ÇANAKKALE İNSANLIĞIN TARİHİ

Çanakkale; gençlerin, çocukların hayal bile kuramadan toprak altına tohum gibi serpilmiş bir destanın zaferi. Düşünme günü yapalım bugünü. Bakalım kimler sonuna kadar düşünüp idrak edecek, kimler okurken üzülmek dahi istemeyecek ürperecek yazımızın başında veda edecek.

Yarım bırakamazdım bu destanı ben bıraksam dahi ecdat bırakmazdı beni, madem başladık devam etmeliyiz.  Hadi her birimiz pamuk yastıklarda, yorganlarda yatırdığımız evlatlarınızı hayal edelim. Geceleri her uyandığımız da koşup üşümesin diye üstünü örttüğümüz evladımızı hayal edelim. Evlerden bir bir erkek evlatlarımızın alındığını bir zamanı hayal edelim. Birçok genç ve çocuklarımız dersliklerinden apar topar tarihin damgasını vuracağı Gelibolu’ya götürülüyor. Vatanseverlik, fedakârlık, cesaretin bir arada yer aldığı insanlar topluluğu tek hedef Vatan değil mi?

Kaçımız üstü açık gökyüzüne evladını bir kış günü canı gönülden elinden tutup cepheye gönderir ve ardından: “Ya gazi ol ya şehit” diye öğüt verir?

Askere evladını gönderecek olan anneler hadi hazırlıklarınızı düşünün. Çifter çifter çoraplar, atletler. Eldivenler aman üşümesin ayaklar.

Birde gençler siz düşünün. Yaşınız gelmiştir 24-28 askerden nasıl kaytarırım diye planlar içindesiniz. Üniversitenin biri biter birine başvurulur. Hepsi de askere ne kadar geç giderim diye kırk takla atarsınız. 106. Yılı kutlanan ve 5 ay süren bu zorlu yolculuktan binlerce şehit veririz.

Yozgatlı Kınalı Hasan ve Hikâyesi

Yozgatlı Hasan’ın lakabı da “Kınalı Hasan” olmuş Çanakkale’de savaşır iken. Hasan, Yozgat ilinin Sarıkaya kazasına bağlı Kara Yakup köyünden (Günümüzde Beldedir) gelerek Çanakkale’de savaşa katılmıştır. Çanakkale Savaşı adeta bir değirmen misali insanımızı öğütür iken, yaşanan yüksek kayıplar nedeniyle gönüllüler ve askerlik çağında olmamasına rağmen yaşı küçük olanlarda askere alınmak zorunda kalınmıştır.

Daha bıyıkları terlememiş bu delikanlı, kendisi gibi gencecik arkadaşları ile beraber yayan yapıldak günlerce yürüyerek Yozgat’tan çıkıp Çanakkale’ye ulaşmış. Burada sayısı azalan birliklere yapılan takviyeler esnasında 64. Piyade Alayı, 1. Tabur, 2. Bölüğe intisap edip çakı gibi Mehmetçik olmuş arkadaşları ile birlikte.

Hasan’ın bulunduğu 2. bölüğün komutanı Yüzbaşı Sırrı Bey olarak kayıtlarda yer almaktadır. Yüzbaşı Sırrı Bey askerlerini savaşa bizzat hazırlar, talimlerini kendi yaptırır, sürekli birlik içerisinde dolaşarak askeri ile tek tek sohbet eder dertleşirdi. Genç yaşına rağmen bir baba edasıyla askerine kol kanat gerer, cephede her biri ile tek tek ilgilenirdi. Yüzbaşı Sırrı Bey talimlerine başlamadan önce, birliğine yeni katılan askerleri ile tanışmak ve sohbet etmek ister ve dolaşmaya başlar. Asker arasında dolaşırken Hasan’ın başındaki kına Sırrı Bey’in dikkatini çeker. Cepheye gelen askerlerin sağ ellerinde, sağ elinin üç parmağında ya da sağ ayağının parmaklarında kına görmeye alışıktı Sırrı Bey ama baştaki kınayı ilk defa görüyordu. Hasan’a bunun manasının ne olduğunu sorduğunda Hasan utandı, üzüldü ve dedi ki komutanına:

-Komutanım, buraya geleceğim vakit anam yaktı bu kınayı. Ben de niye diye sormadım.

Sırrı Bey:

Öyleyse sen söyle bölük yazıcısı yazsın köyüne, bakalım ne cevap gelecek?

Hasan:

-Baş üstüne komutanım.

Bir istirahat anında bölük yazıcısı Hasan’ın yanına gelir. Hasan söyler, o yazar. Selam kelamdan sonra Hasan, bulunduğu yerin güzelliğinden, çiçeklerin kokusundan, arkadaşlarının dostluğundan, komutanının tatlı dilinden bahsettikten sonra, konuyu kınaya getirir.

– Anacığım, kumandanım saçımdaki kınayı sordu, ben bilemedim. Arkadaşlarımın arasında mahcup oldum. Kınanın bir manası varsa bildir de kumandanıma söyleyeyim.

Mektup Yozgat yollarına çıkar ancak ne vakit varır bilinmez. Cevap gelir mi gelmez mi, anasına ulaşsa okur mu, okutur mu belli değildir. Lakin Çanakkale’de sürekli sırtlan gibi saldıran düşmana karşı koymak lazım geldiği için ihtiyat kuvvetlerinin fazla bekleyecek zamanı yoktur. 2. Bölük de savaş içerisinde üzerine düşen vazifeyi yapar. Bu öyle bir harptir ki, dünyada eşi benzeri olmayan bir vahşet yaşanmaktadır. Anadolu’nun kınalı koç yiğitleri, ellerindeki kıt imkânlarla, adeta etten bir duvar örüp düşmana geçit vermeden namusları için, vatan için vuruşmaya başlamışlardır. Bu ateş cehenneminde nice kınalı koç yiğitlerimiz, körpecik delikanlılarımız şehit olmakta, Avrupalının kan içen canavar makineleri, gemileri, topları Gelibolu’yu bir kan gölüne çevirmektedir.

Öyle bir savaş ki 1metre kareye 6 bin merminin yer aldığı bir mekân düşünün. Gökyüzünden yıldız yerine mermiler kayıyor.

Aradan iki aya yakın belki fazla zaman geçmiştir. Bir gün Yüzbaşı Sırrı Bey’in bölük karargâhına birkaç mektup ulaşmıştır. Yozgat’ın Sarıkaya İlçesi Kara Yakuplar köyünün köy kâtibi mektubu Hasan’ın anasına ulaştırmış ve anasının söylediklerini de yazıp cepheye yollamıştır. Yüzbaşı Sırrı Bey mektubu alarak okumaya başlar. Mektup da Hasan’ın anası şunları yazmıştır:

“Yavrum, Hasanım, Kınalı Kuzum,

Mektubun geldi, sanki dünyalar benim oldu. Köy kâtibi okudu, ben ağladım. Kumandanını pek sevmişsin, ne güzel! O senin babının yarısıdır. Sakın ola yavrum kumandanının emrinden çıkma, önünden aykırı geçme. Ateşe bas dese basasın yavrum. Kars’tan, Siirt’ten, Adana’dan, Uşak’tan arkadaşların olmuş. Birbirinizi çok sevip iyi geçinirmişsiniz. Elbette öylesi yakışır yavrum. Onlar senin dünya ahret hakiki kardeşlerindir. Sakın onları incitme yavrum. Sütümü sana helal etmem. Kumandanın saçındaki kınayı sormuş. Bunda bilmeyecek ne varmış ki yavrum? Bizim burada Allah için kurban seçilen koçların başını kına ile süslerler. Ben de dört kardeşin içerisinde en çok seni sevdiğim için seni vatan, millet ve Allah yolunda kurban olarak seçtim. O yüzden başını kınaladım.

Anan Hatçe”

Sırrı Bey, iki gözü iki çeşme mektubu okur. Sonra posta erini çağırır.

-Şu Yozgatlı Kınalı Hasan’ı bulun bakalım. Mektubunu ona ben okuyacağım, onun okuması yoktu.

Çok geçmez posta eri geri döner.

-Kumandanım Hasan bir hafta önce Arıburnu’ndaki şiddetli muharebede Hakk’a yürümüş.

Sırrı Bey, orada gözyaşlarına hâkim olamaz. Düşmanın onca güce rağmen Çanakkale’yi neden geçemediğini bir kez daha anlarız. Böyle evlatlar onları Hak ve vatan için askere gönderen analar hürmetine.

Çanakkale geçilmez…

Hakları asla ve asla ödenmez!

24d1c52b0c7d49aba5186e16892e8cbd.jpg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum