Organ nakli ve adak

Diğer konulardan fırsat buldukça okuyucuların sorularına cevap veriyoruz. Başladığımız bir cevap yazısında üçüncü soruya gelmiştik:

3- İslam'da organ naklinin hükmü nedir?

Cevap:

Organ nakli canlıdan ve kadavradan (ölüden) yapılıyor.

Canlı bir insan kendi rızasıyla, sağlığı için tehlikeli olmayan bir organını verirse bu alınır ve muhtaç olana nakledilir. Bu operasyonda şer'i bakımdan bir sakınca yoktur.

Ölüden nakle gelince, burada en önemli konu ölümün kesin olarak gerçekleşmiş olduğunun tespitidir.

Bu konuda şüpheli olanlar, her gün yüzlerce ölünün kesin olarak öldüğünün tespiti konusundaki gevşek uygulamaya itiraz etmiyorlar da şüphe etmek için makul bir sebep bulunmayan “organ nakli maksadıya ölüm tespiti” meselesinde kafaları karıştırıcı ifadelerde bulunuyorlar.

Organ nakli ile ilgili kanunun 11. maddesine göre ölüm, “… biri kardiyolog, biri nörolog, biri nöroşürirjiyen ve biri de anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanından oluşan dört kişilik hekimler kurulunca oybirliği ile saptanır.”

12. maddeye göre de nakilde görev yapacak hekimlerin ölüm tespiti heyetine giremeyecekleri hükme bağlanmıştır.

Bu hekimlerin öldüğünü tespit ettikleri bir insan ölüdür ve ölüden alınacak bazı organların, yaşayan ve bu organa muhtaç olan bir insana nakledilmesinde şer'an hiçbir sakınca yoktur.

İnsanın vücudu kendi malı değildir; insan her şeyi ile Allah'a aittir. Ölüm vukubulunca ceset derhal çürümeye başlar, bir süre sonra toprağa karışır. Allah'a ait olan bir organ, önceki emanetçisi öldüğü ve artık ona ihtiyacı kalmadığı için alınıp Allah'ın bir başka kuluna emanet ediliyor; bu kul acıdan, ıztıraptan, huzursuzluktan kurtuluyor, kulluk vazifelerini yerine getirecek hale geliyor; bu ne kadar güzel, hayırlı, sevaplı bir olay!

Efendim organın yeni sahibi bu organla bir günah işlerse ilk sahibi veya organ ondan sorumlu olmaz mı?

Elbette olmaz; kimsenin suçu ve günahı başkasına yüklenemez. Burada “kimse” dediğimiz organ değil, onu kullanan ve bedenin ölümünden sonra da yaşamaya devam edecek olan nefistir (ruhtur). Sorumlu olan budur ve her nefis kendi ettiklerinden sorumlu olur.

4- “Şu işim, şu arzum olursa kurban keseceğim…” gibi sözler ve “adak ve akika kurbanı” İslam'da var mıdır? Varsa, bu, Allah'la pazarlık olmaz mı?

Cevap:

Adak ve yeni doğan çocuk sebebiyle ibadet olarak kesilen akika kurbanı İslam'da vardır. Bunların pazarlıkla ilgisi yoktur, bir oluşa, bir ilahi lutfa bağlanmış ibadettir, şükrandır. Allah Teâlâ kullarını hayır ve ibadete teşvik için bunlara izin vermiş, meşru kılmıştır. Adağın manası “Sen bunu yapmazsan ben de sana ibadet etmem” demek değildir; “Ya Rabbi bana bu lutfunu esirgeme, bu da olursa ayrıca şu ibadetleri de şükran olarak yapacağım” demektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar