Hüseyin YÜRÜK

Hüseyin YÜRÜK

DARBE SAATİNİN TİK TAKLARINA DİKKAT!

Çocukluğumuzda Teksas,Tommiks, Kaptan Swing, Zagor gibi çizgi roman kitaplarını fırsat buldukça okurduk.Kaptan Swingisimli çizgi romanının kahramanlarından biri de ‘Gamlı baykuş’isimli bir yaşlı kızılderiliydi. Gün görmüş geçirmiş bir şahıs olan Gamlı Baykuş olaylara daha ziyade şüpheci yaklaşır, bir olayın arkasından çıkacak sonuçları önceden öngörürdü.

Yıllar sonra tarih alanında yüksek lisans yaparken bazı metinlerde ‘tarihçilerin tehlikeli şahıslar’ olduğuna dair bazı tespitler okumuştum. Tarihçiler geçmişi çok iyi bildiğinden dolayı gelecekle ilgili keskin ve isabetli öngörüler yapabiliyorlar idi. Ne var ki bu keskin ve isabetli öngörüler günlük konforu yaşamaya alışmış insanların keyfini kaçırdığından tarihçiler ‘tehlikeli kişiler’ olarak addediliyordu.

Tarih felsefesinin kurucusu sayılan İbni Haldun kendi dönemine kadar yaklaşık 150 devleti inceleyip onların kurulma, yükselme ve bozulma dönemlerini yazdığından, bu metinleri okumuş biz Haldunistler, iktidarların ve devletlerin geleceği konusunda ‘endişe edenler’ sınıfında yer alırız.

Tevafuk, önceki akşamlardan birinde 2023 yılında çekilmiş ve fethin 570. yılı münasebetiyle ekrana gelen ‘Fatih Sultan Mehmet Yeniçağ’ isimli filmi izledim. Filmde Bizans kralı kendisini Türklere karşı sürekli uyaran Bizans İmparatorluğu'nun son megadükü Lukas Notaras’a şöyle bir cümle sarf ediyordu: Yıllanmış kaygılarınızı artık bir tarafa bırakın Notaras….

…………..

Bendenizde de bu ülkenin demokrasi geçmişinden kaynaklanan bazı yıllanmış kaygıları hep mevcuttur… Çünkü bizim demokrasi tarihimiz bu anlamda bir hayli sabıkalı bir geçmişe sahiptir.

Nitekim Sultan II. Abdülhamit, 32 yıllık hükümdarlığının ardından, İttihatçıların isyan ve bozgunculukları artınca, usta bir siyaset izleyerek 1908 yılında II. Meşrutiyeti ilan etmiş ve kendisi iktidarda kalmayı başarmıştı.

Ne var ki onu tahtından göndermek isteyen iç ve dış odaklar,ikinci raundu almak için derhal yeni bir planlama yapmış ve bu kez kesin bir netice almak üzere darbe saatini işletmeye başlamışlardı. Sonuçta 31 Mart 1909 darbesi gerçekleşmiş ve Sultan II.Abdülhamid tahtını kaybetmişti. 31 Mart Darbesi, meşrutiyetin ilanıyla iktidarı demokratik yollarla elde edemeyen iç ve dış odakların ikinci hamlesiydi aslında.

1923 yılında başlayan ve 1950 yılına kadar süren CHP’nin 27 yıllık tek partili cumhuriyet ve demokrasi yönetimi, hisseli harikalar kumpanyası şeklindeki bir tiyatro oyunundan başka bir şey değildi. Bu kesif tek parti rejiminden sonra 1950 yılında Demokrat Parti iktidara gelmişti. Demokrat Parti 1954 yılında yapılan seçimlerde de iktidara gelince artık seçimle iktidara gelemeyeceğini anlayan CHP'liler ve onların hırslı lideri İnönüdarbe saatini işletmeye başlatmıştı.

27 Mayıs 1960 darbesi, işte bu darbe saatinin CHP tarafındanişletilen tik taklarından doğdu.

1954 yılına gelindiğinde ihtiraslı ihtiyar İsmet İnönü’nün sabrı iyice tükenmiş, evinde yaptığı bir gizli toplantıda darbenin düğmesine resmen basmıştı. CHP’li Dr. Lütfi Kırdar, (CHP Manisa Milletvekili) bu anlamda gerçekleşen bir tarihi toplantıyı şöyle anlatıyor: “Konu önümüzdeki seçimlerdi. Cevat Dursunoğlu, (CHP Erzurum Milletvekili) DP'nin milletin içine iyice yerleştiğini, özellikle köylerde Halk Partisi'nin 1950'den bu yana güç kaybettiğini, seçimle DP'yi yenmenin hayal olduğunu, ancak ihtilal yolu ile yıkılabilineceğini anlattıktan sonra 'Paşam' dedi, 'Bunları süngüden başka hiçbir şey koltuktan indiremez.'

İsmet Paşa cevap vermedi ve yüzünü Faik Ahmet Barutçu'ya (CHP Trabzon Milletvekili) çevirdi. Belli ki onun da konuşmasını istiyordu. Barutçu, Dursunoğlu'nun fikirlerine katılmak istemediğini fakat gerçeğin maalesef bu olduğunu, bir hükümet darbesinden veya ihtilalden başka hiçbir surette demokrat iktidarın devrilmesinin mümkün görünmediğini söyleyerek konuşmasını bağladı.

İsmet Paşa bize döndü. Biz susmayı tercih ettik. Ben merakla İsmet Paşa'nın ne diyeceğini bekliyordum.

Paşa “Önümüzde seçim var. Bütün gücümüzle saldıracağız ve boş yerlerini kollayacağız. Eğer yine de deviremezsek o zaman (Barutçu ve Dursunoğlu'na baktı) sizin dediğiniz yolu deneyeceğiz. Fakat tutumlarına bakıyorum da ben de size katılma ihtiyacını duyuyorum. Ama kararı seçimden sonra vereceğiz.”dedi. Ben dondum kaldım.” (Sarol, 2014:205-206) *

CHP, 1954 seçimlerini de kaybetmiş ve artık seçimlerle kazanamayacağına kanaat getirdiği iktidarı, ordunun gücüyle devralmak için dört koldan çalışmalar başlamıştır.

27 Mayıs Darbesinin elebaşlarından Binbaşı Orhan Erkanlı sonradan yazdığı hatıralarında “Bu ülkede darbe şartları her zaman vardır. Yoksa da yaratılır” diyerek kozmik şifreyi açıklamaktadır.

27 Mayıs Darbe hazırlıklarında olayın başını İsmet Paşa çekmekte, kurmayları da yaptıkları çalışmalarla altyapının kurulmasında İnönü'ye destek vermektedirler. İşte o süreçten satırbaşları:

İsmet Paşa “1956 senesinde Meclis'te 'Beni kızdırmayın yoksa yapamayacağım yoktur' der. 22/6/1957 tarihinde Elazığ'daki konuşmasında 'Demokrat Parti' iktidarı muhafaza etse de kıymeti yoktur, çünkü millete seçimi zorla kazanmış intibaını bırakacaktır' demektedir. Halbuki 17/10/1957’de seçimler yapılmıştır. Bu sefer 'Seçim teminatı verirsen rahat gideceksin, vermezsen yine gideceksin hem fena gideceksin' demekte ve yine devamla 'Vatandaşlarım emin olsun ki seçimi kaybedecek olanlar iktidarda kalmak isterlerse dünya başlarına yıkılacaktır' diyerek maksadını açıklamaktadır.” (Ağaoğlu,1972:235).

Hem seçim istiyor hem de seçimle de iktidarda kalınırsa milletin neticeye inanmayacağını, razı olamayacağını söylüyor. O halde Paşa ne istiyordu? İstediği, 'hemen gidin' dediğine göre hemen iktidara gelmekti. İsmet Paşa aynı günlerde CHP taraftarı subayları, Prof. Afet İnan'ın evinde toplanmıştır. Yüzbaşı Ahmet Er, bu toplantıdan şöyle bahsediyor: “Toplantıda İsmet Paşa, o komite üyelerine şunu teklif etti. 'İktidarı bana teslim edin, size 6 yıl senatörlük vereyim.’” (Er, 2012).

Darbeci subaylardan Albay Suphi Karaman yazdığı hatıralarında,“27 Mayıs ortamının oluşmasında İnönü’nün büyük katkısı vardır’ demiştir.” (Karaman Suphi, 2010).

İttihatçılar ve onların günümüzdeki çırakları olan neo-ittihatçı CHP, her ne kadar siyasi bir aktör gibi siyaset sahnesinde peşrev yapsa da seçimler ve halkın iradesi yoluyla iktidara gelemeyeceğni anlar anlamaz başvuracağı yöntemler, tarih kitaplarında vesikalarıyla kayıtlıdır.

14 Mayıs 2023 Seçimleri sonrası PKK yöneticisi Mustafa Karasu’nun “Seçimi kazanmaya gerek yok. Önemli olan etkili güçleri harekete geçirmek”* beyanatı da tarihçi endişelerini doğrulamaktadır.

Hal böyle olunca 21 yıldır her seçimi kazananCumhurbaşkanımıza bu tarihi derslerden yeni bir görev doğuyor.

Bu seçim zaferinin ardından kendisinin ifadesiyle “asla bir rehavete kapılmadan” iktidarı devirmek için fırsat kollayan dış odaklar ve onların taşeronu olan iç odaklara karşı sürekli teyakkuzhalinde olmak…..

*Sarol Mükerrem, (2014), Bilinmeyen Menderes, Cilt:1-2,İstanbul: İnkılap Yayınevi,

*Diriliş Postası/ 2 Haziran 2023

3

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum