Yangına Körükle Gidilmez

Terör yurdun dört bir tarafında kaos istiyor. Terör, oluşturduğu korku ve dehşet oranında da amacına ulaşacağı kanaatinde. Zaten terörün amacı her zaman kazanmak değildir, karşında olduğu gücü zayıflatmak ve ona bazı şeyler kaybettirmek de terörün amaçları içerisindedir.

Terörün istediği bu; fakat teröre karşı halkı itidale çağırması gereken kanaat önderleri ve medya mensubu bir kısım kalemşörların bu amaca hizmet edercesine verdikleri beyanatlar ve yazılara ne demeli?

Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yaşayan halkı nerdeyse silah elde PKK ile savaşa çağıranlardan tutunda Başbakana “sen kararı ver filanca gurup arkanda” diye seslenmenin yapıcı bir tarafı var mı?

Terörle güvenlik konsepti içerisinde mücadele edecek güç, ancak ve ancak devletin görev verdiği kolluk kuvvetleridir. Türkiye’deki terörün artık Kürt meselesinden çıkıp uluslar arası bir meseleye dönüştüğünü ve PKK’nın da artık uluslar arası terörün bir parçası haline geldiğini ve menfaatine göre birçok gizli servisle hareket edebildiğini sanırım her kes görüyor.

Durum böyleyken etnik söylemlerle, iyi niyetli bile olsa halkı bu tür mücadelelerin içine çekmek ne derece vatanseverlik sayılabilir?

Büyük devletler kin ve intikam hırsıyla hareket edemezler ve kanun dışına çıkamazlar; aksi takdirde kabile devletinden bir farkı kalmaz. PKK terörünü bu günlere taşıyan etkenlerin içerisinde yakın zamana kadar devletin yanlış politikalarının olmadığını kim savunabilir. İnkâr ve tedip hareketlerinin terörü ve ayrılıkçı unsurları beslediğini akli selim olan herkes kabul ediyor zaten. Yeniden böyle bir sürece girmek ancak terörün ekmeğine yağ sürmek olur.

Yakın zamana kadar ötekileştirilen Kürtler, Aleviler, Araplar, dindarlar ve diğerleri hepsi hala kendi kimliğini arıyor ve kendi kültürü ile var olmak istiyor. Tüm bu problemler kendiliğinden var olmadı her halde?

Terörü besleyen de ötekileştirme politikaları olduğuna göre, yapıcı olmayan beyanatların kime ne faydası olabilir?

Bu mücadelede halkın desteği isteniyorsa, bu destek ancak sosyal, ekonomik ve psikolojik yöntemlerle sağlanmalıdır. Nihayetinde bütün Türkiye halkı artık barışın gelmesini ve akan kanın durmasını istiyor.

Öyle ise yapılacak olan terörle mücadeleye güvenlik zafiyetlerini en aza indirgeyip, demokratikleşmeye daha fazla hız vermek olmalıdır. Türkiye’deki etnik, dini, kültürel tüm kesimlerin demokratik ihtiyaçları bir an önce karşılanmalı yurt içi ve yurt dışı ayrılıkçı kesimlere psikolojik hareket alanı bırakılmamalıdır. Türkiye gibi bir coğrafyada yaşıyorsanız bu toprakların kadim geçmişine saygı duymak mecburiyetiniz var. Hiç kimseyi tek tip kalıba sokmadan kültürel zenginliklerimizi barış ve kardeşlik eksenine kanalize edebilme becerisini sergileyebilmeliyiz.

Büyüyecek bu ateş çemberinin kendisine ulaşamayacağını düşünenler ve bundan nemalananların bir gün bu ateşin içerisinde olmayacaklarının garantisini kimse veremez.

Siyaset erbabına ve kanaat önderlerine düşen daha yapıcı olmak, halklar arasına kin ve nefret tohumlarını ekmekten kaçınmaktır. Martin Luther ‘in dediği gibi; "Hepimiz beraber kardeşçe yaşamayı öğrenmeliyiz, yoksa hepimiz beraber aptalca öleceğiz!"

Bu yazı toplam 3749 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum