FEDAKARLIKTAN ÖTE “ADANMIŞ BİR RUHTUR” MEHMET AKİF… (2)

 

 

O  yıllarında Anadolu halkının büyük çoğunluğu ve onların temsilcisi olan Meclis mebuslarının ortak yönleri; düşmana karşı direnme ve ülkeyi kurtarma konusunda hem fikirdiler.

Dolayısıyla mücadelede boyunca ciddi bir fikir ayrılığı yaşanmaz ve zafer kazanılır. Sonraki yıllar ise, ortak duygulardan uzaklaşma, tek taraflı ayrılıkların yaşandığı yıllar olur.
 

3 Mayıs 1920'de ilk bakanlar kurulu oluşturulur, Mustafa Kemal hem meclis hem de hükümet başkanı olur. Bu noktadan sonra Mustafa Kemal'in tavırlarında görülen değişimler Meclis’in 1923'te ikiye bölünmesinin sebebi olur. Mustafa Kemal'e kayıtsız şartsız bağlananlar birinci grubu, Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey'in önderliğini yaptığı ikinci grubu temsil etmekteydi.

Bunlar, birinci gruba muhalefet eden muhafazakar milletvekilleriydi. Milli Mücadeledeki ortak hedeflerden  uzaklaşılmaması gerektiğini söylemekteydiler.

 Akif, ilk mecliste muhafazakar gurubu içinde yer alır. Daha sonrası I.Mecliste mebus iken II.Meclise üye bile seçilemez. Büyük bir hayal kırıklığına uğrar, hele dava arkadaşı Ali Şükrü Bey'in ortadan kayboluşu ve ardından öldürülüşü Âkif'i çok derinden yaralar, meclisten soğutur..

Milletvekilliğinden istifa ederek 1923 Mayıs ayı başında ailesi ile birlikte İstanbul'a döner. Akif ve yeni devleti kuranların yolları ayrılmıştır artık.

Hayatının sonraki dönemlerini vatandan cüda/ayrı geçirir.

Abbas Halim Paşa'nın daveti üzerine 1923'te Mısır'a gider. Mısır hayatı 1936'ya kadar sürer. Bu devrede Akif fikri çalışmalarına devam etmekle birlikte Mısır Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Türk edebiyatı derslerine de girer.

1936 senesi sonlarında hastalanması üzerine Vatana dönen Akif, 26 Aralık 1936 günü akşamı Hakkın rahmetine kavuşur. Naşı, Edirnekapı'daki şehitlikte bulunan mezarlığa binlerce gencin omuzları üzerinde ebedi aleme yolcu edilir.

Karakter olarak da son derece hassas ve bir disiplin insanıdır o. Toplumun o dönem itibarıyla yaşadığı ahlaki ve siyasi çöküntüler karşısında her bir ferd onun için çok önemlidir, ilgi alanındadır.

Hayatını anlatan ve yazan kaynaklardan okuduklarımız veya dinlediklerimiz onun diğerlerinden farklı olarak fedakarlıktan öte adanmışlık ruhuna sahip bir kişilik olduğunu göstermektedir bizlere.

Şiirleriyle, makaleleriyle vaazlarıyla bu milletin dertlerini dile getiren o, heyecanıyla, yaşayışıyla bu milletten bir parçaydı adeta. Bu necib milletin tercümanı, bir temsilcisiydi.

Bu yüzdendir ki insanımız onu tarifi mümkün olmayan bir sevgiyle bağrına basmış, aradan yıllar geçmesine rağmen unutmamıştır.

Unutmayacaktır da...

ulvi_sevecen@hotmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum