Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Adnan Zeki BIYIK

Huzur Islam'da MI jeeplerde Mi?

17 Kasım 2014 Pazartesi

 

 

Şeref Bey derlerdi Ona. O kadar dürüst bir adamdı ki “ismiyle müsemma canım, şerefli adam” Diye anılırdı.

Bir kamu kuruluşunda memur olarak çalışıyordu.

 

Eski bir toros otomobili vardı, camında da “Huzur İslamda” yazıyordu, sabah işe torosu ile bazen da yürüme giderdi,  besmele ile yola çıkardı.

 

Günde 100 kez her sabah işe çıkmadan önce “Ya Kerim”  okurdu.

 

Rabbi yessir duasını da hiç ihmal etmezdi.  Sabah ve yatsıyı mutlaka camide kılardı

 

Bir meclise gittiğinde “Selamün Aleyküm” diye esenlik dilerdi, hiç kimseye ayrım yapmadan,

 

Eşi, onu işe gönderirken “Aman Bey helalinden getir ekmeğimizi” derdi,

 

Komşusu Dr. Caner Bey varlıklı adamdı, 4x4 harika bir Jeep’i  vardı. Ama çok mütevazi bir adamdı

 

Bazen çocukları hastalandığında Doktor komşusu onları evinde muayene ederdi. Para almazdı.

 

Şeref Beyin iki kızı bir oğlu vardı:  Necati, Rukiye ve Zeliha

 

Oğlu lisede,  Kızı Ayşe Türk Dili ve Edebiyatı okuyordu, Zeliha ise Kimya…

 

Efendi kızlardı, ama lüks  yaşama imrenmiyor da değillerdi hani,

Kızlar,  başörtülü idiler…

 

Azıcık aşları vardı ama ağrısız başları da vardı,

 

Birgün yine evrak işi ile meşgulken  Şeref Bey, dosyanın arasındaki parayı fark etmişti,

 

Birşeyinizi unuttunuz dedi yutkundu,

 

Unutmadım, o sizin hakkınız dedi  post bıyıklı kalın enseli adam,

 

Bizimkisi almak istemedi önce ama, nefsi o senin hakkın dedi ona,

 

Dosyaların içinde sanki anlaşmış gibi bir sürü paralar geliyordu. Para parayı çeker kuralı adeta otomatiğe bağlanmıştı. Sıkıntı yoktu nasıl olsa onun hakkıydı dosyada uyuyan yeşiller…

 

Cepleri şişmeye başlayınca önce lüks bir araba aldı, sonra jeep…Doktorun vardı da neden Onun olmayacaktı. Benim neyim eksik diyordu. Peşinden güzel bir daire, triplex villa, tatil vs derken bu yaşantı çok hoşuna gitmeye başlamış olmalıydı ki camiye sadece Cuma namazlarına gidiyordu..

 

Beş vakti bırakalı bayağı çok olmuştu. Çocukların ellerinde en iyisinden kürek gibi “S”li telefonlardan

 

Hergün evimize haram  getirme diyen, evin annesi Raziye Hanım, de alınan rengarenk elbiseler,saatler, envai çeşit eşya ve takıların büyüsüne kapılmış olmalı ki “Bugün de dışarıda yiyelim Şeref” diyordu.

 

Şeref Bey kızların altına birer araba alınca şehrin gecelerine akıverdi bizim kızlar…

İkisinin de sevgilisi vardı, bir şeyler yapacaklardı ama eskiden kalan az da olsa vicdanlarındaki ses onları rahatsız ediyordu.

 

Kızlar şeylerine göre bir hoca bulup mut’a nikâhı kıyıp vicdanlarına bir kamuflaj tokadı indirdiler.

Şeref çalıştığı yerde kısa sürede terfi etti, önce müdür oldu peşinden daire başkanı…

 

Makam büyüdükçe dosyalardaki yeşiller de büyüdü…

 

Peki bu hikaye nasıl bitti hocam diye merak ettiniz değil mi?

Fazla meraklandırmayım da söyleyeyim o halde;

 

Necati: Liseli aşkıyla gecelere aktığı esnada Eskişehir yolunda trafik kazasında hayatını kaybetti, sevgilisi ölümden kurtuldu ama sakat kaldı. Aracın içinde çok sayıda bira kutusu….

 

Rukiye : Önce örtüyü attı, rujlar maskaralar, jeanler, kolyeler hızmalar bunları takip etti…Üniversiteyi bıraktı. Mut’a nikâhı ile birlikte olduğu delikanlı (Doğan) kendisini kızkardeşi Zeliha ile aldattı. Sevgilisi Doğan’ı öldürmesi sebebiyle hapsi boyladı.

 

Zeliha:  Adını değiştirdi Zeliş yaptırdı. Bu örtüsünü atmadı ama deve hörgücü gibi yaptı. Kürtaj marifetiyle bir çocuk aldırdı. Büyük olasılıkla Doğan’dan peydâh edilmişti. Kürtajdan kısa bir süre sonra intihara teşebbüs etti , ama kurtarıldı şimdi annesi Raziye Hanımla yaşıyor.

 

Doğan: Sevgilisinin kıskançlığı sebebiyle vurması sonucu şuan mezarda yatıyor…

 

Raziye Hanım: Lüks yaşamın etkisiyle boynuzlandığının farkına varmadan kızı Zeliha (Zeliş) ile birlikte yaşamaya devam ediyor. O namazlarını kılıyor. Ama daha önce okuduğu Kuranı duvara astı bazı kandil gecelerinde aklına gelirse okuyor. Kocası eve geç geldiği için günün büyük bir bölümünü evde Nihat Hatipoğlu’nun sohbetleri  ve Seda Sayan’ın kadın programlarını izliyerek geçiriyor.

 

Dr  Caner: Bir Üniversite Hastanesinde Dahiliye doktoru olarak hayatına devam etmekte.

 

Şeref Bey:  O şimdi  Genel Müdür… Tesbihi, duası, namazı hepsi nakavt…Bayramlara bazen da çok vicdanı sızlarsa arar ara cumalara gittiği rivayet ediliyor. Patronu olduğu kurumda  uzman Mualla Hanımla zavallı eşi Raziye Hanım’ı boynuzlamaya devam ediyor…Bir zamanlar herkesin şerefli adam Şeref Bey dediği Şeref, şimdilerde şerefsiz Şeref olarak anılmakta….Herşeye rağmen paralı olduğu için herkes ona Hala Şeref Bey diyor, Sayın Genel Müdürüm diye formel saygı gösteriyor…

 

Şeref Bey’in 350 Bin liralık Jeep’i: Jeep’in arka camındaki “Huzur İslamda” yazısı gitmiş yerine “Alın Teri”!!! gelmiş

 

Adnan Zeki Bıyık: Trakya’da bir yerde müftü. Azanlara, şımaranlara Allah’ı hatırlatmaya devam ediyor. Haramla beslenen vücutların yağlı urganlarda can verip ateşte kebap olacağını mütemadiyen haykırıyor,söylüyor,yazıyor, çiziyor.Yapmayın etmeyin mülkü çökertmeyin diye vaaz veriyor ,öğüt veriyor….Sürgün yiyor,,,,yine de hakkı söylemeye devam ediyor….

Hulâsa; Evet gerçekten huzur İslam’da ama Onu hayatınıza koyarsanız huzuru bulursunuz. Ama Ona ihanet ederseniz intikamını dünyada da Ahirette de çok elim bir şekilde alacaktır.

 

İslam Dünya ve Ahiret Kurtuluş Reçetesidir.

 

Vücut harama alışırsa kan onu çeker derler. Siz siz olun kendinizi ve ailenizi üç günlük dünya menfaati için haramla zehirlemeyin. Sofranız helal lokma ile cennet sofrasına dönüşsün Dostlarım…Sevgiyle Kalınız.

 

Adnan Zeki Bıyık-Nezir û Mübin Müftüsü

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5818 defa okunmuştur

Etiket(ler):

Dürüst insan Adnan Hoca
Çukurcalı İmam Ahmet
Adnan Hoca hayatımda tanıdığımız en değerli müftüdür, söyledikleri ile amel eder, Çıkurcadaki kutlu doğum programını kanal 7 haber yapmıştı. Hocamız kanala filan çıkmış değil. Haberciler gelip burada çekti. İftira atma, kalbindeki fesadı çıkar...Bak ismini bile yazamayacak kadar ödleksin
26 Nisan 2015 Pazar 21:49
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
söylediğinle amel et
Söylediğinle amel et
Hocam konserlere gidiyor musun? Merak ettim de Hakkarideyken kanal 7 ye çıkmıştın sonra tanındın konyaya geldin kırklareliye sürgün diyorsun
27 Ocak 2015 Salı 12:20
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Hikaye güzel de
kahraman gazi
Satır aralrı niçin bu kadar açık?
24 Kasım 2014 Pazartesi 21:09
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
çok hoş bir makale daha
İbrahim Ceylan
her yazınız, bir tarihi vesika gibi kıymet arzediyor, hocam, iyiki varsınız, habername güzeldi. sizinle ayrı bir güzel oldu
19 Kasım 2014 Çarşamba 16:11
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
teşekkür
Hakan Ar
tebrik ederim, kutlarım işte bizim din adamımız
17 Kasım 2014 Pazartesi 14:02
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri