninde sonunda. Lakin ya 90 gençleri?

 

 

Doğuda desteklediğiniz ‘’Haydi kızlar okula’’ kızları kadar da mı değeri yoktu bu gençlerin. Onlar da bu ülkenin kızları kuzuları değil miydi. Kapmanyalarınız mı sustu  başlar örtülünce. Bu memleketi yarınlara taşıyacaklar arasında, bu kuzular da yok muydu. Onlar da annelerinin bir taneleri değil miydi. Öz yurdunda garip bırakılan, aç başını gel affına tabi olan ve neyin affı olduğunu da anlamayan binlerce gencin hesabını kim verecek peki ?

 

 

Onlar da taş taşımadı mı insanlığın yıkık temeline. Bir silah tutan da onlar değil miydi kurtulduğunuz cihan harbinde. Nene hatunun başörtüsü ile kurtardığı, başörtülü Zübeyde annenin yetiştirdiği Mustafa Kemal’in ülkesinde nefes almıyor musunuz hepiniz?

 

 

Annesinin, kız kardeşinin başörtüsüz resimleri olmazsa ve öyküsünde bir İmam Hatip Yolculuğu varsa askeri personel olamayanlarla oluşturulmuş bir ordu ile vatan koruyan, kaç ülke var acaba kainatta ?

 

 

Sınav günü sinirleri asabiyetten dem vuran tüm demokratik (!) helakcılar, yıllarca savurdukları hayatlara saysınlar öfkelerini. Bugüne dek her açtırdıkları başta, zafer edasıyla salınışlarına saysınlar bu kutlu günü. Yıllarca ettikleri zulme, yapboz sayıp oynadıkları binlerce hayale, telef ettikleri hayatlara, okutmadıkları çocuklara, ev kadını yaptıkları üstün zekalara saysınlar. Bugün doktor, mühendis, öğretmen olacakken, tahsillerini bıçak gibi kestikleri gençlerin, el emeklerine göz nurlarına, göz değdikleri o kara günlere saysınlar.

 

 

Şeriat geliyor saçmalıklarıyla yıllarca içlerindeki kini kusanlar, bir katilin gördüğü muameleyi gören, okul önlerinde atıl vaziyetlerde zulmedilen 90’lı yıllar gençlerinden, verilmesi değil, olunması gereken en doğal dogmatik haklarını almaya çalıştıkları o günlerde  utanmadıklarına, kaldırımlara sürgün olan gözyaşlarına, açık oturumlarda açık oturup, kapalıları yaftaladıkları günlere saysınlar.

 

 

Noldu ki şimdi?

 

Kimin nesi eksildi. Kaçına iğne kaçına çuvaldız dokundu. Sınav gözetmeninin şortu ile girdiği bir sınava, benim de başörtümle girmek, en dogmatik hakkım değil miydi zaten yıllarca. Elbet yetinmiyorum bununla. Biliyorum ki bu bir başlangıç. Ürken herkes ürkmeye devam etsin. Korkacaklarsa, gardlarını alsın başörtüsü helakçıları.

 

 

Aynı göğün altında nefes alan, aynı güneşle ısınan ve aynı soğukta üşüyen binlerce solmuş karanfil, geri dönmeyecek elbette. Ve elbette helal olmayan haklar, beddualar ve ahlar arşı dolanıp sahiplerini bulacak.

 

 

Mezara konmuş binlerce hayalin yatırı üstüne kurulan bir gelecek, sağlam temeller üzerine kurulmuş sanılsa da, maktulün hayali bırakmayacak yakanızı.

 

Siz istikbal katilleri… Unutmayın, her maktul katilinin ruhunda yaşamaya devam eder!

 

Bilin ki bu bir başlangıçtır. Ve bilin ki başlamak bitirmenin yarısıdır.

 

 

Ve helakçılar… Sizlere tek bir sorum var…

 

SİZ DİNSİZ MİSİNİZ ?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum