Topal Osman, Ali Şükrü Bey ve Tek Adam -V-

topal-osman1(3).20120211102718.jpg

 

Topal Osman Ağa Bir Halk Kahramanı mıydı?

Tercüman Gazetesi’nin 10 Eylül 1986 tarihli nüshasında Kurtul Altuğ, “Celal Bayar Anlatıyor; Kritik Olayların Perde Arkası” adlı yazısındaki Kürt isyanlarının anlatıldığı bölümde Celal Baycelal-bayar_8093.jpgar, Topal Osman Ağa hakkında şunları söylemiştir;

“…Koçkiri bence hepsinden mühimdir. Yunalılar’a karşı durmak için nasıl tedbir alıyor isek, orada da aynı surette teşkilat yaptık. Esasen Yunanınlalar’a karşı durmak için kuvvetimiz kafi değildi. Bunlar da ayrıca çıktı başımıza… Koçkiri’de bir ordu merkezi yapıldı. Onun kumandanlığına size önce bahsettiğim Nurettin Paşa’yı kumandan tayin ettiler. O başardı o işi. Sonra Giresun’dan 1200 kişi ile gelen Topal Osman –çok yakın dostumdur, cahil bir adamdı- ın büyük gayretleri oldu. O 1200 kişinin 1000 kişisi sonra orduya, Yunanlılar’a karşı verilmiştir. 200 kişisi de Atatürk’ün Muhafızı olarak Çankaya’da muhafaza edilmiştir.

Cumhuriyet’in Milli Şefi İnönü de O’nun hakkında şunları söyleyerek övmüştür;

Karadenizli milli kuvvetlerin başında ‘Osman Ağa’ isminde bir kumandan bulunuyordu. Bunlar Karadeniz’den, Giresun’dan gelmişlerdi. Bir askeri kuvvet olarak hemen bütün muharebelere sevk olundular. Muharebelere iştirak ettiler, kahramanca cansiperane çalıştılar. Muharebelerden sonra çok itibarlı ve çok fedakâr bir milis kuvveti oldular.

Büyük Millet Meclisi tarafından, muzaffer ordumuzun kahramanları arasında en ziyade fedakârlık ve yiğitlikleri görülen ve kahramanlık ünvanına gerçekten hak etmiş olan erkân-ı ümera ve subaylarımıza takdirnameler ve istiklal madalyaları verildiğini ve Millet Meclisi’nin arslanlarımızı yücelten taltif kararını ve oybirliği ile kabul ve tasdik eylediklerini haber almıştır. İstiklal Madalyası ile taltif edilen fedakaran meyanında kendisine binbaşı rütbesi verilmiş olan, Giresun havalisi kahramanlarından müteşekkil kıt’anın kumandanı Osman Ağa da mevcuttur.ataturk-inonu.jpg

Osman Ağa, kıt’asıyla Ankara’dan geçerken, Millet Meclisi’nden bu  dilaverleri karşılamaya çıkan meb’uslara hitaben ‘Ben bu millet uğrunda bacağımı zayi ettim. Düşmanı denize dökünceye kadar icabederse sedye ile muharebe edeceğim.’ demişti. Karadeniz sahillerinin kahramanı Sakarya Muharebatında bu sözünü tutmuş ve mazhar-ı taltif (ödüle layık) olacak surette yiğitlik ve yararlılık göstermiştir.” olduğunu  “Ali Şükrü Bey” adlı kitabında yazan Kadir Mısıroğlu “Yunan Mezalimi” adlı kitabında da Topal Osman Ağa’nın yerli Rumların ihanetlerine karşı mahalli bir güç kurarak büyük yararlılıklar gösterdiğini ifade etmiş ancak adının Ali Şükrü Bey cinayetine karışmasından dolayı şahsiyetine gölge düştüğünü belirtmiştir.

            Yukarıda kısa başlıklar halinde kendisi hakkında yazılanları belirttiğimiz Topal Osman Ağa ile ilgili olarak Sinop Mebusu Dr. Rıza NurHayatım ve Hatıralarım” adlı eserinde şunları yazmaktadır;

            ……

            Bir gün Topal Osman ile karşılaşan Dr. Rıza Nur arasında şu konuşma geçer;

  • Bu gâvurlardan hayır yoktur. Ben bu işleri iyi yapıyorum diye yapıyorum. Kötü ise iyisin söyleyin. Derhal öyle yaparım. Ben cahil bir adamım. Yalnız bir gayretim var; Türküm, Müslümanım. Evet, Türk’ü, dini gâvurlardan kurtarmak için çalışıyorum. Başımı bu yola koydum.

imagescao6kqzo.jpgOsman Ağa’nın bu sözü bana çok te’sir etti. Pek sevdim. Hem dindar, hem Türkçü. İkisi birden bu cahil adamda, mükemmel şey. Sonra bilfiil büyük bir cesaretle harpler ediyor. Yanıma çağırıp oturttum ve kendisine;

  • Ağa! Sen Ferid Bey’e, bilmem kime bakma! Yaptığın yanlış değil. Tamamıyla doğrudur. Haklısın, vatana büyük hizmetler etmişsin. Bildiğin yolda devam et” dedim.

Memnun oldu.

  • Ya bunlar sonra bir şey yaparsa?,dedi.
  • Ben senin tarafındayım. Korkma! Dedim.       

Osman Ağa, Pontusihtilalının iptidalarında nerede bir Pontuscubaşı varsa oraya gider, onu öldürürmüş. Giresun’dakileri birer ikişer öldürmüş. Samsun, Sinop ve İnebolu’yu da temizlemiştir. İhtimal bu sayede Pontus ihtilalı tamamıyla yapılamamış, genişleyememiştir. Çünkü Ağa onları reislerinden mahrum etmişti. Sinop’ta işittimdi. Ağa bir gün Giresun’dan motoruna binip, Gerze’ye gelmiş. Orada gayet zengin. Harbioğlu adında bir Rum manifaturacı vardı. Meğerse bu, Pontuscular’ın orada başı imiş. Gerze’de epeyce de Rum vardı, iki-üçyüz kişilik, tüfekli. Dükkânına girmiş.

“- Harbioğlu kim? Demiş. Harbioğlu,

- Benim! Demiş.

- Şu kumaşı ver, demiş. Harbioğlu merdivene çıkmış, arkasını Ağa’ya dönmüş. Ağa tabancasını çekip ateş etmiş, herif devrilmiş. Ağa da gidip motoruna binmiş, açılmış. Sinop’ta Pontuscubaşı eczacı Altunoğlu Vasil’i de haklamak için Sinop’a gelmiş ise de mutasarrıf Zihni, Ağa’yı jandarma ile tehdit ederek mani olmuştur. Vasili’yi sonra meçhul başka biri öldürmüş.

- Ağa, Pontus’u iyi temizle, dedim.

- Temizliyorum, dedi.

- Rum köylerinde taş taş üstüne bırakma, dedim.

- Öyle yapıyorum ama kiliseleri ve iyi binaları lazım olur diye saklıyorum, dedi.

- Onları da yık, hatta taşlarını uzaklara yolla, dağıt. Ne olur ne olmaz, bir daha burada kilise vardı, diyemesinler dedim.

- Sahi öyle yapayım. Bu kadar akıl edemedim, dedi.

Topal Osmanyeni bir Köroğlu’dur. Milli bir kahramandır. Halkkahramanıdır.

            …...

Dr. Rıza Nur, Osman Ağa’nın kahramanlıklarını da bahis ederken Giresun’a yapmış oldukları hizmetleri de yazmakta ve bu hizmetleri yaparken Rumlara karşı olan tutumunun da devam ettiğin belirtmektedir.

Giresun’a çıkıp gezdim. Osman Ağa’nın burada da dirayeti gözüküyor. Bir aralık belediye reisi olmuş. Birçok yerleri yıkmış, muntazam sokaklar açmış, geniş bir rıhtım yapmış. Motor tamirhaneleri yaptırmış. Giresun küçük bir minyatür Avrupaşehri olmuş. Giresun’da Rumların harpten evvel yaptırdıkları muazzam bir abide varmış. İşitirdim. Göremedim, sordum;

- Osman Ağa dinamitle yıktı, dediler.

85155.jpgBu Topal bizden daha iz’anlı nasyonalist. Aferin… Giresun’da Ağa’nın kardeşi bana ziyafet verdi. Oğlu vapura dağ çileği ile geldi. Daha on metreden misk gibi kokuyor. Ufak yabani çilek; fakat misk, Giresun’a mahsus.

- Ağa, o sizin Giresun’daki abide ne oldu? Dedim.

- Dehşetli bir deniz oldu. Daha Giresun’da böyle şey olmamış. Heykelin hepsini alıp götürdü, dedi.

- Ya Gerze’deki Harbioğlu’na ne oldu?

- Ha, firar etmiş!, dedi. Bu adam öldürdüklerine öldürdüm demez, firar etti derdi. Öyle tabi söylüyor ki, sanki kesilen bir serçedir. Ben de güldüm. O da güldü. Giresun’da azılı bir Pontuscu doktor varmış. Osman Ağa bunu hastayım diye evine çağırmış. Kurnaz Rum emniyetini temin için bir Türk doktorunu da alıp beraber gelmiş. Ağa tertibini yapmış. O evde Rum’u öldürmüşler. O esnada Türk doktoru kaza ile gitmiş.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi o günün Köroğlusu Topal Osman Ağa gösterdiği kahramanlıklarla Sinop’tan Hopa’ya kadar olan yerlerdeki Rumların etkisini kırmış ve gelecekte doğabilecek olan Rum istilasını büyük bir cesaretle önlemiştir.

Aslında bu yazımızda biz kişilerin hayatını değil karanlıkta kalan bazı olayları aydınlatmak istiyoruz. Yakın tarihimizin pek ifşa edilemeyen olaylarından biri olan Ali Şükrü Bey ile Topal Osman Ağa’nın ölümünü isterseniz biraz irdeleyelim. Hem Topal Osman hem de Ali Şükrü Bey birbirleriyle hemşeriyken niye istenmeyen olaylar gelişti. İsterseniz diğer yazımızda biraz da Ali Şükrü Bey’den bahsedelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum