Haydi başka kapıya

Hayrola, Akşam gazetesinde yazarların kavrayışlarını etkileyecek çapta bir şeyler oluyor da ben mi haberdar değilim?

Gazetede kendisine köşe verilenleri, okuduğunu anlar, çarpıtacaksa bile bunu zekâ ve kavrayış düzeyine leke düşürmeden yapar kişiler olarak düşünürüm. Akşam'da iki köşede çıkan benzer iki yazı, beni, yazanları açısından müthiş endişelendirdi. Bu denli kavrayıştan uzak, anlama-özürlü yazılara okul duvar gazetelerinde bile rastlanmaz çünkü.

İsterseniz önce dün çıkan bir yazıya yoğunlaşalım. Yazının yazarı yakın zamanlara kadar gazetenin yayın yönetmeniydi. Eski yayın yönetmeni yazar benim için bakın ne yazdı: “Doğan Grubu'nun üstüne gidilmesinden sonra, 'Aynı büyüklükte olmasa da Maliye'nin heybesinde başka turplar da var' gibi insanı dehşete düşüren bir cümle yazabildi. / Doğan Grubu'nun üstüne gidilmesinin siyasi içerikli olduğu neredeyse tüm dünya tarafından kabul edildiği bir dönemde, maaşını gazetelerde yazı yazarak kazanan bir gazetecinin, sırada başka medya gruplarının da olabileceğini ve onların da Maliye tarafından turp gibi sıkılabileceğini, artık gizleyemediği bir keyifle yazabilmesi ayıp değil mi?..”

Bütün yazı “Doğan gitti gider, sırada başka bir grup var” dediğim kabulü üzerine oturuyor.

Oysa ben o yazıda ve bugünlerde yazdığım başka yazılarda Doğan Grubu'na verilen cezadan söz ediyorum. Üzerine koca bir yazı inşa edilmiş değerlendirmem de bütünüyle aynı grupla ilgili. Çok büyük bir ceza aldığını, onu başka cezaların da izleyebileceğini söylüyorum.

Özel bir bilgi değil bu; SPK cezasının da kapıda olduğu, farklı işlemlerden dolayı grubun Maliye'de başka dosyaları da bulunduğu gazete haberleri...

Eski yayın yönetmeni yazarın yazısına konu ettiğim benim yazımın ilgili bölümünü okuyun: “Allah kimsenin başına vermesin: Ülkemizin en büyük medya grubu 1.1 milyar TL'yi bulabilecek bir vergi cezasına çarptırıldı; gazetelere yansıyanlara göre, aynı büyüklükte olmasa da Maliye'nin heybesinde başka turplar da var... / Gelişme başka süreçleri de başlattı: Cezaya muhatap olan şirket ve ilişkili diğer şirketlerin hisse senedi değerleri borsada muazzam bir düşüş gösterdi ve ilk beş gün içerisinde Doğan Holding 367,5 milyon TL, Petrol Ofisi de 165 milyon TL kayba uğradı.”

Kavrayış mükemmel, değil mi?

Ondan iki gün önce gazetenin bir başka yazarının sütununa konuk olmuştum. Onun da iddiası, benim 'özel' bilgilere dayanarak Ergenekon'da sıranın başka medya gruplarında olduğunu yazdığım... 17 Şubat tarihli bir yazıma dayandırıyordu iddiasını... Şöyle yazmışım: “Acaba Ergenekon soruşturması önümüzdeki günlerde medya gruplarına doğru yön mü değiştirecek? Önce birine, sonra daha büyüğüne?”

Bakın ardından neler diyor: “Doğan Grubu'na verilen vergi cezası da hemen bu yazıdan sonra. Bu işte de bir kaset sızdırma olayı olduğunu hatırlatmak isterim. Bütün bunların tesadüf olmadığı da ortada. Artık kesin olarak kanıtlandı ki bu bir şebeke işi. Ve son zamanların bütün manşetleri, bütün gündem maddeleri önceden tasarlanmış ve o kurgu etrafında ilerliyor. Bu gerçeği, tasarımın mimarları bizzat ele verdi.”

Oysa o yazıda yazarın ima ettiğinin tam tersini yazmıştım ben. “Artık bu kadar da kavrayış özrü olmaz” demeden önce yazımın ilgili bölümünün bütününü okuyun:

“Acaba Ergenekon soruşturması önümüzdeki günlerde medya gruplarına doğru yön mü değiştirecek? Önce birine, sonra daha büyüğüne? / Bu sorunun cevabını bilmiyorum; doğrusunu söylemem gerekirse, öyle bir şey olacağını sanmıyorum da... 'Soruşturma genişler mi, genişlerse ne yöne gider?' sorularına verebileceğim kesin bir cevabım yok benim... / Hayrettir, Ergenekon bir dava sürecine doğru evrilirken başlayan tantanaya göre, 'işaret fişeği' gibi bir şeyim ben; gazetede yazıyor, televizyonlarda isim telâffuz ediyorum; benim kendilerinden söz ettiğim kişileri savcılar tutukluyor... Birileri bu iddiada... / Tantanayı haklı çıkaracak tek bir yazım veya sözüm gösterilemez.”

Sanki çarpıtılacağını biliyormuşum gibi, yazıma, “Ayıp oluyor ama...” başlığını koymuşum.

Gelin, benim yerimde olun da “Galiba bunlar benim üzerimden patronlarına mesaj vermek istiyor” diye düşünmeyin bakalım. Ancak ters tepebilecek, istediklerinden çok farklı bir sonuca yol açabilecek tehlikeli bir mesaj bu.

Patronları olsam, “Hayrola?” diye düşünürdüm. Onlar gibiler sayesinde artık herkes harıl harıl beni okuduğu için, “Hayrola, bizimkiler okuduklarını anlamıyorlar mı?” hayretini de duyabilir Mehmet Emin Karamehmet, “Hayrola, bunlar beni yersiz yere korkutuyorlar mı?” hayretini de...

Yahu, gelin bunu benim üzerimden yapmayın; patronunuzla doğrudan konuşun

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.