Dr.Mehmet BOZKURT
VAKIF VE DERNEKLERDE PARA HAREKETLERİ
Tarikat ve cemaatlerde faaliyetler vakıf ve derneklervasıtasıyla yürütülür. Bu bağlamda bu vakıf ve dernekler tarafından paralar toplanır ve bir düzen plan dahilinde sarfedilir, harcanır veya ödemeler yapılır. Gönüllü olarak zekat olarak veya zekat dışında bağış olarak toplanan paralarla cami yapımı yurt ve okul yapımı kurs masrafları öğrencilere burs verme fakirlere yardım gibi bir çok amaç gerçekleştirilir. İşte burada paranın nasıl toplandığı ve nasıl sarf edildiği hem geçerli yasalar bakımından hem de fıkıh açısından çok önemlidir.
Bir örnek verelim. Toplanan zekat paraları nereye gidiyor? Zekatın nerelere verileceği Kuranda ayetle belli olduğu için(Tevbe Suresi, 60) onun dışında bir amaç için kullanılıyorsa (okul cami vb inşaatına) bu yanlıştır. Kurban bağışı olarak toplanan paralar eğer kurban kesilmezse bu da yanlıştır vebaldir. Kurbanda esas olan kan akıtmaktır. Gönüllü ve şartsız bağışlarla okul yurt yapabilirsiniz, ancak zekatla asla. Hayırsever birisi cami veya okul yapmak için büyük miktarda bağış yapabilir. Tabii bu parayla o iş yapılır. O para ile başka bir hayır da yapılamaz. Ayrıca gönülsüz zorla toplanan para ile de hayır yapılması yanlıştır.
Vakıf denince vakıflar iktisadi işletme kurabilir. Oradan kazandıkları ile vakıf faaliyetlerini gerçekleştirirler. Vakıf senedinde yazılı olmayan faaliyetleri yapamazlar. Vakıf belli bir mal varlığı veya akarı Allahın rızasını kazanmak için belli şartlarda insanların hizmetine sunmaktr.
İslami hizmetler hayır faaliyetleri, elbette para ile yapılır. Toplanan ve harcanan paraların dikkatli bir şekilde muhasebe kayıtlarının tutulması yetkilileri töhmet altında kalmaması bakımından çok önemlidir. Sırf güven ve itimada dayalı işlem olmaz. Bu konuda bir yanlışlık bir usulsüzlük altından kalkılamayacak hukuki sorunlara ve güven kaybına yol açabilir. Bir örnek verelim. Almanya’da faaliyet gösteren Deniz Feneri e.g. Derneğinde Alman Makamlarınca yapılan incelemelerde bir usulsüzlük tespit edilir. Alman Savcı bu usulsüzlük ile AK Partiyi ilişkilendirir, Deniz Fenerinin Almanya’dan AK Partiye para gönderdiğini iddia eder. Kötü niyetle yapılmış bir iş yoktur ama usulsüz kayıt nedeniyle epey derneğin başı ağrıdı. Bu kadarla kalmadı. CHP bunun üzerine gitti ve bir irtibatı ilişkisi olmamasına rağmen isim benzerliğinden dolayı Türkiye’deki Deniz Feneri Derneğine yolsuzluk iftirası atarak Derneğin bağış gelirlerini yüzde elli düşmesine sebep oldu. Sonuçta Dernek devamlı yardım ettiği bazı aile ve dullara yardım yapamaz duruma düştü. Deniz Feneri üst düzey yöneticisi arkadaşım bunu Habername.com sitesindeki köşesinde yazmıştı. CHP dindarlara allerjisi olduğu için sahtekarlık ve yolsuzluk iftirası ile neticede fakir ve muhtaç insanlara yardımı engellemiş oldu. CHP nin buna benzer bir başka yanlışı daha var. Belediyelerin özellikle İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin üniversite öğrencilerine yaptığı yardımı CHP Danıştay’da dava açarak yürütmeyi durdurma ve iptal kararı çıkarttırarak engellemişti. Muhtaçlara fakirlere devam eden destek ve yardımı engellemek mani olmak nasıl bir zihniyettir siz düşünün. Bunu kendilerince irticayı önlemek için veya iktidar partisinin bu yolla seçmeni kandıracağını düşünüyorlar ancak netice değişmiyor. Fakire yardımın yapılmasını engellemiş oluyorlar.
Cemaatler içinde suiistimal edenler olabilir, o ayrı bir konudur. Hayır işlerinde şaibe altında kalmamak için para giriş ve çıkış kayıtlarının muntazam olması önemlidir. Bu husus sadece cemaatlere bağlı dernek ve vakıflarda değil bütün şirketlerde de önemlidir. Bence bir cemaat veya şirket hangi kuruluş olursa olsun birinci derece önemli işi sağlam bir muhasebedir.
Daha önceki bir yazımda da bahsetmişimdir. Para meselelerinde kayıt ve tutanaklar önemlidir. Para alıp vermelerde borç alma ve iadelerde şahit de önemlidir. Bu hususta Kuran’ın en uzun ayetinin mealini bilmek lazımdır. Bu ayet tam bir sayfadır.
Bakara S 282. Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Bir kâtip onu aranızda adaletle yazsın. Hiçbir kâtip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın. Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik yazdırmasın. Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin. Büyük veya küçük, vâdesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. Ancak aranızda yapıp bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. (Genellikle) alışveriş yaptığınızda şahit tutun. Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın. Eğer bunu yaparsanız (zarar verirseniz) şüphe yok ki bu, sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah'tan korkun. Allah size gerekli olanı öğretiyor. Allah her şeyi bilmektedir.
Sadakalar, -Allah'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalpleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 60)
Cemaatlerde bağış paraları konusu ile ilgili olarak Abdullah Ustaosmanoğlu ve Gönenli Mehmed Efendi Hocalarımız hakkında Habername.com 15 Aralık 2010 da yayınlanan yazımı paylaşacağım.
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN VE A. USTAOSMANOĞLU HOCA |
Allah CC bazı hizmet ehli insanları seçer ve onları insanların cemiyetin ihtiyaçlarını gidermekle görevlendirir. Bu günkü yazımda böyle müstesna iki mübarek insandan sözetmek istiyorum.
2003 yılı Ramazan ayı öncesi İstanbul Arnavutköy TaşolukMahallesinde yeni yapılan bir camiye ziyarete gitmiştik. Orada tamamlanmak üzere devasa bir cami görünce hayretle bakakaldım. Süleymaniye kadar muhteşem bir cami gördüm. Oldukça büyük ve yüksek kubbesi var. Geniş bir iç avlusu var. Eski selatin camileri aratmayacak tarzda ve ferah bir şekilde yapılmış. Kuran Kursu ve Öğrenci Yurdu Konferans Salonları v.s. ile tam bir külliye. Yaptıran da Bayrampaşa Yeşil Cami Kuran Kursundan muhterem Abdullah Ustaosmanoğlu Hocaidi. Bu kadar büyük bir cami ve külliye inşaatını yaptırmak çok zor bir işti. Allah C.C. murat ederse muhakkak her şey mümkündür ona inanırız. Benim önemli gördüğüm Allah CC bu hizmeti ona nasip etmiş. Devir AK Parti devri ve hükümette birinci yılı dolmuş ama inşaat daha önce başlamış. Ecevit’in Başbakan olduğu üçlü koalisyon devri ve Cumhurbaşkanı A.N.Sezerin olduğu dönem. Siyasi engeller var yargı engeli var, Doğan Medyası zaten işi gücü dine ve dindarlara saldırmak. Özellikle İsmailağa Cemaati ile bu medya devamlı uğraşıyor. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Cumhuriyet döneminin bu en büyük ve Süleymaniye ve Selimiye’den sonra üçüncü büyük caminin nasıl yapıldığını merak ederek sorduk. Güler yüzlü ve oldukça da alçak gönüllü birisi olan Abdullah Hoca Caminin önündeki bağış kabul edilir ilan tahtasını gösterdi. Bir gün Hakim ve Savcı gelmiş bu cami inşaatı için nereden para buldun diye sorguya çekmişler. Bağış toplamak yasak kabul etmek serbesttir. O sırada iki kişi gelmiş camiye bağış yapmış. Hoca Cami işte bu bağışlarla yapılıyor demiş. Hakim ve Savcı defterleri kayıtlarıdidik didik incelemişler aramışlar taramışlar usulsüz bir şey bulamamışlar ve çekip gitmişler. İnşaatın temelinde tanımadığı bir adam gelmiş burada ne yapılıyor diye sormuş. Cami yapılıyor deyince bunu büyük bir külliye yapın demiri benden demiş ve yanılmıyorsam 600 tonluk demir bağış sözü vermiş ve tırlarla söz verdiği demiri indirmiş. Bunun üzerine projeyi büyütmüşler. Bu devasa manzaraya hakim her taraftan görülen şaheser bir cami ve külliye olarak ortaya çıkmış.
Yazımın başlığına gelince Kanuni Sultan Süleyman ile Abdullah Hocayı neden birlikte yazdığıma gelince onu anlatayım. Bu eseri görünce aklıma hemen Süleymaniye Camii ile karşılaştırmak geldi. Kanuni kendisi Cihan Padişahı; her türlü imkanı var. Üstüne üstlük dünyanın gelmiş geçmiş en büyük mimarı Sinan bu eseri yapıyor. Mimar Sinan’ın bugün bile hala yaptığı işleri bugünün teknolojisi izah edemiyor ve akıl sır erdirilemiyor. Sinan’dan 500 yıl sonra böyle bir eseri bağışlarla hakime savcıya hesap vererek işi gücü dine ve dindara saldırmak olan bir medya ile mücadele ederek ve de siyasi destek olmadan yapmak herhalde imkansızı başarmaktır.
Bu nedenle o sünnet üzere ve beyaz sakallı mübarek hoca Abdullah Ustaosmanoğlu’na hayran olmamak ve gıpta etmemek mümkün değil. Ne mutlu ona ki, böyle bir eseri yapmayı Allah ona nasip etmiş. Cenabı Hak bizlere de hayırlı hizmetler nasip etsin.
GÖNENLİ MEHMED EFENDİ
Bu arada bağış para toplamakla ilgili geçen gün Büyük Allah Dostu Gönenli Mehmed Efendi hakkında okuduğum iki anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum. Gönenli Mehmed Efendi Sultanahmet Camii imamıdır ve Kuran Kursu vardır. Hocaya muhtelif şahıslardan paralar gelir ve Hoca da bu paraları ihtiyaç sahiplerine dağıtır. Bir gün Hoca efendiyi Emniyete çağırırlar sorguya çekerler. Komiser ‘’Bu paraları nereden buluyorsun’’ diye sorar. Hoca ‘’Allah gönderiyor’’ der. Komiser inanmaz. Biraz sonra bir polis memuru Hocayı görünce ‘’ Hocam dışarı çıkıyorum. Dışarıda yapılacak bir işin var mı yapayım’’ der. Hoca da elini cebine atar ve cebinden 15 lira para çıkarır. Parayı polise uzatır ‘’Kuran Kursuna git orada Ali diye bir talebem var. Bugün o memleketine gidecek. Bu parayı ona ver. Otobüs bileti alsın kalan da yol harçlığı olsun ‘’ der. Polis parayı almaz ve ‘’Hocam bu para sizde kalsın ben o çocuğu otobüse bindirir ve işini hallederim’’ der. Hoca bunun üzerine Komisere döner ‘’Ben sana demedim mi? İşte parayı Allah gönderiyor’’ der.
Emniyet ve istihbarat buna rağmen gene Hocayı takip ederler. Bir gün bir istihbarat görevlisi öğle namazından sonra Gönenli Mehmed Efendinin etrafına toplananlardan kimden para alıyor kime veriyor diye takip etmek için evinden çıkar. Çıkarken annesine Sultanahmet’e gideceğini söyler. Annesi telaşla oğluna biraz beklemesini söyler. Kadın çeyiz sandığında biriktirdiği paraları bir keseye koyup ‘’Oğlum bu keseyi götür Gönenli Mehmed Efendiye ver. Fakir fukara bu para ile sebeplensin ‘’ der. İstihbaratçı camiye gider ve namazdan sonra Hoca Efendi güler yüzle ve sevimli bir ifade ile istihbaratçıya ‘’Oğlum anneni de fişledin mi?’’ der.
Kıymetli Okuyucu Dostlar tabii burada bu müstesna hizmet eri insanların etrafında onlara hayır işinde yardımcı olan pek çok isimsiz hizmet ehli hayırda koşan yarışan insan da var. Ayrıca onlara sevgi ve muhabbetle ve sevabını Allahtan umarak az veya çok demeden bağış yapan aziz milletimizin bizatihi kendisi var. Cenabı Hak dinini hem bu örnek insanlarla ihya ediyor hem milletimizi bu hayırlara destek verdiriyor. Allah bizleri onlar gibi halis ve hizmet ehli eylesin. Amin.
Beyin Jimnastiği Sorularının Cevaapları:
C-10 Adam önce piliçi karşı kıyıya taşır, geri gelir,tilkiyi alır karşı kıyıya bırakır piliçi yanına alır,piliçi bırakır, sonra yanına mısır çuvalını alır piliçi bırakır, karşı kıyıya mısır çuvalını bırakır, sonra da gidip piliçi alır ve geri döner.
C-11 Milattan önce 1985 te doğan Milattan önce 1915 te vefat edebilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.