Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uğur CANBOLAT

Gönlüm Bir Kapalı Çarşı!..

25 Haziran 2012 Pazartesi

 Bir hazineyiz aslında…

Kendimizin farkına varmadığımız için de eski tabirle ‘Latifeler’imizin farkında değiliz.

Mâliki olduğumuz hazinelerden bîhaber yaşıyoruz.

Öyle fakir, öyle acınası…

Ve öyle hüzün verici…

Gizli bir hazineyiz evet ama keşfetmek yine bizim işimiz olmalı!

Kendimizden kendimize yapacağımız ‘Keşif Yolculuğu’nda en çok belki de biz şaşıracağız.

Kendimizde fark ettiğimiz nice özelliklerimizi neden şimdiye dek toprak altında tuttuğumuza hayıflanacağız.

Üzüleceğiz. Olsun. Bu da önemlidir başlangıç için...

Peşini bırakmamalı, devam etmeli!

Burada gözden kaçırmamamız gereken bir husus var. Bu da bize bir ‘Hazine Keşfettirici’ gerektiği…

Bu vücut toprağımızın yani bedenimizin içinde olan kalbimizin kalbi olan gönlümüzde nelerin var olduğunu gösterecek, ışığı kendimize çevirmemizi sağlayacak bir ‘Sarraf’tır aradığımız.

İşte onu bulduğumuz da ‘Kapalı Çarşı’mızı fark edeceğiz.

Gönlümüzün varlığından haberdar olacağız.

Onun gücünü hissedip tanıyacağız.

Ve gücün aslında ne kadar da önemli olduğuna şaşıracağız.

Biraz üzerinde düşündüğümüz zaman aradığımız şeyin kendimiz olduğunu görüyoruz.

Dünyaya kendi ‘Hakikatimizi’ bulmak üzere gelmişiz. Gönderilmişiz.

İrfan dünyamızın semalarından bizlere ses veren büyüklerin nutuklarından bu gerçekleri apaçık olarak görmemiz mümkün…

Belki de her yeni gün bu yolculuğu yineliyoruz.

Yaptığımız her hata da geriye düşüyor, tekrar yola girmek ve kervana yetişmek için uğraşıyoruz.

Tüm bunlar yeniden kendimize sefere çıkmak gibi bir şey…

Buradan bakarsak “Nice geldim nice gittim” şeklindeki sözleri anlamamız kolaylaşabilir.

Pir Sultan Abdal’ın meşhur ‘Tevhid’ isimli deyişindeki şu cümleye dikkat!

“Önüme bir çığır geldi
Bir ucu var şar içinde”

Önümüze çığırlar açılıyor. Bir ucuysa şar içinde, yani gönülde… Aslında karşımıza çıkan seçeneklerden biri her zaman şar içinde, gönülde ama biz de onu ayrıştıracak, yerli yerine oturtacak idrak gelişmemişse atışlarımız çoğunlukla ‘Karavana’ oluyor.

Sonra da oturup ağıt yakıyoruz. Hayatın bize bir şey vermediğinden yakınıyoruz.

Gönlümüz bir kapalı çarşı gibi…

Ne ararsak var içinde…

Onları bulmak için görevlendirilmişiz. Yolculuğumuz bunun için.

Biz ise patika yollarda ömür tüketiyoruz. Çalıya çırpıya takılan koyun ve keçi yünlerini toplayıp satarak zengin olmak peşindeyiz.

Hazine orada değil oysa…

Kapalı çarşı olan gönlümüz gerçek hazine!

Bu çarşıyı kendimize açık hale getirmeliyiz! Başkalarına kapalı olmalı. Sırrımızı sırlamalıyız. Başkalarının kıskanç ve kıymet bilmez bakışlarına sunmamalıyız elbette ama bizde bundan mahrum kalmamalıyız.

Kendi hazinesinden bîgane yaşayan bir gafil durumuna düşmemeliyiz.

Zübükvari bir duruma razı olmamalıyız.

Gönlümüz bizi gerçeğe davet ederken, büyük ve keşfedilmemiş bir hazine olarak orada dururken zübük gibi davranmamalıyız.

Evet hakikate çağrılı iken biz zübükçe bir ahlak benimseyip sözünde durmayan, üçkağıtçı, egoist, düzenbaz, ahlaksız, kalleş ve palavracı bir tanımın içine girersek çok acı olmaz mı?

Sözün özü, kapalı çarşımızın farkına varmalıyız.

Gönlümüzü ve içerdiği hazinelerin neler olduğuna dikkat etmeliyiz. Önümüze açılan imkanların, duyguların, manevi zevklerin bir ucunun o şar (Gönül) da olduğunu akıldan çıkarmamalıyız.

Bu zenginlik bize verilmişken ‘Alavere/dalavere’ye gerek yoktur.

Dünya buna değmiyor ayrıca!

Susuzluktan bağrımız yanıyorsa dikkatimiz orada olmalı!

Susamışlığımızı giderecek akarsular kapalı çarşımız olan gönlümüzdedir.

Âlemlerin seyrana indiği gönlümüzü biz seyredemezsek, seyran edemezsek bu en büyük ayıp olarak ‘öte’de karşımıza çıkmaz mı?

Temel mesele nedir dersek sonuç olarak; kapalı çarşımız olan gönlümüzü dikkate almaktır derim.

Fark etmektir.

Keşfetmektir.

Bu yolculuğu ciddiye almaktır!

Bir de bize bu kapalı çarşımızın güzelliklerini gösterecek, yolculuğumuzu buraya yapmamızı sağlayacak, koşuda geriye düştüğümüzde arkamızı toplayacak, destek verecek, bırakıp gitmeyecek bu yolculuğu yapmış, nasipli, aydınlanmış irfan ehli dostlara ihtiyacımız olduğudur.

Gerçek dostlara!..

HABER NAME/ 25.06.2012 canbolatugur@gmail.com/ https://twitter.com/ugurcanbolathttps://www.facebook.com/iyibakkendine

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3562 defa okunmuştur
Harika
Veli Ozantürk
Merhabalar Bir arkadaşım facede paylaştığında fark ettim. İlk kez okudum sizi. Tam da aradığım ve ruhumu saran bir dille kaleme alınmış bir yazı... Bu kadar kavga ve gürültünün içinde ruhumuzu dinlendiren yazılara çok ihtiyacımız var. En azından ben kendimi öyle hissediyorum. Teşekkür etmek istedim. Sağolunuz.
26 Haziran 2012 Salı 12:52
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
iyi fikir
Arzu Kendir
Selamlar Ne diyeyim içimden sadece "iyi fikir" demek geçti kaleminize kuvvet teşekkür ederim
25 Haziran 2012 Pazartesi 15:05
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
hem zengin hem fakir
Hayatı Kadıoğlu
MERHABALAR GALİBA ZENGİNİZ MA FARKINDA OLMADIĞIMIZDAN FAKİR GİBİ HİSSEDİYORUZ. KENDİMİZİ VE ALLAHIN KATINDAKİ KIYMETİMİZİN FARKINDA DEĞİLİZ. UYARI BİR YAZI. DİKKET ÇEKİCİ.TEŞEKKÜR EDERİM
25 Haziran 2012 Pazartesi 14:02
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri