Yoğurt Ve İnyam

 

Burası çok değişik ilginçliklerin yaşandığı bir ülke... Bizdeki gibi insanların evlerinde buzdolapları, hazır yemekleri, sabah kalkınca bir tıkla yanacak ocakları olmadığı için çoğu kere evlerinden kahvaltı yapmadan çıkar.

Bugüne kadar yaptığımız yolculuklarda evinden kahvaltı yapıp gelen çok az oldu. Genelde yolda bir şeyler aldık. Malum damak tadı problemi nedeniyle ben genelde yola çıkmadan önce bu işi halletmiş olsam da yol refiklerimin durumuna saygılı oldum.

Burada dışarıda yemek yeme alışkanlığı tahmin ettiğinizden çok fazladır. Türkiye’de bu kadar değildir. Sadece kahvaltı için değil, diğer öğünler için de yol kenarlarında çok ucuza karın doyurabilecekleri birçok hazır yiyeceği bulurlar. Bunun başını pirinç pilavı çeker, üzerine sos lazımdır. Bu da ıspanak vari otlardan yapılma sos ile başlar, tavuğa kadar yükselebilir.

Yola çıkarken kahvaltı olarak ne mi alırlar?  

 Bazen sadece ekmek aldık. Bazı köylerde küçük el yapımı özel fırınlar vardır. Orada odun ateşinde pişirilme ince uzun ekmek yapılır. Sıcakken gerçekten çok lezzetli oluyor. İçine bir de peynir olsa...

 Bazen ekmek arası et, ciğer ve benzeri bir şeyler yapıyorlar. Sabah onu aldığımız oldu. Şekerli ve meyveli yoğurt artık. En çok alınan kahvaltılık malzemenin başında gelir. Bu, araçta giderken de yenileceği için kolaydır. Buradaki insanlar sade yoğurdu sevmiyor. Hele ayranın içine tuzu asla düşünemiyorlar. Ayranın içine bir şey katacaklarsa -gülersiniz ama- bu şeker olur.

 Dege adını verdikleri yine süt, un, şekerden oluşan başka bir yiyecekleri vardır. Hazır paket içinde bazen poşette bazen şişelerde satılır. Ben bir defa tadına baktım. Çocukluğumda köyde yeni yavrulayan inek veya keçinin ağız adı verilen özel bir sütü olurdu. Tadını ona benzettim.

Bizdeki keke benzeyen kato delikleri yağla pişirilmiş farklı özelliklerdeki unlu mamulleri de en sevilenlerdendir.  Lokma şeklinde olanlar, içi şekerli olanlar... Yol kenarındaki kadınların geçim kaynağıdır bunlar.

Bazı mevsimlerde bulunan ceviz büyüklüğünde ve siyah renkli patates gibi bir bitki, haşlanmış olarak sabahları tabaklar içinde satılır. Kendim pişirip yedim. Fena değildi. Mevsiminde yolunuz düşerse ikram ederim.

Başka zamanlarda kızartılmış böcek aldıkları olmuştur. Ben buna çok sıcak bakmadığım için uzun zamandır almadılar. Benim yanımda en azından... Çekirge ve benzeri değişik özelliklerdeki böcekler, burada kızartılır ve yenir. Çıtır çıtır bunu yerler...

 Sadece bir bardak Nescafe bunlar için aynı zamanda bir kahvaltı olabilir. “Kahvaltı yaptın mı?” “Evet,” merak edersiniz. “Ne yedin kahvaltıda?” “Bir bardak Nescafe...” bu yeterli olabilir...

Bu kahvaltı çeşitlerini niçin saydım? Olur ya yolunuz düşerse ne yiyeceğinizi biliniz. Bunları tebessümle karşılayacağınızı biliyorum.  Yani birkaç çeşit peynirin, siyahı ve yeşiliyle ayrı duran zeytinin, yan yana dizilmiş reçellerin olmadığı kahvaltı sofraları vardır.

Ben genelde kahvaltımı yaparak evden çıktığım için yolda sadece kendime su isterim. Arada bir kahve aldığımız da olur.  Geçen günlerde bir yolculukta herkese yoğurt almışlar. Bir yoğurt da bana almışlar. Tabii Türklerin şekerli / meyveli yoğurdu sevmediğini bildikleri için bana sade yoğurt geldi. Yarım kiloluk plastik bir kap içerisinde. Burada hazır yoğurt hiç almadık diyebilirim. Birkaç kez mayalamak için aldık. Bunun dışında süt alıp kendi yoğurdumuzu kendimiz yapıyoruz. Fakat yolda o gün yediğim yoğurdun tadı fena değildi. Kaşık sordum. Kaşık yok... Bazı yoğurt markalarında yanında kaşık oluyor. Ama bunda yokmuş. Ne yapacaksınız? Biz de yoğurdun üzerindeki ince alüminyum kapağı kendimize kaşık yaptık ve yedik.

Ben ekstra olarak yedim. Ancak onlar bununla bir sonraki öğüne kadar idare edecekler. “Bir sonraki öğün hangisi?” diye merak eden olabilir.  Gittiğiniz yere göre değişir. Köyde yemek verirlerse o gün öğlen, yemek vermezlerse akşama kadar bununla durabilirler.

 Akşam dönüşte bizim çantadan bir ya da iki paket bisküvi, birer avuç leblebi açlığımızı yatıştırmak için yeterli olabilir. Bugün öğlen yemek yedik mi? Evet yedik... Bu güne kadar adını çokça duyduğum, sokaklarda gördüğüm ve iddialı bir yerel yemeği yedim.  

 İnyam; patatesin bir benzeri, kalın bir kabuğu olan, ilk gördüğünüzde ağaç parçası / ağaç kütüğü zannedeceğiniz bir bitki bu...  Kalın bir ağaç köküne benzer. Bir tanesi 3-5 kilo gelebilir. Hatta daha da fazla... Sert kabuğu soyulur, doğranıp yağ ve tuz konulmadan haşlanır. Yani bir tür haşlanmış patates gibi düşünün. Yağ ve tuzu olmadan nasıl yenecek? Yanına sosu olmalı mutlaka...  Yağın, salçanın, domatesin, soğanın, biraz bolca olduğu sulu bir yemek yapılır. Bunda balık, tavuk, et, bamya, lahana, her türlü sebze kullanılabilir...

Bizde koca bir plastik leğen inyam, bir tencere de tavuk vardı. İnyamın hepsi bitmese de tavuk ve sosu bitti. Bugün inyam çok olduğu için bitmedi. Ancak adetler gereği burada sofradaki yemek, sonuna kadar bitirilmez. Sebebini merak eden var mı? “Yemek o kadar çoktu ki... Bitiremedik.” Yani yemekler Türk usulü sünnetlenmez.  Ekmek mi? ara öğünlerde asla kimse ekmek yemez. Çok ayıp bir şeydir ekmek yemek.  Bugün kaşık hatta herkese ayrı tabak vardı ve rahatça ben de tadına bakabildim.

           Yolu düşen olursa diye ben seçenekleri saydım.

                        Sizin tercihinize göre kahvaltı buluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum