Süz Geç!

Hep kevgir gibi olmak istemişimdir.

Başardım mı? Ne mümkün! Ama başarmak hemen, birdenbire olan bir durum değil… Bir süreç işi…

İnsan nasıl kevgir gibi olabilir, o bir mutfak aleti değil mi diye düşünmeyin.

Evet kevgir, bir mutfak aletidir. Sözlükler onu; uzun saplı, yayvan, derin kaplardan yiyecekleri süzerek almaya yarayan delikli bir kepçe olarak tarif eder.

Bir süzgeçtir.

Ben de tam bundan bahsediyorum işte.

Takılmamak lazım. Gönül koymamalı. Kırılmamalı. Gücenikliklere kapılar aralamamalı.

Yani süzüp geçmeli. Kevgir gibi olmalı.

Bizi üzecek bir durumla karşılaştığımızda, kızıp köpürmek, taşıp dökülmek, hop oturup hop kalkmak yerine içten içe kendimize şöyle seslenmeliyiz: Süz geç.

Süzüp geçmezsek eğer, takılırız ağlara. Yakalanırız.

Takıldığımız her şey bize zaman kaybettirir. Menzile ulaşmamızı engeller. Elimiz böğrümüzde kalakalırız.

Sürgünümüz uzar kısacası.

Kevgir gibi olmaya çalışırsak rahat ederiz. Gönül yorgunu olmayız. Ruhumuza kurulmuş tuzaklara yakalanmayız. Hoşumuza gitmesi için atılmış yemlere itibar etmeyiz. O atılan yemler kevgirimizin yani süzgeç’imizin deliklerinden geçiverir. Takılmaz. Akar gider.

Biz de işimize yani kulluğumuza odaklanırız. Adam olma yolunda mesafe alırız. Aşkımıza şevkimize bakarız. Enerjimizi hedefimize ulaşma konusunda harcarız.

Yolunu şaşıran ve başkalarının bahçesine girip eğleşen zavallı şaşkınlardan olmayız.

Bütün bunları süz, geç diyebildiğimiz sürece yapabiliriz. Kevgirimizin deliklerini ne kadar geniş tutabilirsek, ne kadar samimi şekilde ‘Engin ol gönül, engin ol’ diyebilirsek o kadar başarılı oluruz.

Eyvallahımız bol olmalı yoksa vahlanmalarımız bol olur.

Süzgeç’imiz yani kevgirimiz geniş olmalı! Yoksa darlanırız, darda kalırız.

Öfkelerin susması için, süz, geç!

Homurtuların dinmesi için, süz, geç!

Alınganlıkların ipinde asılıp azap güneşinde yanmamak için, süz, geç!

O onu dedi, bu bunu dedi, şu şunu dedi anaforunda gönül bulandırmamak için, süz, geç!

Süzülmemek, büzülmemek, üzülmemek için, süz, geç!

Dünyalı kalmamak, özünden bîgane düşmemek için, süz, geç!

Duyman gerekenleri hakikat kulağı ile duyabilmek için, gereksiz gürültülere kapılma. Süz, geç!

Olaylara aldanmamak, yolda oyalanmamak için, süz, geç!

Allah güzelliğini onaylamak (Hüsnayı Tasdik) için, ruhunu diri tutabilmek için, süz, geç!

Hür olmak için, mâna dünyasında kanat çırpabilmek için, süz, geç!

Kuruntularının dipsiz kuyularında susuz kalıp ‘Tekbir’siz ölmemek için, süz, geç!

Kendi kendinde varlık vehmetmemek, verili nimetlerden kendine pay ve pâye çıkarmamak için, süz, geç!

Beden tabutundan kurtulmak, gönül okuyup hakikat dokuyabilmek için, süz, geç!

Hiç’liği tadabilmek için, süz, geç!

‘Erenler meclisinde taze, kızıl gül idim’diyen Yunus Emre gibi hakikat bağında açabilmek ve solmamak için, süz, geç!

Gerçekten sevebilmek, sevdanın külüne erebilmek için, süz, geç!

‘Birlik’ten söz edebilmek, ‘Vahdet’ neşesiyle can bulup dostlarla cümbüş edebilmek için, süz, geç!

Yalana, dolana, gösterişe, havaya, civaya prim vermemek için, süz, geç!

Yapılan iltifatlara, övgülere yüreğinde yer vermemek, onların ağırlığını yüklenip övgü hamalı olmamak için, süz, geç!

Yergilerden yerinmemek, yaralanmamak için, süz, geç!

‘Seninle konuşmayı seviyorum’diyebileceğin insanları çoğaltmak, dostluktan bir hâre oluşturmak için kusur görme kimse de. Süz, geç!

Bir şeyin niçini olarak tarif edilen hikmete ulaşmak ve orada kalmak için, süz, geç!

İçimizde durmadan kavga eden, âleme ‘Ayar’ vermeye çalışan, kimseyi beğenmeyen, menfaati varsa beğenmiş gibi yapan ve aslında cehennemimiz olan ‘Ego’muzu besleyip büyütmemek için, süz, geç!

Başkaları hakkında dilini de, içini de susturabilmek için, süz, geç!

Kendini şartlanmalardan, başkalarını etiketlemelerden kurtulmak için, süz, geç!

Mevzu şuurun açılmasıdır diyor büyükler. Bunun için ise dikkatini toplamalısın. Meylini salmamalısın her tarafa. İşte bunun için, süz, geç!

‘Her şey Allah’a dairdir’sırrına ermek için, afakta boğulmamak gerek. Kesrete düşmemek gerek. İkilikten, şaşı görmekten kurtulmak gerek.

Ve bunun için, süz, geç!

Ey yârenler!

Demem o ki, bizim bu hayatta ‘Zayiat’ kaydedilmememiz için, hakikatin demine varabilmemiz için, aşkın sofrasında iftar edebilmek için ne varsa bizi yoldan eden, O’ndan eden hepsini süzgeç gibi süzüp atmalıyız.

Takılmamalıyız.

Kevgir gibi olmalıyız.

Kevgir!

3.12.2012 canbolatugur@gmail.com/https://twitter.com/ugurcanbolat https://www.facebook.com/iyibakkendine7   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum