“Ak Parti’de AŞK”

26.05.2009 Salı günü Ak Parti Genel Merkezi ARGE Başkanlığı’nın belirli aralıklarla “Kütüphane Söyleşileri” başlığıyla düzenlediği ve Yazar Elif Şafak’ın konuşmacı olarak davet edildiği söyleşiye Memur-Sen Konfederasyonu genel başkan danışmanı dostum Şahin Ali Şen ve Ak Parti Genel Merkezi’nde görevli danışman arkadaşlarımızla birlikte katıldık…

 

AK Parti Genel Merkezinde, ''Kütüphane Söyleşileri'' çerçevesinde partililer ve izleyicilerle bir araya gelen yazar Elif Şafak, roman yazarlığı sürecini, kitaplarını ve edebiyat anlayışını anlattı…

-Romanlarını yazarken daha çok sezgilerle ve duygularla yazdığını…Yazıya düşkünlüğünün yaşantısının çok erken dönemlerinden itibaren gelişmeye başladığını, yazma güdüsünün gelişmesinin ise daha geç dönemlerde gerçekleştiğini…Hayatın sürekli bir değişimi beraberinde getirdiğini ve sanatçıların algı kapılarının sürekli açık olması gerektiğini… Edebiyatın sınırsızlığını ve akışkanlığını sevdiğini ve kendisinin daha çok bilinçaltı ile yazdığını anlattı…Kısa bir bölüm de okuduğu ''Aşk'' isimli kitabının ana eksenlerinden birini oluşturan tasavvuf felsefesi ile 15 yıl önce üniversitede okurken tanıştığını ve romanını yazarken edebiyat ve tasavvufun kendi gerçekliklerini göz önünde bulundurduğunu söyledi…

-“İki roman türü vardır. Birincisi mühendislik kaygısıyla ölçerek, planlayarak yapar. Bu tür, kendini okur üstünde görür. Bu “Baba romancılık” olarak da ifade edilebilir. Bu tanımı benimseyenler, okuru “oğul” olarak görür. Oysa ben yazının okuru şaşırttığı kadar beni de şaşırtmasını isterim. Romanlarımı yazarken akılla yazdığıma emin değilim, daha çok sezgilerle, duygularla yazıyorum...”

-“Türkiye 'de çok iyi bir edebiyat okuru bulunuyor. Bunun büyük bir bölümünü kadınlar oluşturuyor. Osmanlı'dan itibaren Türkiye'de çok güçlü kadın yazarları var. Bu yazarlar önemli mücadeleler verdi. Bizden önceki kadın yazarlara çok şey borçluyuz” dedi…Türkiye'de eleştirmenlere çok fazla ihtiyaç olduğunu, ancak eleştirilerin yazar odaklı değil, eser odaklı olması gerektiğini söyledi...

Katılımcıların daha çok “romanları” üzerine yönelttikleri soru ve cevaplarla devam eden Elif Şafak’ın, söyleşisinin“Aslında hepimiz bir hikaye anlatıcısıyız. Hepimizin anlatılmayı bekleyen bir hikayesi vardır” giriş cümlelerini oluşturan bu sözleri, bana göre, yazarın, okuruyla arasında kurduğu “bağ” ve “frekansı” yakalaması açısından önemliydi…

Açılış sunumunu Ak Parti Milletvekili Doç.Dr.Aşkın Asan’ın yaptığı, Ak Parti ARGE’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Reha Denemeç, Kültür eski Bakanı Atilla Koç, Ak Parti Tanıtım ve Medya’dan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen ve bir çok milletvekiliyle birlikte üniversite öğrencilerinin ve herkesimden izleyicinin katıldığı Ak Parti Genel Merkezi Kongre Salonu’nda “Kütüphane Söyleşileri” adıyla gerçekleştirilen “organizasyonunu” tek kelimeyle takdire şayan buldum…

 

Bu takdirimi, “Bir siyasi parti, yaptığı bir organizasyona mutlaka bir “anlam” yükler” görüşünü, “Siyasi partilerin temelini toplumsal birliktelikler oluşturur, dolayısıyla siyasetin asıl sahibi millettir” yargısıyla “çürütüp”, “Siyasi partileri bu tür organizasyonları gerçekleştirmenin dışında tutarak, varlık sebeplerinin “öznesi” olan “sivil” niteliklerinden “soyutlamak” ve sosyal sorumluluklarını sadece “resmi” kimlikleriyle algılayıp eşleştirmek doğru bir yaklaşım olmaz” düşüncesiyle de güçlendiriyorum…

 

Halbuki, herhangi bir siyasi parti bünyesinde çeşitli başlıklarla kültürel ve sanatsal organizasyonlar düzenleyip böylesi bir aktiviteye imza atılmış olsun da, içine “politika” bulaştırılmasın…Ne mümkün!..Mutlaka içinde bir “siyasi mesaj”, mutlaka içinde bir ideolojik “kaygı” bulursunuz!…

 

 “Ak Parti, iktidar olmayı hak ediyor”’un arkasından gelen “Neden?” sorusunun cevabını işte tamda burada “aramak”, burada “irdelemek” lazım aslında…

 

Son tahlilde, kim hangi “düşünce” ve “siyasi görüş”te olursa olsun, bana göre Türkiye’nin “akl-ı selim” “sağduyu” sahibi insanlarının, Ak Parti Genel Merkezi’nin kültür, edebiyat, fikir ve sanat dünyasının “etkin” isimlerinin katılımıyla yürüttüğü, bu tamamen “bilgi paylaşımına” dayalı,  “özgür düşünce platformu”ndan ibaret “nitelikli” organizasyonunun hakkını teslim ettiğini düşünüyorum…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum