«Vallâhu yuhibbul muhsinîn»*

Ahmet ERKALEM

*«Vallâhu yuhibbul muhsinîn» aşağıda zikrettiğimiz ilk âyet-i celîlenin bir bölümü... Merhum BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu’nun ismi bu âyetden alınma bir isimdir ve Anadolu’da oldukça yaygındır...

 

Öyle inanıyorum ki, bundan böyle analar babalar birçok yeni doğacak vatan erlerine bu güzel ismi seve seve verecekler, Muhsin’ler bir ölüp bin çoğalacaklardır... İnşaallah u rahman.

 

   Anadolu insanları Kur'ân’ı baş uçlarından eksik etmezler. Sanmayın ki o duvardaki çividen hiç inmez. Hiç okumayan Cuma gecelerinde bir Yasîn okur ölmüşlerine...

   Okurken mânâlarını da anlardı anneannem. Onlar Osmanlı kültüründen geliyorlardı. Bizim gibi atalarının mezar taşlarını bile okuyamayan cahillerden değillerdi...

   Anadolu insanı bir zamanlar böyleydi. Bu yüzden Kur'ân’dan alınma çok isim vardır. İnsanlarımıza rehberlik iddiasındaki bazı cahiller, kaleminden kinden başka birşey sadır olmayan beynamazlar onları sevmez.

   Onlar Anadolu’nun kültür ve değerlerine “Bu yıl da Kurban bayramı Hac mevsimine denk geldi” diyecek kadar yabancıdırlar ama küçümsedikleri o insanlar yegane kurtuluş rehberi olan Kur'ân’ı anlar ve okudukları metinlerde geçen kelimelerden çocuklarına isimler koyarlardı. Ya da başlarındaki hocalar böyle isimleri tavsiye eder onlarda çocuklarının kulağına ezan okuyarak bu isimleri verirlerdi. Bunlardan biri de Muhsin ismidir.

   Muhsin isminin geçtiği bir âyet-i celîle şöyledir:

   الَّذِينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ ۞ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ

   3/ Âli İmrân – 134. âyet: «Ellezîne yunfikûne fîs serrâi ved darrâi vel kâzımînel gayza vel âfîne anin nâs, vallâhu yuhibbul muhsinîn

   Meâli: «Öyle muttakîler (takvaa sahipleri)ki, bollukta ve darlıkta infakta (yardımda, ihsanda) bulunurlar. Ve öfkeyi yutan ve insanların kusurlarını affeden kimselerdir. Allah Teâlâ da ihsan edenleri (iyilik edenleri, muhsînleri) sever..»

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَابْتَغُوا إِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

   5/ Mâide Sûresi – 35. âyet: «Yâ eyyuhellezîne âmenûtteqûllâhe vebteğû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leállekum tuflihûn (tuflihûne).»

   Meâli: «Ey îman edenler, Allahdan korkun, O’na (yaklaşmıya) vesîyle arayın ve O’nun yolunda cihâd edin.. Tâki muradınıza eresiniz..»

   Bu iki âyet-i celîleyi hasseten seçtim. Zira bu âyetlerden birinde Muhsin ismini diğerinde ise Muhsin’in karakterini bulacaksınız...

   Muhsin Yazıcıoğlu kardeşim, ismiyle müsemma; ihsanı (yardımı yardımlaşmayı) seven bir mübarek insandı. Geçen gün Recep kardeşim aktarmıştı. Deniz Feneri’ne geldiğinde bir anısını anlatmış merhum. Aldatılmayı göze alarak yardım eden biriydi o. Ama dürüst ve samimi olanlara ceketini değil canını bile verirdi...

   Muhsin Yazıcıoğlu kardeşim, Mâide 35. Âyet-i celîlede emredildiği gibi takva sahibi (Allah’tan hakkıyla korkan), O’na (c.c) yakınlaşmak için vesile arayan ve O’nun (c.c) yolunda hiçbir dünyalık beklemeden (fî sebîlihi) cihâd eden biriydi.

   Allah’ım şahidiz böyle olduğuna. Sen de ona muradını ver, muradına erenlerden eyle, Fahr-i kâinat Resûl-i kibriya efendimiz (s.a.v)’le komşu eyle. Amin. 01 Nisan 2009

NOT: 25 MART 2009 TARİHLİ "AKSİYONER MÜSLÜMAN" BAŞLIKLI YAZIMA BİR İLAVE YAPTIM. BU İLAVEYİ NEDEN YAPTIĞIMI MERAK EDİYORSANIZ OKUYUN.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.